Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Ahlak arrow Dünya ve Ahiret Dengesi
Advertisement
Dünya ve Ahiret Dengesi PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 04 Mayıs 2013
M. Ali KAYA
Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Allah'ın sana bu verdiği nimetlerle ahiret evini ara ve dünyadan nasibini de unutma; Allah'ın sana ihsan ettiği gibi sen de iyilik ve ihsanda bulun ve yeryüzünde bozgunculuk arama; çünkü Allah, bozguncuları sevmez!” (Kasas, 28:77) buyurur. Peygamberimiz (asv) bu ayetin ışığında Hz. Hanzala’ya (ra) “Yâ Hanzala! Bir saat dünyaya, bir saat de ahirete çalış” buyurarak her iki hayatın da ihmal edilemeyeceğini belirtmiştir.

Dünya ve ahiret dengesi konusunda üç duruş şekli vardır. Bunlar da ifrat, tefrit ve vasat duruştur. İfratı maddeci Musevilik duruşudur ki dünyayı ahirete tercih etmektir. Tefriti olan ahiret için dünyayı terk etmek ve dünyaya hiç önem vermemektir. Bu da Budizm ve Hıristiyan ruhbanlarının duruşudur. İtidal ve istikamet üzere olan İslam’ın duruşudur ki “Dünya için ahiretini feda etmediği gibi, ahireti için dünyasını harap etmez, her ikisine de gereken önemi verir." Zira dünya olmazsa ahiret olmaz ve ahirete ait pek çok vazifeler dünyaya ait vazifeleri ifa etmeye bağlıdır. Ferdî, ailevî ve sosyal vazife ve görevleri ihmal etmek dinin pek çok emirlerini ihmal etmek anlamına gelir. Helal kazanç peşinde koşmak da Allah’ın emri ve rızası istikametinde bir nevi ibadettir.

Peygamberimizin (asv) hadislerinde dünyaya ait pek çok itap ve dünyadan kaçınma konusunda ikazlar vardır. Ancak bu dünyanın günahlara ve insanın nefsinin şımartan ve Allah’a isyana götüren yönünedir. Zira Bediüzzaman’ın açıkladığı gibi “Dünyanın üç yüzü vardır. Birincisi, Allah’ın isimlerine bakar, onların ayinesi olup Allah’ın varlığına, birliğine, ilim, irade ve kudretine ayinedir. Bu yönü ile dünyayı sevmek Allah’ın isimlerine muhabbeti netice verir. İkincisi, ahiretin tarlası olan yönüdür ki bu dünyada Allah için ne yaparsan ahirette onu bulursunuz. Bu yönü ile de dünyayı sevmek insanı ibadete ve itaate sevk eder ve iyidir. Üçüncüsü nefsin hevesatına ve günahlara bakan yönüdür ki bunlardan kaçınmak gerekir. Hadislerde sakınılması ve kaçınılması gereken yönü dünyanın bu yüzüdür.” Peygamberimizin (asv) “Dünya sevgisi bütün hataların başıdır” buyurması dünyanın bu üçüncü yüzünü sevmenin insanı günahlara ve Allah’a isyana yöneltmesindendir.

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Kim azgınlık ve taşkınlık yapar da dünyasını ahirete tercih ederse muhakkak ki onun gideceği yer cehennemdir” (Naziat, 79:37-39) buyurur. Peygamberimize (asv) hitaben de “Bizi anmaktan yüz çevirip de dünya hayatından ötesini istemeyen kimselerden yüz çevir ve uzak dur!” (Necm, 53:39) ferman buyurmuşlardır.

Peygamberimiz (asv) “Sizin hayırlılarınız dünyası için ahiretini ve ahireti için dünyasını terk eden değil, her ikisini de beraber yürütebilendir. Zira dünya ahirete sizi götüren bir vasıtadır. Sakın insanlara yük olmayınız; çalışınız ve muhtaçlara yardımcı olmaya bakınız” buyurmuşlardır.

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Rabbim bize dünyada iyilik ve ihsanda bulunduğun gibi ahirette de iyilik ve ihsanda bulun ve bizi cehennem azabından koru!” (Bakara, 2:201) şeklinde dua etmemizi istemektedir. Bununla beraber peygamberimiz (asv) “Dünya ahiretine nispeten mü’min için bir zindandır, kafir için ise cennet mesabesindedir” buyurarak gerçek saadet ve mutluluğun ancak ahirette olabileceğini ve bu nedenle ahireti birinci plana alarak hareket etmek gerektiği üzerinde durmuştur.

