| Hz. Alinin Fazileti, Menkıbeleri |
|
|
|
| Salı, 06 Aralık 2011 | |
|
M. Ali KAYA 3. Allah resulü bir gün Ali’yi gördü ve şöyle selam verdi: “Esselâmü Aleyke yâ Ebâ Reyhâneteyn” Sana selam olsun ey iki cennet çiçeğinin babası!” 4. Bir gün peygamberimiz (sav) sahabelerine şöyle buyurdular. “Allah bana dört kişiyi sevdiğini söyledi, benim de onları sevmemi istedi.” Sahabeler “Kimdir bunlar?” dediklerinde “Onlar kimlerdir yâ Resulallah?” dediler. Peygamberimiz (sav) “Onlar Ali, Ebu Zer, Selman ve Mikdat” buyurdular. 5. Peygamberimiz (sav) bir gün Hz. Ali’ye şöyle buyurdu: “Ente Seyyidün fi’d-dünyâ ve seyyidün fi’l-âhireti men ehabbeke ehabbenî ve habîbüke habîbullah…” “Sen dünya ve ahiretin efendisisin. Kim seni severse beni sevmiş olur, seni seveni Allah sever” buyurdular. 6. Hz. Ali (ra) zaruri ihtiyaçlarını Kûfe çarşısından alır ve elinde taşıyarak evine götürürdü. “Biz götürelim de ehl-i beyte hizmet etmiş olalım” diyenlere de “Aile reisi bunları taşımaya daha layıktır. Evine ve ehline hizmet kişiye noksanlık vermez, şeref verir” diye cevap verirdi. 7. Halife olmadan önce nasıl sade bir hayat yaşamışsa halife olduktan sonra da aynen öyle yaşamıştır. Bir gün birisi sordu: “Ey Mü’minlerin Emiri! Neden yamalıklı elbise giyiyorsunuz?” Cevap verdi: “Bu kalbi dünya süs ve ziynetinden temizler ve mü’minlere iyi örnek olur” buyurdular. 8. Bir gün birisi çok güzel bir yemek göndermişti. Hz. Ali (ra) “Çok güzel bir yemek; ama yiyemem, nefsim alışır” dedi ve geri gönderdi. 9. Bir gün peygamberimiz (sav) Hz. Ali’ye hitaben “Yâ Ali! Allah kimseyi senin gibi züht ve takva libası ile süslemedi. Bu zühd ve takva sende varken ne sen dünyadan ne de dünya senden bir şey alamaz” buyurdular. 10. Hz. Ali (ra) bir şiirinde şöyle demiştir: 11. Ahnef b. Kays anlatıyor. Bir gün Ali’nin (ra) evine gittim. Arpa ekmeği yiyordu. “Ey Allah’ın halifesi, niçin böyle yapıyorsun? Niçin herkesin yediği helal yemeklerden kaçıyorsun?” dedim. Bana döndü ve “İmam olanlara halkın zayıfları gibi yaşamak ve gıdalanmak icap eder, ta ki yoksullar şikâyetçi olmasınlar, senginler de mallarına güvenmesinler” dedi. 12. Peygamberimiz (sav) Ali’ye (ra) şöyle dua etti: “Allahümme’nsur nem nasara Aliyyen. Allahümme erkim men erkeme Aliyyen. Allahümmehzül men hazele Aliyyen.” “Allahım! Ali’ye yardım edene yardım et. Ali’ye ikram edene ikram et. Ali’yi zelil edeni zelil et…” 13. Ali (ra) için “O mü’minlerin efendisi, müttakilerin velisi, seçkin insanların kumandanıdır” denilmiştir. 