| ERKEĞİN HAKLARI |
|
|
|
| Perşembe, 28 Ocak 2010 | |
M. Ali KAYAErkeğin hanımı üzerindeki hakları çok fazladır. Nitekim peygamberimiz (sav) “Kadın kocasının üzerinde kan ve irin çıksa ona hizmet etmek için onları yalayarak temizlese hakkını eda edemez” (Tirmîzî, 1159; İbn Hibbân, 1291; Beyhakî, 7:291) buyurmuşlardır. Kadının dini vazifesi namaz, oruç, namusunu korumak ve kocasına itaatidir. Bu üçünü yaptığı zaman cennet ona vacip olur. Nitekim peygamberimiz (sav) “Kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar, namusunu korur ve kocasına itaat ederse; ona ‘Cennetin hangi kapısından istersen gir’ denilir” (İbn-i Hibban, 4163) buyurarak bu vazifelerini saymıştır. Hak ve vazifeler iki nevidir. Birincisi tadat edilen vazifelerdir. İkincisi ise sayılmayan ve sayılan vazifelerin yapılması için gerekli olan görevlerdir ki bunları asiller söylenmeden yaparlar, asil olmayanlar da kendilerine hatırlatıldığı zaman yapmak durumundadırlar. Bu manada erkeğin hanımı üzerindeki haklarını şöyle sıralayabiliriz: 1. Kocasının meşru, helal dairesindeki isteklerine itaat etmesi: Bunların bir kısmı dinin yüklediği vazifeler, bir kısmı ise kocanın kendisinden istekleridir. Aile huzuru aile içinde uyumun olmasına bağlıdır. Bu uyum ise karşılıklı rıza ve itaat ile sağlanır. Peygamberimiz (sav) “Kuşkusuz eşler sizin cennet ve cehenneminizdir” (Nesâî, Uşre, 106; Hâkim, 2:189; Beyhakî, 7:291; Ahmed, 4:341) buyurmuşlardır. Hayırlı kadını da “Emrettiği zaman itaat eden, baktığı zaman mutluluk veren ve ayrı olduğu zaman namusunu ve malını koruyandır” (Nesai, 6:68) buyurarak iyi bir eşin güzel vasıflarını saymıştır. Ancak kadının kocaya itaati meşru olan isteklerinedir. Gayr-i meşru olan isteklere itaat dinen de caiz olmaz. Zira bu kişiyi Allah’a isyana zorlar. “Allah’a isyan olan bir konuda kula itaat edilmez; itaat ancak maruf olanadır.” (Buhari, 7257; Müslim, 1840) 2. Kadının kocasını izni ve rızası olmadan evinden çıkmaması: Herhangi bir ziyaret, alışveriş ve gezi için çıkacağı zaman eşine haber vermesi ve iznini alması gerekir. Herhangi bir işte çalışması ancak kocasının iznine bağlıdır. Kocası müsaade etmediği zaman çalışması meşru olmaz. Nitekim yüce Allah kadınlara hitaben “Tertemiz ve namuslu olmak isterseniz, evlerinizde vakarla oturun, cahiliye kadınları gibi açılıp saçılarak, ziynetlerini takarak ve kırıtarak gösteriş için dışarılarda dolaşmayın. Namazınızı kılın, zekâtınızı verin, Allah’a ve Resulüne itaat edin” (Ahzab, 33:33) buyurarak kadınların yerlerinin evleri olduğunu belirtmiştir. Kadının kocasından habersiz evinden çıkarak çarşı-pazar dolaşması ve başına buyruk yaşaması kocasına ve Allah’a itaatsizlik sayılır ve İslam bilginlerine göre dünyevi ve uhrevi cezayı hak eder. (Feteva, 32:281) 3. Kocası yatağına çağırdığı zaman icabet etmesi: Bu husus önemli bir hak olup pek çok hadisler buna işaret etmiştir. 4. Kocasının izni ve rızası olmayan kimseleri evine almaması: Ev reisi ve sahibi koca olduğu için evini onun razı olmayacağı kimselere açması caiz olmaz. Nitekim peygamberimiz (sav) erkeklere hitaben “Sizin hanımlarınız üzerindeki hakkınız hoşlanmadığınız kimseleri evinize almamalarıdır” (Müslim, 1026, 1218) buyurmuşlardır. Kocasına haber vermemiş olsa da kocasının razı olacağını bildiği kimseleri evine alabilir. Bunda bir sakınca yoktur. 