Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Ahlak arrow Layık Olmak
Advertisement
Layık Olmak PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 02 Ekim 2010

M. Ali KAYA
Liyakat, bir işe ehil olmak ve layık olmak demektir. Bir işi çok iyi bilmek ve hakkını vermek becerisine liyakat denir. Emanete riayet etme temeline ve ahlakına dayanan liyakat eğitim ve tecrübe ile kazanılır ve bir insanın şahsiyetini oluşturur.

İnsana verilen her görev bir amanettir. İşi doğru ve düzgün yapmak o işe layık olmak ve emanete riayet etmek anlamına gelir. “Emr olunduğun gibi dosdoğru ol!” (Hud, 11:112) fermanı “sana verilen işi en güzel şekilde yap” anlamına gelmektedir. Yüce Allah ayrıca “Emaneti ehline verin ve adaletle hükmedin” (Nisa, 4:58) emretmektedir. Peygamberimiz (sav) “Emanet kaybolunca ve emanete hıyanet edilince kıyameti bekleyin” buyurur. “Emanet nasıl kaybolur?” denilince de “İşler ehline verilmezse emanete ihanet edilmiş olur” (Buhari, İlim, 2; Rikak, 35) buyurdular.

Hz. Ebu Zer (ra) peygamberimize (sav) gelerek “Beni bir yere memur olarak atamaz mısınız?” diye peygamberimizden (sav) görev almak ister. Peygamberimiz (sav) ona “Ya Ebâ Zer! Ben kendim için istediğimi senin için de isterim, ama ben seni zayıf görüyorum. Sakın iki kişiye amir olma! Yetim malına da velilik yapma! Memuriyet bir emanettir. Hakkını veremediğin taktirde kıyamet günü perişanlık ve pişmanlıktır. Ancak kim onun hakkını vererek üzerine düşen vazifeleri eksiksiz yerine getirirse ederse o gün perişan olmaktan kurtulur” (Müslim, İmaret, 17) buyurdular.

İnsan neye layık ise odur. Toplum da neye layıksa öyle idare edilirler. Zor şartlar güçlü insanları yetiştirir. İyi kaptan fırtınalı denizlerde yetişir. Milletin kahramanları zor zamanlarda ortaya çıkarlar. Peki, ama neden sıkıntıya girerler? Hür iradelerini kullanarak çalışma ve gayret içine girmeyerek birilerinin kendilerini kurtarmasını bekledikleri için… Çalışma ve gayret içinde olanlar sonunda iyiye ve hayra liyakat kesp ederlerken, tembel ve gayretsiz olanlar da sıkıntıya girmemek için bir kurtarıcının gelmesini bekleyip dururlar.

Mehdi’nin gelmesini beklediklerini söyleyen bir kısım talebelerine Bediüzzaman “Siz çalışmaya devam edin. Mehdi geldiği zaman sizi iş başında görsün” şeklinde cevap vermiştir.

Tembellik ve tembellikten kaynaklanan fakirlik kader değildir. Hayat dediğimiz gerçek doğduğumuz zaman değil, bildiğimiz zaman, irademizi ve aklımızı kullanarak onu yönlendirmeye başladığımız zaman başlar.

“Allah insana verdiği nimetlerin eserini üzerinde görmek ister” (Buhari, Libas, 1; Tirmizi, Edeb, 54) buyurur peygamberimiz. (sav) Allah kuluna akıl, irade, ilim, feraset gibi nimetler vermiştir ve bunların eserleri olan hamiyet, gayret, çalışkanlık, akıllılık ve iradesine hâkim olma gibi eserlerin görülmesini ister ve kulu bu eserlerle göründüğü zaman o kuldan razı olur.

İnsan güneşi tutamaz; ama ondan azami derecede istifade eder. Akıllı bir insan ateşe elini sokup yakmaz; ama ateşi bir sobanın içine hapsederek evini ısıtır ve ateşten azami bir şekilde istifade eder.

İnsan dünyaya ebedi cennete liyakat kesbetmesi için gönderilmiştir. Cennet ancak ona layık olanları kabul eder. Layık olmak da “iman ve imanın gereği olan Salih amel ve güzel ahlak” iledir. İnsan bunları kazanmak için dünyaya gönderilmiştir. Nasıl ki okullar ve insanın eğitime ayırdığı on altı senesi hayata hazırlanmak ve çıkacağı yüce makamlara layık olmak için çalışmaktadır.

Liyakat başarının ön şartıdır. Allah layık olana layık olduğu mükafatı verir. Layık olmayan bir yerde duran adamın da layığı odur.


Etiketler:  Liyakat Emanet Memuriyet Emaneti ehline verin Layık olmak
 
< Önceki   Sonraki >