Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa
Advertisement
Günahlarımız PDF Yazdır E-posta
Pazar, 10 Ekim 2010
M. Ali KAYA
Günahlar ikiye ayrılır. Birincisi günah olarak bildiklerimiz ve istiğfar ettiklerimiz. İkincisi günah olarak bilmediklerimiz ve istiğfar etmediklerimiz, hatta yaptığımız ve işlediğimiz için övündüğümüz günahlardır. Günah olarak bildiklerimiz de ikiye ayrılır, birincisi fiillerimize yansıyanlar ve yapıldıkları zaman halkın kınamasından korktuklarımız, ikincisi kalbimizle işlediğimiz günahlardır.
 

Günahlarımız bizim noksanlarımız ve eksiklerimizdir. İnsan eksiğini ve noksanını bilerek bunları giderdiği ölçüde irfan ve kemal sahibi olur. Bu nedenle şair “Kişi noksanını bilmek gibi ârif olamaz” demiştir. İnsan ilim ve amel sahibi olmakla kendisini kurtararak Allah'ın rızasını kazanamaz. Görünmeyen kalbî ve ruhî günahları olan ve insanların bu günahları görmemeleri sebebiyle kendisine hürmet ve saygı duyduğu insanlar, kendi kusurlarını da görmezlerse o zaman “gurur, kibir, ucub” gibi kalbi günahlara düşerek kendisini helak eder. Büyükler “her günah içki gibi sarhoşluk vermiş olsaydı kimseyi ayık göremezdiniz” demelerinin sebebi budur.

İnsanın eksik ve kusurlarını görerek kendisini düzelmesi durumuna “Edeb Hali” denir. “Edeb bir tac imiş, nur-u Hüdadan / Giy ol tâcı emin ol her beladan” demişlerdir. Edebli bir insan ise “Ne ilmim var, ne âmâlim / Ne hayr-u taate mecâlim / Garîk-i isyanım çoktur vebâlim / Acep rûz-i mahşerde n’ola hâlim” diyerek kendi hata ve noksanlarını gidermeye çalışır. Yine bunun için ârifler “Edeb ehli ilimden hâli olmaz / Edebsiz ilim sahibi âlim olmaz” demişlerdir.

Günah olarak bildiğimiz ve halkın kınamasından da çekinerek kaçındığımız günahlar “farzları terk etmek” gibi Allah'ın emirlerini yapmamak, “hırsızlık, içki, zina, yalan, iftira” gibi yasakladığı haramlardır. Kişi bu gibi günahlardan iki şekilde kaçar, birincisi Allah'ın emrini yerine getirmek ve rızasını kazanmak için. Matlub olan ve istenen budur. İkincisi ise halkın kınamasından kaçmak ve halkı memnun etmek içindir. Bu durum da insanı günahlardan korur ve zamanla halkın rızası yerini Allah rızasına terk eder. Bu nedenle büyükler “biz önce halkın ve büyüklerin bizi övmeleri için amel işledik, ama bu amel zamanla bizi ihlâsa ve Allah rızasına yöneltti” demişlerdir. Bu nedenle riya olmasın diye hayırlı amelleri işlememek daha büyük günahtır ve insana zarardır. Riya için emirleri yapmak ve yasaklardan kaçmak zamanla kişiyi ihlâsa, yani Allah rızasına yöneltir. Bu da hayırlı amellere devam etmenin hayırlı sonucudur.

Kalbimizle işlediğimiz günahlarımız ise birincisi, riyakârlıktır. Bu amelimizle insanların sevgi ve muhabbetlerini arzu etmektir. İkincisi, gururdur. Bu da yaptığımız hayırlı işlerimizle övünmemizdir. Övünmek insanın amellerinin boşa çıkmasına sebeptir. Üçüncüsü kibirdir. Kibir ise, kendini iyi bilmek, başkalarını, günaha şerre ister istemez düşen insanları küçük görmek ve ayıplayarak hor görmektir. Kendisinin iyi yolda olduğuna inanarak başkalarının güdüşünü kötü görüp hor görmektir. Başkalarının elindeki hakikatleri kabul etmemektir. Hakkı kabul etmemektir. Dördüncüsü, ucubdur. Yani, kendi yaptığı az bir ameli büyük görüp onun kendisini kurtaracağına inanmaktır. Başkalarının çok emelini ise küçük görmektir. Bunlar da insanın bildiği başkalarının görmediği kalbî günahlarıdır.

