Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Ahlak arrow Fesat ve İfsat
Advertisement
Fesat ve İfsat PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 03 Şubat 2011

M. Ali KAYA
Hiçbir müfsit ‘ben müfsidim’ demez; daima suret-i haktan görünür. Veya batılı hak olarak görür ve hak olduğunu iddia eder. Bu nedenle dinleyenler her duyduklarına inanmamalı mihenge/ölçüye vurmalıdır. Zulüm başına adalet külahını geçirebilir. Cihada zulüm adı verilebilir; hıyanete hamiyet adı verilir ve zıtlar yer değiştirirler. Çok iyiler de iyilik zannıyla fenalık edebilirler.
(Münazarat, 1996, s.48-49) 1919 yılında İngiliz Muhipler Cemiyetini kuranlar âlimler ve vatanperver insanlardı “iyi niyetle” bu cemiyeti kurdular ve İngilizlerin oyununa geldiler. İngilizlerin ve yunanlıların başarısı için camilerde dua edildi.

Bir işin hayırlı ve iyi olduğu veya olacağı sonuçta belli olur. Benzer ağaçların ne ağacı olduğu meyvesinden anlaşılır. Meyvesi iyi ve güzelse iyi, kötü ise kötüdür. Bu nedenle Bediüzzaman “Benim ve onların fikirlerinin sonucuna bakınız” demektedir.

İyi isimlerle ve güzel programlarla ortaya çıkan, parlak cümleler ve hissiyata hitap eden konuşmalarla insanları etkileyerek en fena şeyleri yaptırabilirler. Bu nedenle iyice araştırmak ve neye dayandıkları ve sonucunun nereye çıkacağı iyi bilinmelidir.

Her millet kendi diktatörünü kendileri oluştururlar. Hep beraber elleri üzerinde tepelerine çıkarırlar ve birden bırakırlar. Yüksekten düşenler daha fazla incinirler. Halk diktatörlerini önce alkışlarlar, sonra öldürürler.

İngilizler Türkmenistan’da Prof. Wanberli ve Libya’da Arapçayı 18 lehçesi ile konuşabilen ve İslamiyeti en iyi şekilde öğrenerek kendisini İslam bilgini gibi gösteren Lavrens’i unutmamak gerekir. “Çar tabancaları” yüzünden Ruslara mağlup olan Şeyh Şamil’in sözlerine kulak vermek gerekir.

**
İslam miras hukukunun bir prensibi vardır. “Küfür tek millettir. Müslüman olmayanın mirastan payı yoktur. Müslüman olmayan babanın mirası evlada, evladın mirası babaya düşmez” yani “Müslüman kâfire mirasçı olamaz.” Bu kural “Küfür tek millettir” prensibi ile ifadesini bulmuştur. Bu kurala göre Müslüman olan ancak müslümana mirasçı olur. Müslüman olmayan Yahudiler, Hıristiyanlar ve Mecusiler birbirlerine mirasçı olabilirler. (Serahsi, Mebsut, 30:30-33)

Miras hukukunun bu kuralı siyasi ve sosyal hayat için geçerli değildir. Bu nedenle siyasi ve sosyal hayatı bağlamaz. “Küfür tek millettir” diye Müslüman olmayandan sosyal münasebetleri kesmek, haksızlık yapmak ve onlara yardımcı olmamak, düşmanlık yapmak dinimize göre de çok büyük günahlardandır. Komşuluk hakkı Müslüman olanı da olmayanı da sorumlu tutar. Hukukun gereği ne ise o yapılacaktır.

Bir söz ve kural “Ne için söylenmiş, hangi makamda söylenmiş” ise o makamda kullanılır. Yerinde kullanılmadığı zaman pek çok yanlışlara ve haksızlıklara sebep olur. Sosyal ve siyasi hayatta barış ve huzurun korunması ve insanların karşılıklı güven içinde olmaları esastır.

Bu nedenle peygamberimiz (sav) yaşadığı süre içinde:
1. Medine’deki Yahudi, Hıristiyan, Müşrik ve Münafıkları ayırmadan birlikte bir Anayasa/Sözleşme yaparak karşılıklı hakları ve uyacakları kuralları belirledi.
2. Zulüm ve tecavüze karşı “Ehl-i Kitap” olanlarla ittifak kurdu.
3. Müslümanlara Habeşistan’a hicret etmelerini ve Hıristiyan Necaşi’nin himayesine sığınmalarını öğütledi.

Bu nedenle dünya barışı, ülkenin huzur ve güveni için ülkede yaşayan her inanç ve fikirdeki insanlarla ortak çıkarlar çerçevesinde adalet ve hakkaniyet ölçüleri içinde birlik ve beraberlik sağlamak esastır.

Birlik ve beraberliği, barış ve huzuru bozan her şey fitne ve fesat olarak değerlendirilir.


Etiketler:  Fesat İfsat Küfür Küfür tek millettir Sosyal Hayat Miras Hukuku
 
< Önceki   Sonraki >