14. Enes b. Mâlik (ra) anlatıyor: “Allah Resulü ile oturuyorduk. Ensar’dan Ebu Ukal (ra) sordu: “Ey Allah’ın Resulü! Senden sonra insanların üstünü kimdir?” Peygamberimiz (sav) “Ebu Bekir Sıddıktır” buyurdular. “Sonra?” dedi. “Ömerü’l-Faruk’tur” “Sonra?” dedi “Osman b. Affan’dır” “Sonra?” diyince “Ali b. Ebi Taliptir” buyurdular. Ebu Ukayl “Ey Allah’ın resulü! Ali’yi en sona bırakmadınız mı?” diyince peygamberimiz (sav) “Vay sana yâ Ebâ Ukayl! Benim son peygamber olduğumu bilmiyor musun?” buyurdular. 15. Peygamberimiz (sav) buyurdular: “Ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır.” (Tirmizi, 4:374, H. No: 3969) Bu nedenle Abdullah b. Abbas (ra) “İlmin onda dokuzu Ali’ye gerisi tüm insanlara verilmiştir” demiştir. Bunda yadırganacak ve akla uymayacak bir şey yoktur. İlim, bütün ilimlerin şahı ve padişahı olan iman ilmi ve marifetullah’tır. Bütün fenni ilimler ancak bu ilimle değer kazanır. İlimler marifetullah’a vesile olmazsa cehildir. Marifetullah da tamamıyla Hz. Ali’de vardır. 16. Abdullah b. Mesut (ra) der ki, “Hz. Ali (ra) dışında “Bir müşkülünüz varsa bana danışınız” diyen insan bulunmaz. Çünkü o diyor ki: “Ey Nâs! Allah’ın kitabını bana sorun. Hangi ayet nâzil olmuşsa ben onun kim hakkında, nerede, ne için nâzil olduğunu bilirim” derdi. 17. Bir gün peygamberimiz (sav) ile dururken bir sahabe geldi. Birinin öküzü diğerinin merkebini öldürmüştür. Merkeb sahibi hak dava eder. Peygamberimiz (sav) “Bir hüküm verin” buyurur. Sahabenin biri “Şuursuz hayvanların fiillerinden sahibi mesul olmaz” der. Peygamberimiz (sav) Hz. Ali’ye döner ve “Yâ Ali! Hükmü sen ver” buyurur. Hz. Ali (ra) sorar. “Her iki hayvan da başıboş mu idi?” der. “Merkep bağlı öküz ise başıboştu” derler. “Öyle ise merkebin tazmini gerekir” diye cevap verir. Peygamberimiz (sav) bu hükmü beğenir ve “İçinizde en iyi hüküm vereniniz Ali’dir” buyururlar. 18. Bir gün Hz. Ali (ra) ata binerken bir Yahudi gelir “Yâ Ali! Bana öyle bir sayı söyle ki birden ona kadar tüm sayılara bölünsün de kesirsiz olsun” der. Hz. Ali (ra) cevap verdi: “Haftanın günlerini senenin günlerine çarp bu sayıyı bulursun” der. Yahudi çarpar ve gerçekten böyle olduğunu görür ve Ali’nin (ra) ilmine hayran olur. (7x360 = 2520) 19. İki kişi bir araya gelerek yanlarında bulunan çörekleri yemeye başlarlar. Birinin üç diğerinin beş çöreği vardır. Bir üçüncü şahıs gelir. Beraber yerler. Üçüncü şahıs 8 dirhem bırakır gider. Beş çöreğin sahibi beş dirhemi alır. 3 dirhemi de üç çörek sahibine bırakır. Adam hakkına razı olmaz ve Hz. Ali’ye (ra) giderler. Hz. Ali (ra) sorar: “Hak ölçüsü ile hükmedersem zarar edersin. İsterseniz helalleşin. Adam “Hayır hak ölçüsü ile hakkımı istiyorum” der. Hz. Ali (ra) dedi. “Adam sana iki kuruş fazla vermiş. Senin hakkın bir kuruş, onunki yedi kuruştur. “Nasıl olur?” dedi adam. “Hak hüküm böyledir ve hakkın budur” dedi. “İzah eder misin?” dediği zaman Hz. Ali (ra) “Üçünüz de çörekten yediğiniz için 8 çöreği 3 ile çarparız. 