Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Ahlak arrow İffetli Olmanın Gereği
Advertisement
İffetli Olmanın Gereği PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 28 Eylül 2009

M. Ali KAYA
"Nur suresi üçüncü ayeti anlamakta güçlük çekiyorum yardımınızı Allahın izniyle istiyorum" diyen bir okuyucumuza şöyle bir cevabımız vardır: Nur suresi 3. Ayet-i kerimenin meâl-i âlisi şudur: “Zina eden bir erkek, ancak zina etmiş olan bir kadınla evlenir. Zina eden bir kadın da ancak zina etmiş olan veya Allah'a şirk koşan bir erkekle evlenir. Zina eden kadın mü’min erkeğe, zina eden erkek de mü’min kadınlara haram kılınmıştır.” (Nur, 24:3) Bu ayeti takviye eden yine Nur suresinde şöyle bir ayet vardır. "Zina eden bir erkek zina eden bir kadınla veya bir müşrik ile evlenir. Zina eden bir kadın da zina etmiş bir erkek ile evlenir. “İyi erkekler iyi kadınlar içindir; iyi erkekler de iyi kadınlar içindir. Namuslu kadınlar namuslu erkeklere, namuslu erkekler de namuslu kadınlara yakışır.” (Nur, 24:26)

Zinaya meyilli erkekler zinaya meyilli olan kadınları, zinaya meyilli kadınlar da zinaya meyilli erkekleri bulur. “Tencere yuvarlanır kapağını bulur.” İffetli erkekler iffetli kadınları, iffetli kadınlar da iffetli erkeklerden hoşlanırlar. Bunların içinde şirk koşanlar zinaya meyilli olanlardır. Zira onların namus ve iffet diye bir dertleri yoktur. Dolayısıyla zinadan ve zina etmekten nefret etmezler. Şayet evlenecek olsalar birbirlerine uygun olanları bulurlar. Zina etmek mü’minlere haram kılındığı gibi, zina etmiş olanlar ile evlenmek de bu şekilde haramdır. Mü’mine iffetli olmak ve iffetli ile evlenmek yakışır. İffeti ve namusu önemsemeyenler önemseyenlerle bir değildir ve şer’î olarak küfüv değildir. Dinin istediği denklik diyanet noktasındandır. Evlilikte dinin istediği denklik de iffet ve namusa düşkün olmaktır. 

Müşriklerle iman edene kadar nikâhlanmak helal olmadığı gibi, zanilerle tövbe edene kadar nikâhlanmak helal olmaz. Zira iffeti ve namusu koruma zorluğu vardır. Bu bakımdan yüce Allah “İnanmış bir köle, müşrik bir hürden daha hayırlıdır” (Bakara, 2:221) buyurur.

Müfessirler bu ayetin açıklamasında şu hususlara dikkat çekmişlerdir.
1. Bu ayet nikâhın hükmünü açıklamaktan ziyade zinanın şirke yakınlığını anlatmaktadır. Zinaya düşkün olan bundan vazgeçmediği sürece kendi yaptığını müdafaa için “Seviyorum yaparım.” “Bu benim özel hayatımdır; kime ne” demekle kalmaz; “din benim özel hayatıma ne karışır?” “Nikâh ve iffet önemli mi?” “Bekâretin ne önemi var?” gibi yaklaşımlarla şirke ve küfre düşer. Günümüzde bunun çok örnekleri vardır. Allah korusun! “İnandığı gibi yaşamayan, yaşadığı gibi inanmaya başlar.” Bu da insanı şirke ve neticede küfre götürür. Zira haramı müdafaa etmek ve helal addetmek küfürdür.

2. İslam’ın ilk yıllarında yüce Allah mü’minlerin zinaya yaklaşmalarını önlemek için Hz. Aişe’nin (ra) rivayetine göre “Bir erkek bir kadınla zina etse onların birbirleri ile evlenmelerini” bu ayetle yasaklamıştır. Ancak daha sonra “Aranızda bekârları evlendirin” (Nur, 24:32) ayeti ile nesholmuştur denilmiştir. “Evvel yaptıkları akılsızlık, sonrası ise nikâhtır ve helaldir” buyrulmuştur. Bu da kendilerine had vurulmuş olan ve zina ettikleri sabit olan erkek ve kadınlar içindir. Dört şahit ile veya kendi itirafları ile zina ettikleri sabit olmayanların durumu Allah'a havale edilir ve gizli olduğu için bilinemez.

