|
Cuma, 16 Ekim 2009 |
|
M. Ali KAYA
(Kutatgu Biligden Özetle Alınmıştır.)
Gurbet gariplerin yurdudur. Gurbette insan gariptir, sıkıntı içindedir. Tanıdığı olmazsa sıkıntı çeker. Kör gibidir, nereye gideceğini bilemez. Dili tutulur, kimseye meramını anlatamaz. Yabancıya iyi davranmak gerek. Önce güler yüz göstermeli, karnını doyurmalı, kusurlarına bakılmamalı, misafire iyi davranan Allah'ın rızasına uygun davranmış olur. Yabancı bulunduğu yerde değerli dostlar edinmelidir. Kişi dostunun dini üzeredir. Delilsiz ve yardımcısız insan hiçbir başarı sağlayamaz. Büyüklerin huzuruna girmek kolay değildir. Arada mutlaka bir aracı, bir şefaatçi olmalıdır. Büyükler ve makam sahipleri herkesle görüşmez.
Kişi kıyafeti ile karşılanır, liyakati ile uğurlanır. Davranışlar ve konuşmaları kişiyi ele verir. Bu nedenle kıyafete ve konuşmaya önem vermek gerekir. Ama güzel kıyafetlerin altına güzel insanların olması da gerekir. Mevlana’anın dediği gibi “elbisesiz adamlar, adamsız elbiseler” olmamalıdır. Hikmet sahibi kişi değerini korumak için çok çalışmalı ve dürüstlükten taviz vermemelidir. Dürüst hizmet edenleri ikbali ve istikbali güzel olur. Coşku ile iş yapan başarıya ulaşır. Ya heyecanla işe koyulursunuz veya hizmetinize son verilir.
Etiketler: İyilik Gurbet Liyakat Fazilet Allah korkusu İyiler Kötüler |
|
Devamını oku...
|
|
|
Cuma, 16 Ekim 2009 |
M. Ali KAYA
Yüce Allah insanı yarattı. Sonra ona beyanı öğretti. Yani dil verdi. Kişinin ilmi ve aklı dilinin altında gizlidir. Allah rahmetini böyle gösterdi. Rahman, insanı yaratan, okumayı ve Kur’anı öğreten ve beyanı öğretendir. (Rahman, 55:1-5) insanın aklına, zekasına ve bilgisine tercüman olan dilidir. “ Dildir insanı muazzez eden. Dildir insanı muazzeb eden…” İnsan dil ile değer kazanır ve yine dil ile değerini kaybeder. Hz. Ali (ra) “İnsan dilinin altında saklıdır. Konuşturunuz ne olduğunu anlarsınız” der. Kişinin aklını gösteren dilidir. Dil bir başka anlamı ile gönül ve kalp demektir. Kalbin tercümanı dil olduğu için her ikisine de dil denilmiştir. Kişi kalbinde olanı dile getirir ve kalbinden geçeni ifade eder. Bu nedenle kişi ne konuşuyor ve dilinden ne dökülüyorsa o odur.
İnsanın başını belaya sokan dilidir. Dil bazen bir aslan gibidir, bazen de yılan gibidir. Başının belaya girmesini istemeyen kişi dilini tutmasını bilmelidir. Konuşmak faydasız değildir; ama çok sözün de faydası yoktur. Söylemeyene dilsiz, çok söyleyene de geveze derler. Sözü az ve öz söyleyenin ömrü uzun ve bereketli olur. Konuşmasını bilmeyenin de başına gelmedik iş kalmaz. Etiketler: İyilik Dil Akıl Kalp Bilgi Cehalet Şehvet Öfke |
|
Devamını oku...
|
|
|
Pazartesi, 28 Eylül 2009 |
|
M. Ali KAYA
"Nur suresi üçüncü ayeti anlamakta güçlük çekiyorum yardımınızı Allahın izniyle istiyorum" diyen bir okuyucumuza şöyle bir cevabımız vardır: Nur suresi 3. Ayet-i kerimenin meâl-i âlisi şudur: “Zina eden bir erkek, ancak zina etmiş olan bir kadınla evlenir. Zina eden bir kadın da ancak zina etmiş olan veya Allah'a şirk koşan bir erkekle evlenir. Zina eden kadın mü’min erkeğe, zina eden erkek de mü’min kadınlara haram kılınmıştır.” (Nur, 24:3) Bu ayeti takviye eden yine Nur suresinde şöyle bir ayet vardır. "Zina eden bir erkek zina eden bir kadınla veya bir müşrik ile evlenir. Zina eden bir kadın da zina etmiş bir erkek ile evlenir. “İyi erkekler iyi kadınlar içindir; iyi erkekler de iyi kadınlar içindir. Namuslu kadınlar namuslu erkeklere, namuslu erkekler de namuslu kadınlara yakışır.” (Nur, 24:26)
Zinaya meyilli erkekler zinaya meyilli olan kadınları, zinaya meyilli kadınlar da zinaya meyilli erkekleri bulur. “Tencere yuvarlanır kapağını bulur.” İffetli erkekler iffetli kadınları, iffetli kadınlar da iffetli erkeklerden hoşlanırlar. Bunların içinde şirk koşanlar zinaya meyilli olanlardır. Zira onların namus ve iffet diye bir dertleri yoktur. Dolayısıyla zinadan ve zina etmekten nefret etmezler. Şayet evlenecek olsalar birbirlerine uygun olanları bulurlar. Zina etmek mü’minlere haram kılındığı gibi, zina etmiş olanlar ile evlenmek de bu şekilde haramdır. Mü’mine iffetli olmak ve iffetli ile evlenmek yakışır. İffeti ve namusu önemsemeyenler önemseyenlerle bir değildir ve şer’î olarak küfüv değildir. Dinin istediği denklik diyanet noktasındandır. Evlilikte dinin istediği denklik de iffet ve namusa düşkün olmaktır. Etiketler: Zina İffet Denklik Küfüv Namus Evlilik Nikah Tefsir Müteşabih Muhkem |
|
Devamını oku...