24 parça olur. Üç çörek sahibinin hakkı 9 sülüs, 5 çörek sahibinin malı ise 15 sülüstür. Yediklerinizi çıkarırsanız 9-8=1 pay üç çörek sahibine, 15-8=7 pay 5 çörek sahibine kalır. Böylece üç çörek sahibinin hakkı 1 kuruş, 5 çörek sahibinin hakkı ise 7 kuruş olur” dedi. 20. Peygamberimiz (sav) buyuruyor: “Hubb-u Aliyyin hasenetün, lâ tedurru maahâ seyyietün” yani, “Ali’yi sevene günahı zarar vermez” buyurdular. 21. Hz. Ali (ra) şairdi. Şiirinden bir örnek: “Ennâsü min ciheti’t-temâsüli ekfâü. İnsanların kök itibarıyla birdir. Fe in yekün lehüm fî asluhüm şerefün Şeref onların aslında olsaydı, Mâ’l-fahrü illâ li-ehli’l-İlmi innehüm, Ancak ilim sahibi övünebilir Ve kadrü küllü emrin mâ kâne yuhsinühû Herkes kendi işi ile övünür Fe izze bi-ilmin teiş hayyen bihî ebeden İlim sahibi ebediyen yaşar 22. Derrar b. Hamza’ya dediler ki: “Ali’yi bize anlatın.” Şöyle dedi: “Hz. Ali (ra) hikmetle söyler, adâletle hükmeder, yüreğinden ilim fışkırır, lisanından hikmet akardı. Dünyanın süs ve ziynetinden tiksinirdi. Geceleri işi ibadetti. Allah korkusundan ağlar ve olayların sebeplerini derinliğine düşünürdü. Giyiminde sade ve temiz, yemesi basit ve çok azdır. Aramızda bizden birisidir, bir şey soracak olursak ilmini ortaya koyardı. Bir toplantıya davet edersek hemen gelirdi. Aramızda ülfet olduğu halde heybetinden huzurunda konuşamazdık. Dine bağlı olanlara saygılı, fakirlere ilgilidir. Kuvvetli onun korkusundan zulme meyledemez, zayıf olan da adaletinden yoksun kalmazdı” diye cevap verdi. 23. Niçin Ali’yi bu kadar çok seversin diyenlere Derrar b. Hamza şöyle demiştir: “Üç faziletinden dolayı onu çok seviyorum. Öfkesine hâkimdir, sözüne sadıktır, hükmünde âdildir.” 24. Hz. Ömer (ra) onun için şöyle demiştir: “Levlâ Aliyyin, le heleke Ömer.” “Ali olmasaydı, Ömer helak olurdu.” 25. Peygamberimiz (sav) “Âdem’in ilmine, Nuh’un anlayışına, İbrâhim’in ahlakına bakmak isteyen Ali b. Ebi Talib’in yüzüne baksın” buyurdular. 26. Hz. Ali (ra) peygamberimizden 580 hadis rivayet etmiştir. 27. Peygamberimiz (sav) bir gün “Yâ Ali! Benden sonra cennetin kapısından hesapsız cennete girecek olanların ilkisin” buyurdular. 28. Hz. Ali’nin bir kürkü vardı. Cemel’de kaybolmuştu. Bir gün çarşıda bir Yahudi’nin sırtında gördü. Hz. Ali adamdan kürkünü isteyince Yahudi reddetti ve iş mahkemeye intikal etti. Mahkeme reisi Kadı Şüreyh Hz. Ali’den şahit istedi. Hz. Ali (ra) de Hz. Hasan’ı şahit gösterdi. Kadı Şüreyh “O senin yakınındır, olmaz” dedi ve şahitliğini kabul etmedi. Sonuçta hüküm Hz. Ali’nin aleyhine cereyan etti. Yahudi