|
Pazartesi, 30 Ağustos 2010 |
Şeyh Mahmud ŞEBÜSTERÎ
S. Düşünce Nedir?
C. Düşünce bâtıldan Hakka gitmek, cüzde mutlak olan küllü görebilmektir. Gönülde tasavvur meydana geldi mi, önce ona hatırlayış denir. Düşünceye dalarak bu dereceyi aştın mı ona da “İbret” denir. Akıllıca düşünce bir işin etrafında düşünüp başarmaya yarayan tasavvurdur. Her şey zıddı ile bilinir. Yokluk mutlak varlığın aynasıdır. Allah'ın nurunun aksi yoklukta ve fenada görünür. Sayı önce birdir amma saymaya başladın mı sonu yoktur. Âlemi baştanbaşa ayna bil; her zerrede yüzlerce güneş parlamakta olduğunu gör.
Aza bakımından sivrisinek filin aynısıdır. Ad bakımından katre dil’in eşidir. Bir habbenin içinde yüzlerce harman var; bir buğday tanesinin içine bir âlem sığışmıştır. Sivrisineğin gözünde bile kocaman bir gökyüzü vardır. Bütün ağaç nasıl tohumunun içinde gizli ise, tohum da nihayet ağaçtan meydana gelir. Bütün devir; gün, ay, yıl bir an içindedir. Bunu anladın mı bil ki ezel ile ebed birdir. Bir zerreyi bile yerinden oynatırsan bütün âlem bozulur gider. Etiketler: Düşünce Nedir Batıl Hak Tecelli Nefis Rab Tecelli Nuru Kamil insan Vahdet Sırrı |
|
Devamını oku...
|
|
|
Pazartesi, 30 Ağustos 2010 |
İsmail Hakkı BURSEVÎ
1. Yüce Allah buyurdu ki “ Ben gizli bir hazine idim, bilinmek ve tanınmak istedim ve mahlûkatı yarattım.” Bu kutsi hadisin ışığında “ Ben insanları ve cinleri beni tanımaları ve bana iman ederek ibadet etmeleri için yarattım” (Zariyat, 51:56 ) ayetinin manası anlaşılmaktadır.
2. Yüce Allah peygamberimizin dilinden hikaye tarzında Kur’ân-ı Kerimde “H em ben, hem bana tabi olanlar körü körüne değil, basiret üzere Allah’a davet ederim” (Yusuf, 12:108) buyurmaktadır. Basiret üzere ilim, hikmet, akıl ve kalp beraberliğinde davet ederim’ demektir.
3. Peygamberimiz (sav) buyurdular ki: “ Ben ve benden önceki peygamberlerin en faziletli kelimesi ‘Lâ ilâhe illallah’ kelamıdır."
4. Peygamberimiz (sav) Miraç Gecesi Yüce Allah ile 99.000 kelam vahyolunmuştur. Peygamberler davet ederler. Evliya ise irşat eder. Kalbin ve ruhun hayatı ilimle, cesedin hayatı ise amelledir. Etiketler: Kenz-i Mahfi İsmail Hakkı Bursevi Gizli Hazine Basiret Fazilet İnsan-ı kamil Hatemul Evliya Mehdi İlim |
|
Devamını oku...
|
|
|
Cuma, 27 Ağustos 2010 |
|
Nâsır-ı Hüsrev el-Isfahânî
1. Ey gönül! Kendini Allah rızasına ada! Cennet ve cehennem sözünü bırak; yalnız Allah rızası için çalış. Allah’tan başka yar ve yardımcı arama! Sana yücelik tacını bağışlayan Hak olduğu halde sen neden başkasına gönül bağlıyorsun? O Allah seni âlemde üstün kıldı. Hem seni en hayırlı bir iş için yarattı ve ebedi cennete namzet kıldı. O Hak kapısında zorlama olmadığı gibi, buradan daha iyi dergâh da bulamazsın.
2. Ey Kardeş! Bir söz söylemek istiyorsan dinden bahset. Her zaman sağlam bir ipe tutun. Bil ki o zaman yardımcın Allah’tır. Din yolunun delili ve rehberi ise Mustafa (as) dır. Din yoluna girmek istersen Muhammed Mustafa’nın yolundan başka yol bulamazsın. Onun dışındaki yollar hep dalalete çıkar.
