Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Ahlak arrow Hikem-i Ataiye/ Hikmetli Sözler
Advertisement
Hikem-i Ataiye/ Hikmetli Sözler PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 25 Ağustos 2011

İKİNCİ BÖLÜM

1. Yaptığın ibadetle övünme; Allah’ın sana emretmiş olmasından dolayı övün. “De ki Allah’ın emri ve lütfuyla ferahlayın! Bu sizin topladıklarınızdan daha hayırlıdır.” (Yunus, 10:58)

2. Allah Salihlere yaptıkları amellerini göstermez ve manevi hallerini müşahade ettirmez. Bunun sebebi salikin henüz kemâle etmemesinden, vâsılînin de ilâhi müşahadelerden dolayı amelini görmemesindendir.

3. Tamahkârlık tohumundan zillet ağacı çıkar.

4. Vehim ve kuruntu kadar seni kendisi ile meşgul eden başka bir şey yoktur.

5. Sen ümit kestiğin şey için özgür, tamah ettiğin şeyin ise kölesi ve tutsağısın.

6. Allah’ın emrine boyun eğmeyen kimse mihnet ve kahır kelepçesiyle mahlûkata boyun eğmek zilletine düşer.

7. Nimete şükretmeyen ondan yoksun kalmaya mahkûmdur; şükreden ise o nimeti kendisine kuvvetle bağlamış olur.

8. Allah’a isyan ettiğin halde Allah sana hala ihsan etmeye devam ediyorsa bunun bir “istidrac” olmasından kork! Nitekim “Ayetlerimizi yalanlayanları farkına varmadan yavaş, yavaş helake yaklaştırırız” (Araf, 7:182) buyrulmaktadır.

9. İlahi feyiz olmasaydı ibadet ve duaya devam söz konusu olmazdı. Bu nedenle ibadet ve duaya devam edenin en küçük mevkiini dahi küçük görme!

10. “Hepsine, onlara da bunlara da Rabbin ihsanından veririz. Rabbin ihsanını esirgemiş değildir” (İsra, 17:20) Bu ayete göre Allah bazı insanları hizmetinde tutar. Bazılarını ise özel sevgisine mazhar eder.

11. Kullar kendi özel yetenekleri ve çabaları ile elde ettiklerini iddia etmesinler diye Allah’ın lütfu ve ihsanı genellikle ani ve beklenmedik şekilde gelir.

12. Her soruya cevap veren ve her bildiğini söyleyen birisini gördüğün zaman bunu onun cehaletinden say!...

13. Kişinin yaptığı iyi amellerin meyvesini dünyada hissetmesi, ahiret açısından kabul edildiğine delildir.

14. Allah’ın dünyada müminlere mükâfat vermeyip ahirete ertelemesi bu fani dünyanın dar olması ve geçici dünyada onları mükâfatlandırmaya layık görmemesindendir. Zira vereceği mükâfat dünyaya sığmaz. Kâfirin azabının ertelenmesinin sebebi de budur. Bu nedenle peygamberimiz (sav) “dünya mü’minin zindanı, kâfirin cennetidir” buyurmuştur.

15.  Allah katında dereceni bilmek istersen, senin Allah’a olan yakınlığına, zikrine ve fikrine bak…

16. Allah ne zaman sana sırf rızası için farzı yapmayı ve haramlardan kaçınmayı nasip ederse, maddi-manevi, zahirî ve bâtınî tüm nimetleri üzerinde toplamıştır.

17. Senin Allah’tan isteyeceğin en hayırlı şeyler, Allah’ın senden istediği şeylerdir.

18. İbadet ve taati yerine getirememekten dolayı üzülüp de bunu telafi etmek için gayrete gelmemen gururun ve aldanmışlığın işaretidir.

19. Ümit amel ve gayretle beraber olursa ümittir; aksi halde ham hayalden ibarettir.

20. Allah’ı bilen ariflerin Allah’tan en büyük istekleri samimi kullukta, ihlâsla amelde muvaffak etmesidir. Yani, farzları yapıp haramlardan kaçmaya muvaffak kılmasıdır.

21. Allah kulunu her şeyi kendisinden bilmesi için seni kabz ve bast halinde halden hale geçirir. Arifler kabz halinden çok bast, yani genişlik ve ferahlık halinden korkarlar. Zira bunda nefsin hissesi vardır. Kabz halinde ise nefsin hissesi yoktur. Bundan dolayı gaflet kabz halindekini bağlayamaz.

22. Allah’ın vermesi esirgemek, esirgemesi ise vermektir. Vermediğinin hikmetini anlama kapısını sana açmışsa esirgemesi vermenin ta kendisidir.

23. Şu âlemin dışı aldatıcı, içi ise ibret vericidir. Nefis aldatıcı dış yüzüne, kalb ise ibret verici iç yüzüne bakar.

