|
Cumartesi, 16 Ekim 2010 |
|
M. Ali KAYA
Yüce Allah kime yardım eder, inayeti ve rahmeti ile kuşatırsa onu önce zillete sonra da izzete kavuşturur. İzzete ve şerefe giden yol zilletten ve hakaretten geçer. Nitekim Adem (as) Allah katında en şerefli makam olan “Nübüvvet” görevine Havva’nın kendisini yanıltması sonucu işlediği günah ve cennet gibi bir yerden cehennem gibi olan dünyaya gelmekle ulaşmıştır. Yine Yusuf (as) Mısır sultanlığına ancak kardeşlerinin attığı kuyu ve Zeliha’nın iftirası ile girdiği zindandan sonra ulaşmıştır.
“Her yokuşun bir inişi vardır.” Felaketten sonra saadet ve saadetten sonra felaket vardır. Bu husus Kur’ân-ı Kerimde “Her zorluk kolaylıkla beraberdir” (İnşirah, 94:6-7) ayeti ile de bir kanun ve kural olarak belirlenmiştir. Fıkıhta bu ayet “Zorluk kolaylığı celbeder” şeklinde bir kural olmuştur. Bunun için denilmiştir ki “Rahat zahmette, zahmet rahattadır.” Etiketler: Nübüvvet Hz. Adem Rahmet İlim Amel Alimer peygamberlerin varisidir Yusuf Şit |
|
Devamını oku...
|
|
|
Cumartesi, 16 Ekim 2010 |
M. Ali KAYA
Büyük velilerden Süleyman Nahifi (ks) Hızır (as) ile konuşması gerçekten enteresan hususları içermektedir. Dinin amacı uhrevi saadettir. Dünyanın ahrete nispetle bir değeri yoktur. Çünkü dünya fani, ahret bakidir. Baki yanında faninin değeri sıfırdır, yani yoktur. Matematikte bir kural vardır. “Herhangi bir sayının sonsuza bölümü sıfırdır.” Yani bir katrilyon bölü sıfır eşittir sıfır. Dünya hayatı da ahrete nispetle sıfırdır.
Hızır (as) Süleyman Nahifi ile sohbetinde bunu ders vermekte ve ahrete yönlendirmektedir. Dünyanın amacı ahrete hazırlıktır. Kişi ahrete hazırlanmıyorsa o dünya onun için felaketten başka bir şey değildir.
“- Çoban kimdir?
- Koyunu güden ve bekleyendir. (Nefsini terbiye edendir)
- Akıllı kimdir?
- Mecnun olandır. (Ehl-i dünyanın deli dediği kimsedir.) Etiketler: Hızır Hz. Hızır Veli Evliya Dünya Ahiret Cennet Cehennem Dua İstiğfar Salavat |
|
Devamını oku...
|
|
|
Pazar, 10 Ekim 2010 |
M. Ali KAYA.jpeg)
Peygamberimiz (sav) “ Benim insanlara Cenab-ı Hak tarafından bi’setim ve gönderilmemin sebebi ahlâk-ı haseneyi ve güzel hasletleri tekmil etmek ve beşeri ahlâksızlıktan kurtarmaktır” (Muvatta, Hüsnü’l-Hulk, 8; Müsned-i Ahmed, 2:381) buyurmuşlardır. Asrımızın ruh ve maneviyat doktoru Bediüzzaman Said Nursi (ra) peygamberimizin (sav) getirdiği “Güzel Ahlak”tan altı tanesini “Hutbe-i Şamiye” isimli eserinde açıklar.
Birincisi: Ümitsizlik hastalığına karşı Allah'ın rahmetinden ümitvar olmak.