3. Zina olayı gizlidir ve bilinemez. Ancak Allah'ın adaleti gereği “zina eden iffetsiz bir erkek galiben zina eden ve iffetsiz olan birini bulur ve onunla evlenir” denilmiştir. İyi ve iffetli olan erkekleri Allah iyi kadınlara, iyi ve iffetli kadınları da Allah iyi ve iffetli erkeklere nasip eder. Tencere yuvarlanır kapağını bulur. Allah'ın adaleti tecelli eder. Siz ne kadar iffetli iseniz eşiniz de o kadar iffetli olur. Bu Allah'ın gizli adaletidir. Bilinmez; ama yaşanır.

4. Bu ayet umumhane kadınları hakkında nazil olmuştur denilmiştir. Zira Medine’de müşriklerin çalıştırdığı umumhaneler bulunuyor ve burada müşrikler çalışıyordu. Bunların bir kısmı servet kazanmışlardı ve çok zengindi. Fakir ve iffetli muhacir mü’minler zinadan kaçtıklarından onları aldatmak için evlilik teklifi yapıyorlardı. Böylece zengin olmalarını sağlayacaklarını vaat ediyorlardı. Yüce Allah bu ayetle onların evliliklerini yasaklamıştır. Daha sonra ise bu ayet diğer ayetlerle hükmü neshedilmiştir. Çünkü bu durum ortadan kalkmıştır. Peygamberimiz (sav) de evliliği kolaylaştırmış ve teşvik etmiştir.

Sonuç:
Kur’an meali Kur’anın kendisi değildir. Zira Kur’an “Anayasa” gibidir ve her bir kelimesi bir “Kavram” ve “Din Dili” denilen “Terim”lerdir. Bunların genellikle başka lisanda, hatta Arapça’da kelime olarak karşılığı yoktur. Ancak deyimlerin ve terimlerin izahları ile anlaşılması gerektiğinden dolayı “Te’vil ve Tefsir”lerinin yapılması gerekir. Anayasa ancak “Kanunlar” “Yönetmenlikler” ve “Tüzükler” ile uygulamaya geçildiği ve anlaşılabilir ve uygulanabilir olduğu için ayetler de “Sünnet” “Kıyas” “İcma” ve aklın ürünü olan “Tefsir ve tevillerle” uygulanabilir, anlaşılabilir ve doğru olarak anlamlandırılabilir.

Bu bakımdan mealler Kur’anı anlamlı kılmaz, daha da muğlâk hale getirir ve anlaşılmasını engeller; kafa karıştırır. Bu bakımdan meal ile hüküm vermek çok yanlıştır ve gerçekten bir ayetin meali ile o husus anlaşılmaz ve anlamsız kalabilir. “Müteşabih” dediğimiz tevil ve tefsir gerektiren ayetleri bir tarafa bıraksak dahi “Muhkem” dediğimiz “Namaz kılın” “Oruç tutun” ayetleri gibi güya herkesin anladığını sandığı ayetler dahi anlamsızdır. Zira “Namaz nedir? Nasıl kılınır? Ne zaman kılınır? Ne için kılınır? Kaç rekât kılınır? Farz mıdır, sünnet midir, nafile midir? Hastalar nasıl kılar, yolcular nasıl kılar? Namazın şartları nelerdir, farzları nelerdir? Namazı bozan şeyler nelerdir? Hangi namaz nasıl kılınırsa kabul edilir?” gibi yüzlerce sorunun cevabı ancak Sünnet ve içtihatlarla anlamlı ve uygulanabilir hale gelir. Biz namazın nasıl kılındığını bildiğimiz için bu ayeti anlar görünürüz. Namaz ibadetinin nasıl bir şey olduğunu bilmeyene göre “Namaz kılın” emrinin hiçbir anlamı yoktur.

Evlilikle ilgili dinin hükümleri bütün ayetler ve peygamberimizin bu konudaki bütün uygulamaları ile anlaşılabilir. Bir ayetle anlaşılmaz. Elbette anlamsız kalır.
 


Etiketler:  Zina İffet Denklik Küfüv Namus Evlilik Nikah Tefsir Müteşabih Muhkem
 
< Önceki   Sonraki >
EVLILIK
NAMUS
NIKAH
TEFSIR
İFFET
ZINA