24. Gerçekten izzet sahibi olmak istiyorsan fani mahbublardan yüzünü çevir ve Baki-i Hakikiye yönel. Kalbine fani varlıkların sevgisini sokma…

25. Gerçek tayy-ı mekân dünya mesafesini aradan kaldırıp, ahiretin sana olan yakınlığını görmek ve hissetmektir.

26. Mahlûkatın ihsanı mahrumiyet, Allah’ın esirgemesi ise sana olan ihsanıdır.

27. Taat ve ibadete mükafat olarak O’nun seni kulluğuna layık görmesi yeterlidir. Ondan herhangi bir şeyi istemek veya gelecek bir cezayı önlemek için ibadet eden O’nu hakkıyla tanımamış, kemâliyle hakkını yerine getirememiştir.

28. İbadet mukaddime-i mikafat-ı lâhika değil, belki netice-i nimet-i sabıkadır.

29. Allah sana bir şeyi ihsan ettiğinde lütfu, mahrum ettiğinde ise kahrını göstermiştir. Her ikisi ile de kendisini sana tanıttırmak istemektedir.

30. Allah’ın sana vermemesinin seni üzmesi, bununla rahmetini ve muradın anlamadığındandır.

31. Allah’ın sana olan her muamelesinde rahmet vardır. Taat kapısını açar, kabul kapısını açmaz. Sana günah takdir eder de bunu senin ona yaklaşma vesilesi yapar, bilemezsin.

32. Tövbe ve nedamete götüren günahını ve kusurunu görmen, gurura incirar eden rü’yet-i hüsn-ü amele müreccahtır.

33. Allah iki nimetten hiçbir varlığı mahrum bırakmamıştır. Birincisi vücut nimeti, ikincisi varlığını ve hayatını devam ettirme nimetidir. Bu da Allah’ın yardımı ve desteği ile olur.

34. Allah’ın ihsanı ibtida icat, yani yoktan yaratma ile, saniyen imdad, yani inşa iledir. Her ikisi de Allah’ın sana olan ihsanı ve desteğidir.

35. Allah sana dua etme nimetini vermişse bil ki sana vermek istiyor. Vermek istemeseydi isteme duygusunu vermezdi.

36. “Kalpler O’nun zikri ile tatmin olur.” (Rad, 13:28) Arifin kalbi sürekli ihtiyaç duyma iştiyakındadır. Bu nedenle başkası ile huzur bulmaz.

37. Eşyayı aydınlatan güneş batar, gönüllerin aydınlığı olan Allah’ın nuru asla batmaz.

38. Belayı verenin O olduğunu bilmen, belanın acısını hafifletir. Zira bunu sana takdir eden zat senin için hep güzel şeyleri takdir etmeyi adet edinmiştir.

39. Allah’ın lütfundan bir an olsun ayrıldığını, rahmetinin bir an kesildiğini sanan kimsenin zannı cehaletinden ve görüşünün darlığındandır.

40. Keşif ve keramete, özel ilâhi lutfa mazhar olan herkes tam ihlâslı olmayabilir.

41. Allah’tan manevi destek kulun yeteneğine göredir. Nurun parlaklığı iç âleminin temizliği ölçüsündedir.

42. Gafil sabaha erdiğinde ne yapacağını düşünür. Akıllı ise Allah’ın kendisine ne yapacağını düşünür.

43. Her şeyde Allah’ın esmasının tecellisini görenler hiçbir şeyden korkmazlar.

44. Yüce Allah bu dünyada mahlûkatı ve eserleri üzerinden tefekkür etmemizi emretti. Ahirette ise kemâl-i zâtını sana müşahede ettirecektir.

45. Allah seni acizliğinden O’nu görmeye dayanamayacağın için mahlûkatından ve eserlerinden zatına terakki etmeni istedi. Böylece kudret elinden çıkan eserlerini sana göstererek sena teselli verdi.

46. Yüce Allah senin usanacağını bildiği için ibadetlerini çeşitlendirdi. Aşırıya kaçma eğilimini bildiği için belli vakitlerle sınırlandırdı. Her namaz kılan onu hakkıyla eda edemez; ama o namazı dosdoğru kılabilir. İşte senden bunu istedi.

47. Namaz kalbi günahtan temizleme vesilesi ve âlem-i gabya açılan bir kapıdır.

48. Namaz kulun Allah ile konuşma sebebi ve vesilesidir, ruhun durulma kaynağıdır. Bu nedenle onun manevi kazancını artırdı.

49. Bir ibadetin karşılığı talep edenden o ibadette samimiyet ve ihlâs istenir. İhlâssızın başa baş kurtulması kâfidir.

50. Allah ihsanını sende tecelli ettirmek isterse sana amel-i salih nasip eder.

51. Allah seni sana bırakırsa kötülüğünün haddi ve hesabı olmaz.

52. Allah yaratılmışlardan sana ait olmayan herhangi bir şeyi sahiplenmeni yasak ettiği halde, kendisine ait olan bir sıfatı sahiplenmene hiç razı olur mu?

53. Çaresizlik içinde kalmış olmak kadar dileğini celbeden, Allah’a karşı acz, fakr ve zillet hissetmek kadar ilâhi lütfu celbeden bir şey yoktur.


Etiketler:  Hikmet Hikmetli Sözler Hikem-i Ataiye
 
< Önceki   Sonraki >