3. Ey Dost! Şayet kendini küçültmek istemiyorsan sonunda zillete düşecek bir iş yapma. Allah'ın rızası iyilikte olduğuna göre hangi iş iyilikten daha iyidir? Öyle ise dertlilerin gönlünü hoş et, çaresizlerin halini unutma!
4. Ey Kardeş! Madem sende cevher var, öyle ise din bilgisini edinmeye ve dinde derinleşmeye çalış. Arkadaşlığın insan nefsi üzerinde büyük bir tesiri vardır; öyle ise iyi insanlarla konuş. İyi öğüt dinle. İyilikten sana bir kötülük gelirse gel benim yakama yapış!
Etiketler: Saadet Mutluluk Mutluluk Kitabı Arkadaş Kardeş Dost Gönül Nefis Dünya |
|
Devamını oku...
|
|
|
Perşembe, 26 Ağustos 2010 |
M. Ali KAYA
İslamiyet “Tevhit” dinidir. Tevhit, Allah'ın şeriki ve naziri olmadığı, her mekânda hazır ve her şeye nazır olup mekândan münezzeh olması, her şeye her şeyden ayın olup her şeyin ondan nihayet derecede uzak olması demektir. Bu inancı akıllarına sığdıramayanlar, şirke, teslise, tatile ve küfre düşmekten kendilerini kurtaramamaktadırlar. Bu nedenle hak din bir olup “Tevhit” dinidir. Haktan ayrılan dinler ise çoktur. Tevhidin ifadesi “ Lâ ilâhe İllallah Muhammed Resulullah” kelamıdır. Muhammed Resulullah tevhid kelimesinden ayrılmaz, zira Tevhidi bize ders veren ve öğreten odur. Şayet Muhammed (as) olmasaydı bizler şirkten kendimizi kurtarıp tevhidi bilemez ve bulamazdık. Bu nedenle Tevhide iman Hz. Muhammed’e (sav) iman etmeyi gerektirir. Muhammed’i (as) tanımadan ve risaletini kabul etmenden tevhid iddiası batıldır. Bu nedenle Allah kulu ve resulü olan Muhammed’in (as) risaletini kabul etmeyenin imanını kabul buyurmamaktadır. Allah’a iman resulüne iman etmek, Allah’a itaat da Resulullah’a itaat etmektir. (Nisa, 4:80) Allahî sevmek ancak Resulullah’a iman ederek itaat etmekten geçer. Yüce Allah “Allah’ı seviyorsanız Resulüne itaat edin ki Allah da sizi sevsin” (Âl-i İmran, 3:31-32) buyurarak bu gerçeği ifade etmiştir.
Tevhid cümlesi ise “Tevhid hakikatini bize ders veren peygamberimizin (sav) her namazdan sonra okumamızı emrettiği “Lâ ilâhe ilaallahu, vahdehu, lâ şerîke lehu, lehu’l-mülkü, ve lehu’l-hamdü, yuhyî ve yumîtu ve hüve hayyun lâ yemûtu, bi-yedihi’l-hayru, ve hüve alâ külli şeyin kadirun ve ilehyi’l-masîr” cümlesidir. “ İsm-i Azam” mertebesini ve İsm-i Azamı taşıyan bu cümle-i tevhidin Bediüzzaman tarafından “20. Mektup Birinci Makamda” ve “El-Huccetu’z-Zehrâ’nın Birinci Makamında” yapılan izah ve yorumundan özetleyerek cümlelerinin ifade ettiği tevhidî manaları tek tek ele alalım. Ne kadar mükemmel tevhide işaret edip kâinatın şahadetini de ifade ederek tevhidi ispat ettiğine bakalım. Etiketler: Tevhid Tevhit Cümlesi Tevhit İsm-i Azam Ayetül Kübra Rububiyet Uluhiyet Şirk |
|
Devamını oku...
|
|
|
Perşembe, 26 Ağustos 2010 |
|
Tuğrâî - Lâmiyetü’l-Acem
1. Fikrime konu olan kaynakların asilliği ve sağlamlığı beni yanlışlardan korudu. Değerli fikirlerimin cevherleri yoksulluğumu süsledi.
2. Güneş nasıl ki kuşluk ve grup vaktinde aynı olduğu gibi benim şerefim de önünde de sonunda da birdir. Makamla mevki ile makamdan azille değişmez.