5. Kocası evdeyken onun izni ve rızasını almadan oruç tutmaması: Bu da kocanın hakkıdır. Zira erkek arzuladığı zaman hanımı ile ihtiyacını giderebilmelidir. Aksi takdirde nefsine hâkim olamayan erkeklerin günaha ve harama girme durumu olabilir. Nitekim peygamberimiz (sav) “Kocası evinde olan onun izni olmadan nafile oruç tutması helal değildir” (Buhârî, 5195; Tirmîzî, 782; İbn Mâce, 1761) buyurmuşlardır. Helal olmayan bir şeyi yapmanın günah olduğu bellidir. 6. Kadın kocasının malından izni ve rızası olmadan infakta ve bağışta bulunamaz ve kafasına göre harcama yapamaz. Zira kadının vazifelerinden birisi de kocasının malını ve namusunu muhafaza etmesidir. Peygamberimiz (sav) “Hiçbir kadın kocasının evinde ondan izinsiz sadaka vermesin ve bağışta bulunmasın” (Ebû Dâvud, 3565; Tirmîzî, 670; İbn Mâce, 2295) buyurmuşlardır. 7. Kocasına ve çocuklarına hizmet etmesi: Kadınların hakları ve İslamı yaşamaları konusunda peygamberimizin (sav) eşleri ve kızı Hz. Fatıma (ra) mü’min kadınların örnek alması gerekir. Peygamberimiz (sav) Hz. Fatıma’yı Hz. Ali (ra) ile evlendirince evlerine giderek ikisini de yanına çağırmış ve dua ettikten sonra evin iç işlerini kızına dış işlerini de Hz. Ali’ye (ra) yüklemiştir. Bu nedenle Hz. Fâtıma (ra) çocukların eğitimi, evin ihtiyaçları, temizlik ve düzeninden sorumluydu; hatta el değirmeni ile buğdayı öğüterek un yapar ve bundan dolayı da ellerinin kabardığı olurdu. Peygamberimize (sav) gelerek esirler içinden bir hizmetçi istediği zaman peygamberimiz (sav) bu isteğini kabul etmemiştir. (Buhari, Kitabu’l-Humus, 5224) Hz. Ebubekir’in kızı Esma (ra) Hz. Zübeyir (ra) ile evlendiği zaman atından başka bir şeyi yoktu. Hz. Esma onun atının yemini, suyunu verir ve bakımını yapardı. Ayrıca peygamberimizin (sav) Zübeyir’e (ra) verdiği araziye gider ve ürününü başında getirirdi. (Buhârî, 5224; Müslim, 2182) İslam bilginleri kadının kocasına yardım etmesinin dini hükmü üzerinde tartışmışlardır. Bir kısmı vaciptir, diğer kısmı ise sünnet ve müstehap olduğu konusunda fikir yürütmüşlerdir. Sonuçta “İyilik ve takvada birbirinize yardımcı olun, günahta ve haddi aşmada birbirinize yardım etmeyin ve Allah’tan korkun. Aksi takdirde Allah'ın azabı çok şiddetlidir” (Maide, 5:2) ayeti-i kerimesi gereği Allah'ın bu emrine uygun şekilde karı-kocanın birbirlerine yardım etmeleri gerektiği üzerinde fikir birliğine varılmıştır. Peygamberimiz (sav) de bazen evde bulundukları zaman hanımlarına yardımcı olmuştur. 8. Kadın namusunu, çocuklarını ve kocasının malının bekçisidir ve onları korumalıdır. Yüce Allah “Allah'ın sevdiği saliha kadınlar kocalarına muti olanlar, Allah'ın kendilerinden korumasını istediği namusunu ve eşinin şerefini korumalıdır” (Nisa, 4:34) buyurur. Bu nedenle Saliha kadının kocasına itaatkâr, namuslu ve güzel huylu olması, kocasının malını ve çocuklarını koruma görevi vardır. Peygamberimiz (sav) bu ayete istinaden “kadınların hayırlısı kendisini ve kocasının malını koruyandır” (Nesai, 6:68) buyurmuşlardır. 