Günah olarak bilip kabul etmediğimiz günahlar ise günahların en büyükleridir. Bunlar o kadar açık ve büyük günahlardır ki yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “malum-u ilam ve israf-ı kelam” olmasın diye zikretmeye gerek duymamıştır. Zira bunlar düğer bütün günahlara sebep olan ve insanı her türlü günaha sevk eden büyüklerin büyüğü günahlardır. Bu konuda yüce Allah sadece “Şeytana uymayın, o sizin en büyük düşmanınızdır.” (Fatır, 35:6; Yasin, 36:60) ve “Nefis her türlü kötülüğe sevk eder” (Yusuf, 12:53) ayetleri ile genel bir ifade ile defalarca bizleri uyarmıştır.

Günah olarak bilmediğimiz büyük günahlar:

Birincisi, Cehalettir. Cehalet bütün kötülüklerin anasıdır. Bu nedenle yüce Allah “Oku!” fermanı ile nazil olmaya başlamıştır. Çünkü bütün hayırların başlangıcı okumaktır. İslam bilginlerine sormuşlar: “En büyük günah nedir?” “Cehalet” diye cevap vermişler. “Ondan daha büyük günah var mıdır?” demişler. “Evet!” demişler. “Nedir?” diye sorulunca “Cehaletini bilmemek” demişlerdir.

İkincisi, dünya sevgisidir. Peygamberimiz (sav) “Dünya sevgisi bütün hataların başıdır”
buyurmuşlardır. Dünya sevgisi, insanı her türlü haksızlığı ve kötülüğü yapmaya sevk eder. Dünya sevgisi insanı cimrileştirir. Cimrilik ise peygamberimizin (sav) hadisi ile “İman ile cimrilik bir kalpte beraber bulunmaz.”

Üçüncüsü: Bid’alar, yani yanlış düşünce ve inançlardır: İnsanı en büyük günahlara sokan ve toplumu, inananları birbirine düşüren, imandan ve Salih amelden mahrum eden, her türlü fitne ve fesada insanları sevk eden, kafalarını karıştıran, bilgilerini anlamsız ve faydasız hale getiren bozuk inanç ve düşüncelerdir. Bunlara bid’a ve dalalet adı verilir. Bid’a ve dalalete daha çok bilginler düşer. Bilginlerin çevresinde büyük kitleler olduğu için onula milyonlar dalalete düşer, imandan ve Salih amelden mahrum kalırlar. Peygamberimiz (sav) şeytana sordu: “En büyük dostun kimdir?” Şeytan “Bid’a ve dalalete düşmüş âlimlerdir” dedi. Sonra şöyle izah etti: “Ben onları ilimleri ile dalalete düşürünce artık benim çalışmama gerek kalmaz, o âlim ve onun dostları benim hesabıma çalışarak insanları cehenneme sürüklerler. Böylece ben çok kolay bir şekilde insanları yoldan çıkarırım" dedi.

Dördüncüsü, tembelliktir. Çalışmak, çalışkan ve gayretli olmak bütün hayırları kendisinde toplayan en hayırlı bir ameldir. Çalışmak insanın bütün ihtiyaçlarını karşılayan temel kuraldır. Bu nedenle Kur’ân-ı Kerimde çalışmak emretmeyi gerek görmedi. Çalışma ve gayret olmadan hiçbir hayır ve iyiliğe ulaşma imkânı yoktur. Bu nedenle çalışmak bütün hayırların ve tembellik bütün kötülüklerin sebebi oldu. Bu nedenle Bediüzzaman “Gayretin Allah katında ne kadar değerli olduğunu bilmiş olsaydınız bir dakikanızı boşa geçirmezdiniz” demektedir.  

Sonuç olarak bildiğimiz günahlar, bilmediğimiz günahlardan daha büyük günahlardır ve günah olarak bilinmediği için de insanı çok büyük günahlara sevk ederler. Yeryüzünde her türlü kötülüğün ve günahların sebebi de bunlardır.  
 

Etiketler:  Günah Korku Edeb Yalan Allah Korkusu Riyâkarlık Cehalet Dünya Sevgisi Şeytan Nefis
 
< Önceki   Sonraki >
ALLAH KORKUSU
KORKU
GüNAH
CEHALET
ŞEYTAN
YALAN
NEFIS
EDEB
DüNYA SEVGISI