Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Ahlak arrow AHLAK SÜNNET İLİŞKİSİ
Advertisement
AHLAK SÜNNET İLİŞKİSİ PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 21 Şubat 2008
M. Ali KAYA

Yüce Allah Kur’an -ı Kerimde şöyle buyurur: “Ey Resulüm de ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin.” Bu âyet-i kerime bize kesin olarak bildiriyor ki Allah sevgisinin alameti peygamberine uymaktır. Peygambere uymak ne anlama gelir? Peygambere uymak, peygamberin sünnetine ittiba etmek demektir. Peygamberin sünneti ise ahlakından ibarettir. Peygamberin ahlakı Hz. Aişe’nin (ra) itirafı ile “Kur’an ahlakıdır.” 

Yüce Allah peygamberimizi insanlık için örnek olarak yaratmıştır. “En güzel şekilde terbiye etmiş ve edebin en güzeli ile süslemiştir.”  Sonra insanlığa gönderdiği kitabında da “En güzel ahlak üzere olmakla”  övmüştür.

İslâmiyet fikre tevhit ve hayata istikamet vermiştir.  Fikir birliğinin temeli inanç birliğidir. İnanç birliği ise “Tevhit” inancı ile sağlanabilir. Kur’an-ı Kerim’in en önemli amacı budur. İnançta tevhit ve istikamet sağlanırsa fikirde de birlik ve beraberlik kendiliğinden oluşur. İnançta ve fikirde istikamet ahlakta da istikameti sağlayan en önemli amildir. 
Güzel ahlak istikamet üzere olmaktır. Peygamberimizin (sav) yaratılışça en mutedil bir vaziyette ve en mükemmel bir surette yaratıldığı için harekât ve sekenâtı itidal ve istikâmet üzere gitmiştir. Peygamberimizin (sav) hayatı gösteriyor ki, her harekâtında ifrat ve tefritten içtinâb etmiştir. Çünkü “Emr olunduğun gibi istikamet üzere ol!” emrine tam imtisal ettiği için bütün ahvali, akvali ve ef’alinde istikamet kat’i bir surette görünmektedir. 
İnsanda akıl, öfke ve şehvet duyguları tüm ahlakî melekelerin kaynağıdır. Adalet ve istikamet bu üç duygunun hadd-i vasat ve istikametinden kaynaklanır. İfrat ve tefritinden de tüm kötü hasletler ortaya çıkmaktadır.  Peygamberimiz (sav) istikamet üzere olduğu için aklın istikameti olan“Hikmet”, öfkenin istikameti olan “şecaat” ve kuvve-i şeheviyenin istikameti olan “iffet” üzere azami masumiyet derecesinde rehber ittihaz etmiştir. Bütün sünnet-i seniyesinde, ahvâl-i fıtriyesinde ve ahkâm-ı şer’iyesinde hadd-i istikâmeti ihtiyar edip, zulüm ve zulümat olan ifrat ve tefritten, israf ve tebzirden içtinab etmiştir. Hatta konuşmasında, yemesinde ve içmesinde iktisadı rehber ve israftan sakınmıştır. 
Bütün bu sebeplerden dolayı yüce Allah peygamberimize (sav) uymayı emretmiştir. Peygamberimize (sav) ittiba edildiği takdirde müstakim bir hayatı yaşama imkânı ortaya çıkacaktır. Bunun için peygamberimiz (sav) “İnsanların en güzel ahlaklısı idi.”  
İnsanlar arasında hayırlı olmanın yolu ahlakı güzelleştirmekten geçmektedir. Bu da güzel ahlakın mümessili olan peygamberin (sav) sünnetine ittiba etmekten geçer. Böylece “hayırlı insanın güzel ahlaklı insan olduğu”  güzel ahlaklının da sünnet-i peygambere uyarak bunu sağladığı gerçeği ortaya çıkar.
Güzel ahlakın tarifini yapan peygamberimiz (sav) ahlakı iyilik ile eşdeğer görmüştür. “İyilik, güzel ahlaktır. Kötülük ise kalbini rahatsız eden ve insanların görmesini ve duymasını istemediğin şeydir”  buyurarak insanları ve toplumu rahatsız eden şeyleri kötülük olarak vasıflandırmıştır.
Tevhit ve istikametin gereği olan iman ve ahlak birbirini takviye eden ve birbirine güç veren iki temel değerdir. Bunun için peygamberimiz (sav) “Mü’minin iman bakımından en mükemmeli, ahlakı en güzel olandır”  buyurarak bunu ifade etmiştir. İmanın neticesi ve meyvesi olan “Takva” ve “Güzel Ahlak” insanı cennete götüren en mühim hasletlerden ilk ikisidir.  Mizanda en ağır gelen amel sünnet-i seniyyeye uygun güzel ahlaktır. Mü’min farz namazını kıldıktan sonra, güzel ahlakı ile gündüz nâfile oruç tutan ve gece sabaha kadar nafile namaz kılanların derecesine yükselir. 
İnsanlar inandıkları gibi düşünürler, düşündükleri gibi de konuşurlar. Konuşma inancın ifadeye yansımasıdır. İnanç düzgün olursa, doğru ve düzgün düşünceyi doğurur. Doğru düşünceler de doğru ifadeler şeklinde dillerden dökülür. İnsanın niyetini ve sözünü şekillendiren inançlarıdır. Doğru davranış dediğimiz “Amel” inanç ve niyetin davranışa yansımasıdır. Bundan dolayıdır ki “Ameller niyetlere göredir.” 
İyilik güzel ahlaktır. İyiliğin başı ise insanlara faydalı olmak veya en azından zararlı olmamaktır. İnanan bir insanın faydalı insan olması ve zararlı olmaması esastır. Peygamberimiz (sav) “Müslüman insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir”  buyurmuşlardır. Bu da peygamberimizin mühim sünnetlerindendir.
Peygamberimiz (sav) “Ümmetî, Ümmetî!” buyurarak kendisi için değil ümmeti için yaşamış ve bunu da tüm hayatında göstermiştir. Bu husus imanın kemaline de en büyük delildir. Peygamberimiz (sav) “Allah’a yemin ederim ki, bir kul kendi nefsi için sevip istediğini kardeşi için de sevip istemedikçe gerçekten kâmil manada inanmış olmaz”  buyurmuşlardır. 
İnsanın niyeti ve ahlakı yüzüne yansır. Bundan dolayı “İnsanın süsü yüz, yüzün süsü göz, aklın süsü dil, dilin süsü sözdür” denilmiştir. Güler yüz, gözlerin içine bakarak konuşma, güzel konuşma güzel ahlakın en güzel ifadeleridir. Ahlak bu şekilde kendini izhar eder. İnsana yapılacak en güzel iyilik, güler yüzle onu karşılamak,  güzel sözlerle gönlünü almak ve onu memnun etmektir. Bunun için peygamberimiz (sav) “Güzel söz sadakadır”  buyurmuşlardır.
Bütün bu anlatılanlar peygamberimizin sünnetinde tamamen bulunan ve ümmetinin uymakla mükellef olduğu sünnetlerdir. Peygamberin yolu ve sünneti budur. Bunun için “Güzel Ahlak” ile “Sünnet” birbirinden ayrılmaz bir bütündür. 
 


 
< Önceki   Sonraki >