9. Kadın kocasına minnettar olmalı ve teşekkür etmeli ve onunla Allah'ın kendisine verdiği nimetleri ve imkânların şükrünü eda etmeye çalışmalıdır. Peygamberimiz (sav) “Kocasına muhtaç olduğu halde ona teşekkür etmeyen kadına Allah rahmet nazarı ile bakmaz” (Nesâî, Işra, 249) buyurmuşlardır. Yine peygamberimiz (sav) “Cehennem bana gösterildi. Çoğunu kadınlar gördüm. Bunun sebebi de kocalarına karşı nankörlük etmeleri ve iyiliğe teşekkür etmemeleridir. Onlardan birisine uzun zaman iyilik etsen, sonra senden hoşlanmadığı bir şeyi görse hemen ‘senden hiçbir hayır görmedim’ demelerinden dolaylıdır” (Buhârî, 29; Müslim, 884) buyurdular. Teşekkür dille olduğu gibi evine, eşine ve çocuklarına sahip çıkarak her durumda onları müdafaa etmek gerçek teşekkürdür. Kanaat, rıza ve memnuniyet teşekkürün en güzel şeklidir. Kadının eşine ve evine karşı böyle davranması gerekir. Saliha bir kadın kocasının kendisi ve çocuklarına yaptığı harcamaları küçük görerek başa kakamaz. Yapılan iyiliği başa kakmak ise sevapları ve hayırları yok eder. Nitekim yüce Allah “Allah’a ve ahret gününe inanmayanlar gibi başa kakmak ve eziyet etmek suretiyle yaptığınız iyiliği ve hayırlarınızı iptal etmeyiniz” (Bakara, 2:264) buyrulur. 10. Kadın kocası için süslenmeli ve giyinmelidir. Peygamberimizin (sav) “Kadının hayırlısı emrettiği zaman itaat eden, kendisine baktığı zaman mutlu eden ve bulunmadığı zaman namusunu ve malını koruyandır” (Nesai, 6:68) hadisi bunu ifade etmektedir. 11. Ev hanımı aza kanaat etmeli ve razı olmalıdır. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Rızkı geniş olan genişliğinden infak etsin, rızkı dar olan da Allah'ın kendisine verdiğinden infak etsin. Allah kimseye gücünün üstünde yük yüklemez; vermediğinden istemez. Allah daime zorluktan sonra bir kolaylık verir.” (Talak, 65:7) 12. Kocasına eziyet etmemeli ve onu öfkelendirecek davranışlarda ve sözlerde bulunmamalıdır. Asil bir kadın kocasının hoşlanacağı ve hoşuna gitmeyeceği şeyleri öğrenir ve bunlara dikkat eder. Kocasının rızasın kazanmaya çalışır. Peygamberimiz (sav) “Bir kadın dünyada kocasına eziyet ederse, Cennette eşi olacak olan huriler ona şöyle derler. ‘Kahrolası kadın! O erkeğe eziyet etme! O senin yanında misafirdir, senin yanından ayrılarak bize gelecektir” (Tirmîzî, 1174; İbn Mâce, 2014) derler. 13. Eşinin anne-babasına ve akrabalarına iyi davranmalıdır. Akıl ve zekâ kişinin bulunduğu ortama uyum sağlayabilme ve kendisini sevdirebilme özelliğidir. Bir kadının anne ve babası kocasının anne ve babasıdır. Onlara hizmet etmesi anne-babasına hizmet etmesinden daha önemlidir. Çünkü kadın kısmının kendi anne-babasına bakma mükellefiyeti yoktur. Erkeğin vazifesi anne-babasına bakmak ve rızalarını almaktır. Bunun bir yönü de gelinin kocanın anne ve babasına da hizmet etmesidir. Bu hem anne-baba hakkını, hem de koca hakkı ve kocaya itaat vazifesinin gereğidir. Bütün bu sayılanların tamamı erkeğin hanımı üzerindeki hakkıdır ve kadının görevidir. Görevini yapmaması, sonra da ‘bunlar benim hakkım’ demesi görevden kaçmaktan ve bunu da dine yükleme çabasından başka bir şey değildir. Allah’tan korkmalı ve grevden kaçmayı hak olarak görmemelidir. Etiketler: Erkeğin Hakları Koca Karı Hanım Baba Anne İtaat Çocuklar Aile |
| Sonraki > |
|---|