|
Sayfa 1 Toplam: 2 M. Ali KAYA
Kur’an-ı Kerimi nazil olduğu dil ile okumak gerekir. Tercümesini veya bir başka alfabe ile yazılan kur’anı okumakla Kur’an okuma sevabı kazanılmaz. Ancak ilim öğrenme sevabı kazanılır. Kur’an okumanın her harfinin en az on sevabı kazanılmaz ve bir ibadet sayılmaz. Hatta İbn-i Hacer-i Mekkî der ki, “Kur’ân-ı Kerim hiçbir dile hakiki olarak tercüme edilemeyeceği için başka dilde okumak caiz değildir.” Bunun için Kur’an-ı kerimin tercümesi olmaz; ancak âlimler anladıklarını başka dilde ifade ederler. Bu ifadeye de Tercüme değil, “Meal” adı verilir.
Arapça vahiy dilidir. İbadet ancak bu diller yapılır. Bunun için Arapça dışında başka alfabe ile yazılan kur’anı yazmak ve okumak caiz değildir. Ancak çocuklar için namaz surelerini ezberlemek amacı ile yazmak ve ezberlemek eğitim amaçlı olduğu için caiz olur.
Peygamberimiz (sav) “Kur’ân-ı Kerimi Arap lahni ile okuyunuz” buyurur. İslam bilginleri bunu “Fıtrî ve ciddî okuyuş” olarak anlamış ve yorumlamışlardır. Yani herkes kendisini zorlamadan, şarkı ve türküye benzetmeden fıtrî bir okuyuş ile “Harfleri mahreçlerinden çıkararak, durak yerlerini bilerek ve durarak” okumaktır. Buna “Tecvit” denir.
Peygamberimiz (sav) “Kur’ân-ı kerim okuyanına ya şefaatçi olacak veya davacı olacaktır. Nice Kur’ân okuyanlar vardır ki Kur’an onlara lânet eder” buyurmuşlardır. Bu tehditlere dikkat etmek lazımdır. Allah rızasını gözeterek ve Allah’tan korkarak Kur’an okunmalıdır ki faydasını görelim ve Kur’ân-ı kerimi kendimizden razı ederek şefaatine kavuşalım.
Peygamberimiz (sav) “Ümmetimin en değerli ibadeti Kur’an okumaktır” buyurur. İbadet amacı ile zikir amacı ile kur’an okumak en değerli ibadettir. Bundan dolayı Kur’ân-ı Kerime gereken saygı gösterilmeli ve başı açık bir şekilde okunmamalıdır. Erkeklerin baş açık okumaları şayet Kur’ân-ı Kerimi eline alıp bakarak okuyorsa tenzihen mekruhtur. Kadınların okumaları ise tahrimen mekruhtur. Bunun dışında ezberden okumak her yerde caizdir. Yolda yürürken, araba kullanırken ve bir iş yaparken işe engel olmadıkça ezberden okunabilir.
Evlerimizde Kur’ân-ı Kerim okumak evin bereketini artırır, şerri ve şeytanları kovar. Peygamberimiz (sav) “Evlerinizde Kur’an okumayı artırın. Kur’an okunmayan evin hayrı azalır, şerri çoğalır ve evlerinize darlık gelir” buyurmuşlardır.
Kur’ân-ı Kerimi hatim etmek amacı ile okuyanlar bizzat kendileri okumalıdırlar. Teypten, kasetten ve banttan dinlemekle hatim olmaz; ancak kendisi de Kur’ân-ı kerimden takip ederse o zaman bizzat takip ettiği için hatim sevabı olur.
Bir camide veya herhangi bir yerde açıktan Kur’an okunurda bazıları dinlerse, bir kısım insanların işlerini ve ibadetlerini yapmaları caizdir. Kimse dinlemezse herkes günahkâr olur. Çünkü Kur’an-ı kerimi dinlemek Farz-ı Kifayedir. Bir kısım insanlar dinledikleri zaman dinlemeyenlere günah olmaz.
İslam bilginlerine göre hastanın yanında Yasin ve Kur’an okunur. Şayet o gün vefat ederse okunan Kur’an-ı kerimin kendisine faydası olur. Ölünün yanında da ruhuna bağışlamak amacı ile Kur’an okunur ve bu ona fayda verir. Fıkıh kitaplarında bu husus böyle anlatılmıştır. Ölü yıkanmadan yanında kur’an okunmaz diyen bilginler varsa da çoğu bilginler okunacağı konusunda ittifak içindedirler.
Öldükten sonra okunan ve ruhlarına bağışlanan Kur’an-ı Kerimin ölülere mutlaka faydası vardır. Bunun için kabristanda kur’an okunur ve orada buluna tüm ölülerin ruhlarına bağışlanır. Bu en azından kur’an okunduğu zaman içinde ölülerin azabının hafiflemesine, kur’an okuyanın ölü tarafından hatırlanmasına ve kabrine manevi nurların gitmesine vesiledir. Bizzat peygamberimiz (sav) “Ölülere Yasin okuyunuz ve sevabını ruhlarına bağışlayınız” buyurmuş ve kendisi de kabirden geçerken ve ölüleri mezara koyarken kur’an okumuştur.
Kur’an okumaya başlarken “Euzu çekerek başlamak” vaciptir. Çünkü yüce Allah kur’an okuyacağınız zaman şeytandan Allah’a sığının” buyurmaktadır. Besmele çekmek ise sünnettir. Fatiha suresini okurken besmele çekmek ise şarttır. Çünkü “Besmele” fatihanın bir ayetidir.
Kur’an-ı Kerimi tane tane okumak vaciptir. Çünkü yüce Allah “Kur’anı tertil üzere okuyunuz” (Müzemmil, 73:4) buyurmaktadır. Peygamberimizin okuma şekli de böyle idi. Okuduğu zaman takip edenler harfleri sayabiliyorlardı.
Kur’ân-ı kerim iki amaçla okunur. Birincisi ibadet amacı ile. İkincisi ise ilim öğrenmek ve Kur’an-ı kerimin anlamını öğrenmek ve ondan ilmî meseleleri istihraç etmek amacı ile. Birinci okuyuş şekli ibadettir ve her harfinin en az on sevabı vardır. Bunun için anlamak gerekmez. İkinci okuyuş şekli ile anlamını düşünerek ve derinliğine dalarak okuma şeklidir. Bu ilim sevabı verir. Bu şekilde mealinden ve tefsirinden istifade ederek okumak ilim öğrenmek, talim ve taallüme girer. Bir mü’min anlamadan okursa her harfinin en az on sevabını alır, şayet namazda okursa her harfine yüz sevap kazanır. Allah'ın rızasını kazanır. İbadet etmiş olur. Çünkü “Kıraat” namazın farzıdır. Namazda fatiha dışında en az üç ayet okuması vaciptir. Manasını düşünmek ve bilmek gerekmez. Hatta manasına fazla dalar da rükû ve secde miktarı okumadan kalırsa “Sehiv secdesi” yapması vacip olur. Buna “namazda yanılma” denir. Şayet kur’an-ı kerime bakarak namazda okursa o zaman da namazı bozulur. Çünkü namaz dışında başka bir şeyle, yani talim ve taallüm ile meşgul olmuş olur. Namazda ancak hafızasında ve ezberinde olan ayetleri ve sureleri okuyabilir.
|