|
Perşembe, 20 Mart 2008 |
M. Ali KAYA
Türkiye Cumhuriyeti üç kıtaya hakim olan “Osmanlı Devleti”nin varisi olarak kuruldu. Osmanlı devleti ise çok dinli, çok dilli, çok kültü rlü bir topluluğu asırlar boyunca ahenk ve birlik içinde yönetti. Bu, Osmanlıların İslam adalet ve hoşgörü ile devleti yönetmesindendi.
Her varlık gibi Osmanlı da büyüdü, genişledi, ihtiyarladı ve yıkıldı. Osmanlıların yıkılış sebebi Bediüzzaman’ın ifadesiyle; “Cehalet, Zaruret, İhtilaf”dı. Bunun çaresini ise, “Sanat, Marifet ve İttifak” olarak gösteriyordu. Bu, bugünün Türkiye’si için de geçerli olan dert ve çarelerimizdir. Bunun sebebini ise Bediüzzaman: “Milletin kalp hastalığı zaaf-ı diyanettir. Bunu takviye ile sıhhat bulabiliriz” diyerek ifade ediyordu. Etiketler: Ülke Bütünlüğü ve Din Milletin kalp hastalığı Cehalet İhtilaf İslâmiyet İnsaniyet hamiyet-i Milliye |
|
Devamını oku...
|
|
|
Perşembe, 20 Mart 2008 |
M. Ali KAYA
Eğitim sonuçları değiştirmek için başlangıçları ve zihniyeti değiştirme faaliyetidir. Bu faaliyetten sonuç alabilmek için öncelikle eğitim ordusunun ve personelin eğitimine, zihniyet ve anlayışlarının değişimine ihtiyaç vardır. Böylece yeni bir düşünce tarzı kazandırı  lır ve metotlu bir eğitim süreci dahilinde kültür değişimi sağlanır. Bütün bu faaliyetlerin tümüne personel eğitimi adı verilir.
İyi bir yönetici personelinin eğitimine önem verir. Okumaya ve araştırmaya teşvik eder, yeniliklerin takibini ister ve bu konuda onlara yardımcı olur. Bizim milletimiz görevlendirmeye yatkın olduğu için üstleri kendilerine bir görev vermezse kendiliğinden harekete geçmezler. Bunun için personelinizden gazete ve dergileri takip ederek ilginç makaleleri ve yenilik haberlerini dosyalayarak kendinize iletilmesini ve iş yerinizin belli köşelerinde küçük bir duvar gazetesi oluşturmalarını isteyerek personelinizin eğitimine katkıda bulunmuş olursunuz. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Çarşamba, 19 Mart 2008 |
M. Ali KAYA
Yenilikçilik gelişen ve değişen dünyaya ayak uydurmak demektir. Değişim devam eden bir süreçtir. Değişim gelişimim habercisidir. Mükemmellik,  kemale ermek değişimle mümkündür. Değişim ve gelişimin olmadığı yerde duraklama yoktur; gerileme vardır. Zira hayat yolculuğunda durmak gerilemek demektir.
Dinde de değişen hükümler vardır, değişmez hükümler vardır. Değişmeyen hükümler farzlar, haramlar ve sünnetlerdir. Peygamberimizin (sav) mütevatir sünnetlerinde bir değişim söz konusu olmaz. Zaten sünnetten uzaklaşma bidat dediğimiz dine zarar veren adet ve geleneklerin oluşmasını netice verir. Kur’an ayetleri ve mütevatir hadislerle belirlenmiş hususlar asla değişmezler. Ancak müçtehitlerin içtihatlarına ve zamanın ilcaatına ait olan kısımlar yine müçtehitlerin içtihadı ve zamanın ilcaatı ile değişebilir. Bu da şeriatın tatbikatına, dinin uygulanmasına yönelik bir husustur. İçtihatlar, farzların yapılması ve haramlardan kaçılması hususlarda olabilir. Yoksa farzları terk ettirmek ve haramları meşru hale getirmek ve sünnetleri ortadan kaldırmak için içtihat yapılamaz. Yapılırsa bu meşru ve geçerli olmaz. Etiketler: Yenilikçilik Değişen Dünya Değişim İçtihatlar Müceddit Hüseyin Atay İslam Gerçeği Sait Yazıcıoğlu |
|
Devamını oku...