Bütün gelişmenin ve kalkınmanın temelinde Allah'ın rahmetine güvenerek çalışma vardır. İnsanlar hep bir ümitle çalışır ve gelecek için planlar yaparlar. Ümidi olmayanın veya ümidi kaybedenin kaybedecek bir şeyi yoktur. İnsanları çalıştırmak ve gayrete getirmek istiyorsanız onların kalplerine ümit tohumu ekmek şarttır. Peygamberimiz (sav) iki şekilde insanları hayra ve iyiye, dünyada ve ahirette, maddi ve manevi terakkiye sevk etmiştir. Birincisi öldükten sonra dirilme ve cennet ümidi. İkincisi ise doğruluk ve istikamet üzere çalışıldığı taktirde Allah'ın kendilerine yardım etme, tevfikini refik etme ümididir. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz” (Zümer, 39:53) buyurur. Maddi ve manevi terakkinin motoru Allah'ın rahmetine güvenerek çalışmaktır.peygamberimiz (sav) sahabelerinin kalbine ektiği ümit tohumu ile 40 sene gibi kısa bir sürede Kureyş gibi küçük bir kabile dünyanın en güçlü devletleri olan İran ve Bizans’a diz çoktürmüş ve onlardan daha geniş ve mükemmel bir medeniyet ortaya çıkarmıştır. Ümitle çalışmanın ve Allah’a güvenmenin sonu budur. Peygamberimizin (sav) ihya ettiği ilk ahlak ve sünneti budur. Etiketler: Güzel Ahlak Ümit Doğruluk Muhabbet Uhuvvet Sevmek Kardeşlik Barış Hürriyet |
|
Devamını oku...
|
|
|
Pazar, 10 Ekim 2010 |
M. Ali KAYA
Günahlar ikiye ayrılır. Birincisi günah olarak bildiklerimiz ve istiğfar ettiklerimiz. İkincisi günah olarak bilmediklerimiz ve istiğfar etmediklerimiz, hatta yaptığımız ve işlediğimiz için övündüğümüz günahlardır. Günah olarak bildiklerimiz de ikiye ayrılır, birincisi fiillerimize yansıyanlar ve yapıldıkları zaman halkın kınamasından korktuklarımız, ikincisi kalbimizle işlediğimiz günahlardır.
Günahlarımız bizim noksanlarımız ve eksiklerimizdir. İnsan eksiğini ve noksanını bilerek bunları giderdiği ölçüde irfan ve kemal sahibi olur. Bu nedenle şair “Kişi noksanını bilmek gibi ârif olamaz” demiştir. İnsan ilim ve amel sahibi olmakla kendisini kurtararak Allah'ın rızasını kazanamaz. Görünmeyen kalbî ve ruhî günahları olan ve insanların bu günahları görmemeleri sebebiyle kendisine hürmet ve saygı duyduğu insanlar, kendi kusurlarını da görmezlerse o zaman “gurur, kibir, ucub” gibi kalbi günahlara düşerek kendisini helak eder. Büyükler “her günah içki gibi sarhoşluk vermiş olsaydı kimseyi ayık göremezdiniz” demelerinin sebebi budur.
Etiketler: Günah Korku Edeb Yalan Allah Korkusu Riyâkarlık Cehalet Dünya Sevgisi Şeytan Nefis |
|
Devamını oku...
|
|
|
Cumartesi, 02 Ekim 2010 |
|
M. Ali KAYA
Liyakat, bir işe ehil olmak ve layık olmak demektir. Bir işi çok iyi bilmek ve hakkını vermek becerisine liyakat denir. Emanete riayet etme temeline ve ahlakına dayanan liyakat eğitim ve tecrübe ile kazanılır ve bir insanın şahsiyetini oluşturur.
İnsana verilen her görev bir amanettir. İşi doğru ve düzgün yapmak o işe layık olmak ve emanete riayet etmek anlamına gelir. “Emr olunduğun gibi dosdoğru ol!” (Hud, 11:112) fermanı “sana verilen işi en güzel şekilde yap” anlamına gelmektedir. Yüce Allah ayrıca “Emaneti ehline verin ve adaletle hükmedin” (Nisa, 4:58) emretmektedir. Peygamberimiz (sav) “Emanet kaybolunca ve emanete hıyanet edilince kıyameti bekleyin” buyurur. “Emanet nasıl kaybolur?” denilince de “İşler ehline verilmezse emanete ihanet edilmiş olur” (Buhari, İlim, 2; Rikak, 35) buyurdular. Etiketler: Liyakat Emanet Memuriyet Emaneti ehline verin Layık olmak |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 55 - 63 Toplam: 90 |