Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Ahlak arrow Hikem-i Ataiye/ Hikmetli Sözler
Advertisement
Hikem-i Ataiye/ Hikmetli Sözler PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 24 Ağustos 2011

BİRİNCİ BÖLÜM

1. Günahkârın ümidinin azalması amele güvenmenin alâmeti sayılır.

2. Sebepler dünyasında sebeplere sarılmayı bırakman gizli nefsanî arzudur. Allah seni sebepler dairesinin üzerine çıkardığı zaman da sebeplere sarılma arzun da yüksek himmetin alçalmasıdır.

3. Üstün himmet ve gayret sahipleri dahi takdir-i ilâhî sırlarını aşamaz. Hiçbir sebep takdirin önüne geçemez.

4. Himmet, gayret, azim, kararlılık ve sebattır. Allah’a ve ahirete yönelirse yüksek himmet, dünyaya yönelirse alçak himmettir. Himmet ne kadar yüce olursa olsun, takdir-i ilâhiyi aşamaz ve ona tesir edemez. Öyle ise neticeye kanaat etmelidir.

5. Üzerine vazife olmayan işi yapma ve de Allah’ın işine karışma.

6. Senin için garanti edilmiş olan rızkının peşine düşüp, senden istenen amelinde ihmalkâr davranman basiret körlüğünün delilidir.

7. Rızkın garanti edilmiştir. Onun için çalışmana gerek yok. Sen yaratılış amacına yönel. Rızık için çalışmanı da ibadet amacı yap. Böylece hem Allah’ın rızasını kazanır, hem de rızkını helal yoldan elde etmiş olursun. Allah elinin emeğine değer vereni sever. Onun yorgunluğuna ibadet sevabı verir ve onu bu sebeple bağışlar.

8. Duada ısrarla istediğin halde ihtiyacının gecikmesi seni ümitsizliğe düşürmesin. Allah duana icabet edeceğine söz vermiştir; ancak zamanını ve ne şekilde kabul edeceğini sen bilemezsin. O hikmeti ile senin için en hayırlısını vermek istemekte ve en hayırlı zamanı beklemektedir. Sen ise insan olduğun ve acul olduğun için acele ediyorsun.

9. Zamanı belirlenmiş dahi olsa vaat edilenin gerçekleşmemiş olması kesinlikle seni kuşkuya düşürmesin. Aksi takdirde basiretin körleşir ve kalb nurunun sönmesine sebep olur.

10. Marifetullah kapısı sana açılırsa amelin az olmasına önem verme. O kapıyı sana açması kendisini sana tanıttırmak istemesindendir. Kendisini tanıtma isteği onun ihsanı, ameller ise senin hediyendir. Onun ihsanı yanında senin hediyenin ne değeri olabilir?

11. Bedenî amellerin çeşitliliği, manevi hal ve duygularının farklılığına cevap niteliğindedir. Her amelin bir duyguna ve azana hitap etmektedir ve onun ıslahı ve terakkisi içindir.

12. Amellerin ruhu ihlâs, hayatı niyettir. Niyetsiz ve ihlâssız ameller makbul olmaz.

13. Meziyetin varsa gizlilik toprağında kalsın; ta ki neşv-ü nema bulsun. Vücudunu bilinmezlik toprağına göm ta ki yeşerip meyve versin.

14. Fikir meydanına çıkıp cevlan etmen için uzlet içinde kalbini ve ruhunu eğitmen ve olgunlaştırman şarttır.

15. Fani varlıkların mekânı olan gönül aynasında hak nasıl parlayabilir? Nefsin arzularına esir olmuş bir kişi nasıl hakka yol alabilir? Gafletten temizlenmeyen bir kalbe rabbani ilhamlar nasıl girebilir? Günah kirlerinden temizlenmeyen bir fikre esrarın inceliklerini nasıl anlayabilir?

16. Kâinat ve varlık özde karalıktır. Onu ancak hak ışığı aydınlatır. Varlığı görüp de varlığı var eden ve yaratanı görmeyen kişinin gözü ve gönlü gerçeği görmekten ve anlamaktan perdelenmiştir.

17. Vücud-u ilâhinin yanında varlığı bile söz konusu olmayan bu âlemin sana perde olması O’nun sana kahrından dolayıdır. Kendisi esbap perdesi ile gizlenmiş ve seni sebeplere mahkûm etmiştir.

18. Kulluk vazifesini ihmal edip ileride boş bir vakte ertelemek nefsin ahmaklığındandır.

19. Hak yolunda himmet ve gayretle yürüyen asla durmamalıdır. Zira terakki sonsuzdur. Bir yerde takılıp kalırsan hakikat “Asıl aradığın ileridedir” diye seni uyarır. Dünyanın en cazibedar güzelliği dahi şöyle haykırır: “Biz fitne ve imtihan sebebiyiz; sakın küfre sapma! Hedefinden şaşma! Fani varlıklarla aldanma!”

20. Ondan bir nimeti talep etmen O’nu itham etmendendir. O’nun sana tecelli etmesini istemen O’ndan gafletindendir. O varken başkasından istemen O’na uzak olduğundandır.

21. Alıp verdiğin her nefeste O’nun sende bir takdiri vardır.

22. Kalbinin ağyardan boşalmasını beklemen senin O’nu düşünüp gözetmesini kesintiye uğratır; zikrine mani olur.

23. Sıkıntı ve musibetler dünyanın tabiatındır. Bu nedenle dünyada sıkıntıya maruz kalmanı garipseme! Allah bununla kulunu terakki ettirmektedir.