|
|
|
Çarşamba, 19 Mart 2008 |
M. Ali KAYA

M.Ö. 551-479 yıllarında yaşamış filozof ve bilge Konfüçyüs, çobanlıkla başlayan hayatını öğretmenliğe adamış biridir. Talebelerine şöyle derdi: “Bütün gün ekmek yemedim, bütün gece uyumadım, düşündüm. Hiçbir faydası olmadı. Sonunda karar verdim ki; en iyi şey öğrenmektir.”
O şöyle diyordu: “Bir insanın bilgisi yeter ise de, onu tutacak fazileti yoksa, neyi kazanırsa kazansın, sonunda her şeyini kaybeder.”
“Konuşmalarda daima mana aranır. Yolları ayrı olan insanlar birbirlerini anlamazlar. Birbirlerine yardım da edemezler. Bunun için öğretimde sınıf farkı olmamalıdır.” Etiketler: Konfüçyüs Felsefe Erdem Eğitim İnsan Filozof Bilge Öğüt |
|
Devamını oku...
|
| |
|
|
Salı, 18 Mart 2008 |
|
M. Ali KAYA
Din öğretimi başlı başına bir ilim dalıdır. Kendine özgü metotları vardır. Hedefleri dünyanın ötesine kadar uzanır. Muhtevası hayatın bütününü ve kainatın hepsini kuşatır. Bununla beraber muhteva, hedef, yöntem ve öğrenci bir bütündür. Öğretmen belirlenen hedef ve amaca ulaşmak için metotlu ve ilkeli bir şekilde hareket eden kişidir.
Eğitim ve öğretimin amacını belirlemek her şeyden daha önemlidir. Bunu dinin kendisi belirlemiştir. Bu hedef uhrevi saadettir. Amaç belirlendikten sonra bu amaca yönelen her öğreti faydalıdır. Amacından sapan her bilgi ve öğretinin gereksiz olduğu kendiliğinden ortaya çıkar. Etiketler: Dinin Anlaşılması Din Öğretimi Vahiy Anlama Yorumlama |
|
Devamını oku...
|
|
|
Salı, 18 Mart 2008 |
|
M. Ali KAYA
Yaratıcı kâinatı varlığına ve birliğine delil olsun için kainatı yaratmıştır. İnsanı da bunu aklı ile idrak ederek iman etsin diye yaratmıştır. İnsan fıtratına da hakkı arama ve gerçeği bulma duygusunu yerleştirmiştir ki buna dindarlık denilmektedir. İnsan aklı ve kalbi ile hakkı ve gerçeği arar, bulduğu zaman da onu hem sever, hem de aklen ve ruhen huzura erer.Bunun için insan fıtraten dindardır.
Din, ise kutsal ve üstün bir varlığa inanmak demektir. Her insan kendisinden üstün olana hayranlık duyar. Bu hayranlık bazen sevgiye ve aşka dönüşebilir. Bundan dolayı bazı günlere de kutsiyet verir. “Sevgililer Günü” der o günü kutlamaya çalışır. Çeşitli mekanlara kutsiyet verir. Liderin kabri der, mekanı der o mekanları kutsar. Böylece kula kul olur. Dine afyon diyen Karl Mark’sın kabrine kutsiyet izafe edilerek doğumu ve ölümü kutlanmıyor mu? Kitabına kutsal bir kitap gibi sahip çıkılmıyor mu? Etiketler: İnsan Fıtraten Dindardır Kutsala inanmak Fıtratın Gereği Din İrtica Tehlikesi |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1310 - 1326 Toplam: 1408 |