Dünya nimetleri insanlara şükür için verilmiştir. Allah kuluna verdiği nimetlerin karşılığında şükür istemektedir. Bu nedenle nimetlerin yasaklanmasını doğru bulmamaktadır. Nitekim “Allah'ın kulları için yarattığı zineti ve temiz hoş rızıkları kim haram etmiş? De ki: Onlar, kıyamet gününde sadece kendilerinin olmak üzere, dünya hayatında iman edenler içindir. İşte bu şekilde ayetleri, ilim sahibi olanlar için ayrıntılarıyla açıklıyoruz” (A’raf, 7:32) buyurarak dünyanın nimetlerini ve ziynetlerinin şükrü netice vermesini istemektedir.

Bu ve benzeri nedenlerle sahabeler dünyaya oldukça önem vermişlerdir. Hulefa-i Raşidin ki insanların peygamberimizden sonra en değerlileridir. Bunlardan Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman (ra) Mekke’nin ileri gelen tüccar ve zenginlerindendi. Ancak onlar mala ve dünyaya değer vermez, din ve ahiret için bütün varlıklarını feda etmekten çekinmezlerdi. Dünya ve ahiret dengesini anlamak isteyen sahabelere ve de özellikle “Hulefa-i Raşidine” bakmaları gerekir.

Yüce Allah Maide Suresinde “Ey iman edenler! Allah’ın sizler için helal kıldığı temiz rızıkları ve güzel ziynetleri nefsinize haram kılmayın. Bununla beraber aşırıya kaçarak haddi de aşmayın. Allah aşırıya kaçarak haddi aşanları sevmez. Allah’ın sizlere helal ettiği ve rızık olarak verdiği şeylerden yiyin, ifrat ve tefritten uzak durun ve inanıyorsanız Allah’tan gereği gibi korkun” (Maide, 5:87-88) buyurmaktadır. Buna göre harama kaçmamak ve helal konusunda da israfa aşırıya gitmemek şartıyla Allah’ın nimetlerinden istifade ederek şükür ibadetini de ihmal etmemek gerekir.

Müfessirler “Ne Allah’ın nimetlerini beğenmemek ne de onlardan kaçmamak gerekir. Allah’ın nimetlerini beğenmemek kibir ve gurur, nimetlerden kaçmak da haddi aşmaktır. Nimetlerde israfa gitmek ise nankörlük ve şükürsüzlüktür. Bu nedenle ne dünyayı gaye-i amel zannederek Allah’tan ve ahiretten gafil olacak kadar dünya malına hırsla sarılıp esir olmamak gerekir” demişlerdir.

Bir adam Hasan-i Basri (ks) hazretlerine gelerek “Falan adam şükrünü eda edemem diye baklava yemekten kaçınıyor” dedi. Hasan-i Basri (ks) “O adam soğuk su içiyor mu?” diye sordu. “Evet” deyince “O halde o adam cahilin birisidir. Allah’ın soğuk sudaki nimetinin baklavadan daha çok olduğunu bilmiyor” diye cevap verdi.

Evet, yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Sonra yemin olsun ki biz insanlara verdiğimiz nimetlerden hesaba çekeceğiz” (Tekasür, 102:8) ferman etmektedir. Hesaba çekilmenin sebebi şükür mü etti yoksa nankörlükte mi bulundu şeklinde olacaktır. Müfessirlere göre yüce Allah bu ayetinden “soğuk suyun şükrünü eda edip etmediğine” kadar her şeyden soracağını belirtmişlerdir. Yüce Allah en değerli nimetleri insanların onları almaktan aciz olduğunu bildiği için bedava vermektedir. Ancak insanlar da kendilerine ne kadar az fayda verirse ona o derece değer vermektedir. Her an alınan nefesin bedava, altın ve mücevher gibi insanın hiç ihtiyacı olmayan, ömür boyu hiç fayda sağlamayacağı gereksiz şeylere de en yüksek değeri vermektedir.

Etiketler:  Dünya Ahiret Dünya ve Ahiret Dengesi Hayır Dünya Nimetleri Hayat Ahiret Hayatı
 
< Önceki   Sonraki >
AHIRET
AHIRET HAYATı
DüNYA
HAYAT
HAYıR
DüNYA VE AHIRET DENGESI

Asırların Rehberleri: Mücedditler

Hz. İsa ve Günümüz İsevileri

CİHAD

Din, Akıl ve İslam

CUMHURİYETİN MANEVİ TEMELLERİ