3. Ben arkadaşımı önemli işlerde bana yardım etsin diye çağırıyorum; hâlbuki basit ve bayağı işlerimde bile beni ihmal ediyor. Ne diye arkadaş edineyim ki…
4. Temiz ve soylu kadınlar korkak ve cimri olanlardır. Onların korkaklığı ve cimriliği erkeklerin yiğitliklerini ve cömertliklerini artırmaya sebeptir.
5. Sağlık sevgisi ve kişinin rahatına düşkünlüğü yüce emellerin ve ideallerin insanda yerleşmesine engel olur, insanın himmetini kırar ve tembelliğe sürükler. Etiketler: Fikir Damlaları Fikir İrade Dünya Beka |
|
Devamını oku...
|
|
|
Çarşamba, 25 Ağustos 2010 |
|
M. Ali KAYA
Nasıl ki mevsimlere göre insanların rağbet ettiği mallar değişir. Zaman zaman birer mal revaç buluyor. Aynen bunun gibi âlem sergisinde ve sosyal hayatta da her asırda birer metâ rağbete mazhar olur. Fikirler onun etrafında döner ve insanlar onu elde etmek için çalışırlar. Bu zamanda en mergup meta ve herkesin kazanmaya çalıştığı ve peşinden koştuğu şey, dünya hayatının saadeti, zenginlik ve siyasi ikbaldir. Bu nedenle siyaset herkesin ilgi alanına girmektedir. Kimi makam ve mevki için, kimisi de makam sahiplerinden menfaat elde etmek için siyaset ile hararetle ilgilenmekte ve diğer hususları ikinci üçüncü dereceye atmaktadır. En dindarı da siyasi haberleri dinlemek ve siyasi boğuşmaları takip etmek için camiyi ve cemaati terk etmekte ve namaz gibi en birinci derecedeki bir ibadeti ertelemekte ve hatta terk etmektedir.
Siyasete rağbet de insanları yalancılığa ve yalan propagandalara sevk etmekte ve yalancılık doğruluğa tercih edilmektedir. (Sözler, 2004, s. 779, 785) Siyasi propaganda yalana fazla revaç verdiği için yalanın müthiş çirkinliği gizlenerek doğruluğun parlak güzelliği görünmemeye başladı. Bu nedenle doğrular rağbetten düşerek yalancılar meydan aldı. (Sözler, 795) Particilik taraftarlığı ile insanlar sempati duydukları liderlerin ve dostlarının hatırı için onların yalanını ve cerbezesini muhalifinin doğrusuna tercih eder oldu. Hatta o dereceye vardı ki “Siz falana inanıyorsunuz da bana neden inanmıyorsunuz?” gibi şantajlar dahi olayın doğruluğu için delile tercih edilir oldu. Etiketler: Siyasi Tarafgirlik Propaganda Yalan Siyaset Hırs Heves Makam Menfaat Siysaetten Allaha Sığınma |
|
Devamını oku...
|
|
|
Salı, 24 Ağustos 2010 |
|
M. Ali KAYA
İki cihan saadetini kazanmanın tek bir şartı vardır; iman etmek. Yani Allah'ın birliğine ve ahretin varlığına inanarak peygamberin mübarek ağzından çıkan her şeye değer vererek kabul etmek, uymak ve uygulamak. İman budur. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Kâinatta en yüksek hakikat imandır” derken yüce Allah'ın “Ben insanları ve cinleri kendi nefislerinde ve kainatın aktarındaki delillerim ile beni tanısınlar, bana iman edip ibadet etsinler diye yarattım” (Zariyat, 51:56) ayetinin ifade ettiği manayı veciz bir ifade ile bizlere ders veriyordu.
Sağlam bir imana sahip olmak en büyük hazinedir. Bu hazineler değerli olduğu için kilitli sandıklarda bulunurlar. Sandığa sahip olmak yeterli değildir. Bu sandık içindeki hazineye ulaşabilmek ve istifade etmek için bir anahtara ihtiyaç vardır. Bu anahtar ise “Kelime-i Şahadettir.” Kelime-i Şahadetin ise iki kelamı vardır ki birbirine müsavidir. Birincisi “Lâ ilâhe illallah” ikincisi, “Muhammed Resulullah” demek ve bunlara şahit olduğuna kalben inanmak ve lisanen ikrar ederek bu imanına başka şahitler kazanmaktır. İşte bu mübarek kelam “İmanın anahtarıdır.” Etiketler: İman İmanın Anahtarı Kelime-i Tevhid Tevhid Cümlesi Kelime-i Şahadet Hidayet İsmi Azam |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 17 Toplam: 820 |