24. Rabbinden dileyerek talep ettiğin hiçbir isteğinin geri çevrildiği, nefsine güvenerek talep ettiğin bir isteğinin de gerçekleştiği görülmemiştir.

25. Allah’a sığınarak işe başlamak başarılı olmanın işaretidir.

26. Başlangıcı iyi olanın sonu da iyi olur.

27. Kişinin iç dünyasında ne varsa dışına da o yansır.

28. O’nunla delil getirenle, O’na delil ile ulaşmak isteyen arasında fark vardır. O’na delil getirmek O’na vasıl olmamaktandır. O’nun varlığı zahir, O her yerde hazır ve her işe nâzırdır.

29. O’na yönelenler teveccüh nuruyla, O’na ulaşanlar da müşahede nuruyla yol alırlar. “Allah de, sonra bırak onları daldıkları bataklıkta oyalansınlar!” (En’am, 6:91)

30. Gayb ilmini bilmekten kendi aybını bilmek daha evladır ve daha hayırlıdır.

31.   “Hüve’l-kâhiru fevka ibadih” “O kullarına hâkimdir.” (En’am, 6:18) Allah gizlenmiş değildir; insan cahildir. Onu bir şey örtseydi onu sınırlamış olurdu. Bu ise muhaldir. Bu nedenle perdeli olan elbette sensin, maddenin zulmetinden görmeyen sensin…

32. Kulluğa ters düşen rezailden sıyrıl ki, Hakk’ın davetine icabet etmiş, hazrete yakınlaşmış olasın.

33. Her günahın kökü, temeli nefsini beğenmektir. Her nevi itaatin temeli ise O’ndan razı olmaktır. Kendini ve nefsini beğenmeyen cahille arkadaşlık, nefsini beğenen âlimle arkadaşlıktan iyidir.

34. Nefsini beğenen ve nefsine itimat eden bedbahttır; nefsinin ayıbını gören bahtiyardır.

35. Allah vardı ve O’nunla beraber hiçbir şey yoktu. Şu anda da O nasılsa öyledir. Peygamberimiz (sav) “Allah vardı ve onunla beraber hiçbir şey yoktu. O şu an olduğu gibidir” buyurmuştur.

36. Ondan başkasından bir şey almayı düşünme. Çünkü kerim olanı bırakıp başkasından bir şey istenmez.

37. Zâtındaki kâmil vasıflarından dolayı O’na hüsn-ü zan etmezsen bari sana olan muamelesine bakarak O’na hüsn-ü zan et.

38. “Sadece gözler kör olmaz, göğüslerdeki kalpler de kör olur.” (Hac, 22:46) Şaşılır o kimseye ki kendisinden asla ayrılmayandan kaçar, yanında hiç kalmayacak olana koşar.

39. “Ve inne ilâ Rabbike’l-müntehâ” “Son durak Rabbin huzurudur.” (Necm, 53:42) Yaratılmıştan yaratıcıya göç et, hicret et. Sonuçta ona gideceksin.”

40. Hali ve tavrı seni gafletten uyandırıp gayrete getirmeyen kimseyle arkadaşlık etme!

41. Hâlim kötü olduğu halde, senden daha kötü olanlarla arkadaşlık edersen, halini iyi görebilir ve aldanabilirsin.

42. Fani dünyaya değer vermeyen kalpten çıkan hiçbir amel az sayılmaz. Dünyaya düşkün bir kalpten çıkan hiçbir amel de çok sayılmaz.

43. Güzel ameller kalpteki güzel hallerin sonucudur.

44. Zikirde huzurlu olamıyorum diye zikri terk etme! Gafletle yapılan zikir de faydalıdır. Gafletle zikir uyanık kalple zikre, o da huşu ve huzur içindeki bir zikre seni ulaştırır.

45. Allah’ın emrine uymadığın zaman üzüntü duymaman, hata ve günah işlediğin zaman pişmanlık hissetmemen kalbin manen öldüğüne işarettir.

46. Günahın Allah’ın o günahı affedeceğine olan hüsn-ü zandan büyük görünmesin. Rabbini iyi tanıyan onun affı ve keremi yanında günahının küçük olduğu görür.

47. Allah adaletiyle muamele ederse küçük günah diye bir şey kalmaz; fazl ve keremi ile muamele etse büyük günah diye bir şey kalmaz.

48. En çok kabul edilmeye layık olan amelin, kişinin basit görüp değer vermediği ve unuttuğu amelidir.

49. Allah’ın senin kalbine feyiz göndermesi, O’nun kapısını daha çok çalman içindir.

50. Allah’ın senin kalbine feyiz vermesi, seni başkalarına yöneltmekten kurtarmak ve faniden yüzünü Baki-i Hakiki’ye çevirmek içindir.

51. İlâhî feyiz ve nurlar kalbin ve lâtifelerinin binekleridirler. Duygularını terakki ettirerek Hakk’a yaklaştırırlar.

52. Kalbin askeri nur, nefsin askeri zulmettir. Allah kuluna yardımı murat ederse nurunu gönderir ve kalbe ağyarın hücumunu keser, zulmeti aydınlatır.

53. Kalp nuru manevi sırları keşfettirir. Basiret karar verir; kalp onu uygular.


Etiketler:  Hikem-i Ataiye Ataullah İskenderi Hikmet Feyiz Himmet Kalp Nefis
 
< Önceki   Sonraki >
HIKMET
NEFIS
KALP
HIMMET
HIKEM-I ATAIYE
ATAULLAH İSKENDERI