kürkü aldı ve çıkacağı zaman geriye döndü ve “Yâ Ali! Doğrusu kürk senindir. Madem dininiz bu derece adalete önem veriyor, o din haktır” dedi ve Müslüman oldu. 29. Bir gün adamın birisi geldi Hz. Ali’ye “Bir günah işlediğim zaman ne yapmalıyım?” diye sordu. Hz. Ali (ra) “Tövbe etmelisin” diye cevap verdi. Adam “Ya yine aynı günahı işlersem?” Hz. Ali (ra) “Yine tövbe etmen gerekir” dedi. Adam sordu “Ne zamana kadar tövbe etmeliyim?” Hz. Ali (ra) “Şeytanı susturup mağlup edene kadar” diye cevap verdi. 30. Hz. Ali (ra) bir gün şöyle dedi: “Yanında Allah’ın, Resulullah’ın ve Evliyânın sünneti olmayan kimsensin hiçbir şeyi yok demektir. Sordular “Allah’ın sünneti nedir?” Cevap verdi: “Sırrı gizlemektir.” “Resulullah’ın sünneti nedir?” “İnsanlara güzel ahlakla muamele etmek ve onları idare etmektir.” “Evliyanın sünneti nedir?” “İnsanlardan gelen eza ve cefaya katlanmaktır” dedi ve ilave etti: “Sizden öncekiler üç hasletle vasiyetleşirlerdi. Birincisi, ahiret için çalışana Allah din ve dünyası için kâfidir. İkincisi, gizli hallerini iyileştirenin Allah açık hallerini iyileştirir. Üçüncüsü, Allah ile arasını düzelten kimseni insanlarla münasebetini Allah düzeltir.” 32. Hz. Ali (ra) dedi: “Kim ilmi isterse cenneti istemiş olur. Kim de günahı isterse cehennemi istiyor demektir.” 33. Hz. Ali (ra) buyurdu: “Dünyada nimet olarak İslam yeter. Meşguliyet olarak itaat yeter. İbret olarak ölüm yeter. Şeref olarak Allah’a kul olmak yeter.” 34. Hz. Ali (ra) dedi: “Dört şey devam ettiği sürece din ve dünya baki kalır. Zenginler mallarında cimrilik etmezlerse… Âlimler bildikleri ile amel ettikçe… Cahiller bilmediklerini öğrenmeye kibirlenmedikçe… Fakirler dinlerini dünyalarına satmadıkça…” 35. Hz. Ali (ra) dedi ki: “Dört şeyin azı da çoktur. Ağrı, fakirlik, ateş ve düşman…” 36. Hz. Ali (ra) dedi ki: “Amellerin güç olanı dört haslettir. Öfkeli iken affetmek. Sıkıntıda iken cömert olmak. Tenhada nefsini korumak. Korktuğu ve menfaat umduğu kimse için hakkı söylemek.” 37. Hz. Ali (ra) dedi ki: “Beş huy olmasaydı insanlar hep Salih olurdu. Cehle kanaat. Dünyaya hırs. Malda cimrilik. Amelde riyakârlık. Kendi görüşünü beğenmek.” 38. Hz. Ali (ra) dedi ki: “Nimetler altıdır: İslam, Kur’an, Resul-i Ekrem, âfiyet, ayıpların gizlenmesi, insanlara muhtaç olmamak…” 39. Hz. Ali (ra) dedi ki: “Huşusu olmayan namazda, boş şeylerden sakınmadan tutulan oruçta, Tefekkürsüz Kur’an okumada, İffetsiz ilimde, Cömertliksiz malda, Muhatapsız kardeşlikte, Bekası olmayan nimette, İhlaslı olmayan duada hayır yoktur.” “Müneccim ile tabib bana geldiler 41. Hz. Ali (ra) der ki: “İyilik ettiğin kimsenin emiri, istediğin kimsenin esiri, müstağnî olduğun kimsenin de dengi olursun.” 