|
|
|
Çarşamba, 02 Eylül 2009 |
M. Ali KAYA
İyi mahsul iyi tarladan alınır. İyi evlatlar da iyi anne-babanın ve iyi bir ailenin ürünüdür. Bunun için biz iyi olursak, bizim çocuklarımız da iyi olur. Eğri ağacın doğru gölgesi olmaz. İyi olmadığımıza inanırsak iyi olmaya çalışırız. Eksik ve kusurlarımızı görürsek giderme gayreti içinde oluruz.
Kendisini ıslan etmeyen başkasını ıslah edemez. “ Kendisi himmete muhtaç dede / Nerede kaldı gayriye himmet ede…” Pedagoji ilmi ile uğraşan uzmanlar demişlerdir ki “ Bir çocuk altı yaşına kadar karakter terbiyesini almış olur.” Çocuk bunu nereden alacaktır? Elbette ailesinden. Bir çocuk için en güzel örnek anne ve babasıdır. Anne baba ne ise karakter ve yapı olarak evladı da çoğu zaman ona çeker. İstisnaları olmaz mı? Elbette olur. Ancak “İstisnalar kuralı bozmazlar.” Yani genel kural işlemeye devam eder. Etiketler: Aile Çocuk Eğitimi Aile ve Çocuk Eğitimi Hayırlınız Baba ve Anne Ev Çocuk Sevgi Hoşgörü Merhamet |
|
Devamını oku...
|
|
|
Cumartesi, 22 Ağustos 2009 |

M. Ali KAYA
Giriş:
Ramazan, seksen sene bir ibadet sevabı ve ömr-ü bakiyi temin eder. Ramazan içinde bir gece vardır ki, bu geceye yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Kadir Gecesi” adını vermiş ve “bin aydan daha hayırlı” kılmıştır. (Kadir, 97:1-3) Bin ay ise seksen üç sene yapmaktadır ve küsüratı da ebede kadar gitmektedir. Nur Talebeleri talebeliğe liyakati, ibadeti ve hizmeti ölçüsünde “teşrik-i mesai” ve “iştirak-i amal-i uhreviye” sırrı ile bütün “Nur Talebelerinin” manevi kazançlarına hissedar olur. Manen binler diller ile ibadet ve istiğfar ve dua ve tesbihat yapmaya hakiki uhuvvet ve ihlâs ile mazhar olur. (Emirdağ Lâhikası, 265; Tarihçe-i Hayat, 516)
Ramazan ayı, bu ayda tutulan oruç ve kılınan teravih namazları, sonunda yapılan bayram “Şeâir-i İslamdan”dır yani, İslam’ın alametlerindendir. Bu sebeple oruç tutan, iftar açan ve açtıran, sonunda “sadaka-i fıtrı” veren ve teravih namazı ile bayram namazını kılan mü’minlerin tümü “şeâir-i islamı ihya etme” şerefine ve sevabına ermektedirler. Bu mübarek ayda çocuklar dahil, kadın-erkek, yaşlı-genç bütün Müslümanlar en azından bayrama iştirak ederek bu mübarek ayın feyzinden bereketinden istifade etmektedir. Bu mübarek ay öyle bereketli ve feyizlidir ki dünyevi ve uhrevi her nevi faydasını herkes ister istemez hissetmektedir. İşin sadece bu yönüne bakıldığı zaman bu mübarek ayın faziletini kabul etmemek imkânsız hale geliyor. En azından on bir ay boyunca dine ve imana küfreden gazeteler ve medya kuruluşları dahi Ramazan Ayının bu feyzine iştirak ederek kendisini dindar olmak ve dini program yapmak mecburiyetinde hissediyor. Etiketler: Ramazan Ayı Kadir Gecesi Bayram Oruç Kadir Gecesinin Fazileti Ramazan ve İbadet İbadet Faziletli Gün ve Geceler Kur'an |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 73 - 81 Toplam: 90 |