42. Hz. Ali (ra) der ki: “Alçakça söylenen söze cevap verme! Onu söyleyenin sepetinde daha nice alçak sözler vardır. Size yine cevap verir. Buna fırsat vermiş olursun.” 43. Hz. Ali (ra) der ki: “İnsanın ahmaklığı üç şeyle anlaşılır. Sözleri saçma sapandır. Soruları bir şeye taalluk etmez. İşlerinde daima öfke hâkimdir.” 44. Hz. Ali (ra) der ki: Ayıpları örtmek, nefsini selâmete ulaştırmak istersen çok dinle az konuş. Böylece fikrin terakki eder, kalbin nurlanır ve insanlara karşı taarruzda bulunmamış olursun.” 45. Hz. Ali (ra) der ki: “İnsanlar dört sınıftır. Bilmediğin bilen isteklidir, ona öğretin. Bildiğini bilen âlimdir, ondan öğrenin. Bildiğini bilmeyen uykudadır onu uyandırın. Bilmediği halde fetva vermeye kalkar, o ahmaktır, ondan kendinizi sakının.” 46. Hz. Ali’ye (ra) sordular: “Rabbini gördün mü?” Cevap verdi: “Görmediğim rabbe ibadet etmem; ancak o akılla ve kalple görülür. Gözler onu görmez; ama kalpler iman hakikatleriyle onu idrak ederler. Şunu da bilin ki; perde-i gayb açılsa yakînim ziyadeleşmez.” 47. Biri Hz. Ali’ye (ra) geldi ve sordu: “Kader Nedir?” Hz. Ali (ra) cevap verdi: “O derin bir okyanustur; ona dalma!” “Kaza nedir?” dedi. Hz. Ali (ra) “O karanlık bir yoldur; ona girme!” dedi. Adam ısrar etti “Bana kaderi anlat.” Hz. Ali (ra) cevap verdi: “Beni dinlemiyorsun. Söyle bakalım Allah’ın rahmeti kullarında önce midir, sonra mıdır?” Adam dedi “Allah’ın rahmeti mahlûkatından öncedir.” Hz. Ali (ra) “Bu adama hürmet edin. Bu müslümandır” dedi. Adam yine döndü ve sordu: “Benim oturmam ve kalkmam, memnun olmam ve rahatsız olmam Allah’ın kaderi ile midir?” Hz. Ali (ra) bu inatçı adama cevap verdi “Sana bazı sorular soracağım, anlayacaksın ki her şey kader ile takdir edilmiştir ve her şey Allah’ın dilediği gibi olur. 48. Hz. Ali’nin (ra) kardeşi Âkil borca girmişti. Kûfe’ye halife olan kardeşinin yanına geldi. 100.000 dirhem olan borcunun hazineden ödenmesini talep etti. Hz. Ali (ra) ona “maaşımı alınca sana maaşımdan yardımda bulunurum” dedi. Âkil, “Hazine senin elinde değil mi?” diye sordu. Hz. Ali (ra) “O müslümanların malıdır. Ondan hakkımız olmayanı almak hırsızlığın en büyüğüdür” diye cevap verdi. 49. Hz. Ali (ra) son zamanlarda sık sık mezarlığa gider ve uzun müddet orada kalırdı. Kendisine “Niçin böyle yapıyorsun?” diyenlere “Onlar sözlerime itiraz etmiyorlar ve benim gıybetimi yapmıyorlar” şeklinde cevap veriyordu. 50. Hz. Ali (ra) der ki: “Kişi dilinin altıda gizlidir. Konuşturunuz nasıl biri olduğunu anlayacaksınız.” Etiketler: Hz. Ali Menkıbe Hz. Alinin Fazileti İlim Akıl Fazilet Arabın Efendisi |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|