| Mutluluğun Kazanılması |
|
|
|
| Pazartesi, 24 Ocak 2011 | |
|
M. Ali KAYA Yüce Allah insanı “En güzel surette” yaratmış ve en güzel istidat ve kabiliyetleri vermiştir. Bu kabiliyetleri geliştirerek her aza ve duyguyu amacına uygun çalıştırmak sonuçta mutluluk ve huzuru kazanmak demektir. İnsanın mutluluğu kendisini tanımak ve kabiliyetlerinden istifade etmekledir. Kendini tanıyan yaratıcısını da tanır, kendini bilen rabbini de bilir. Zira insanın kendisi yaratıcının en mükemmel eserindir. Eser mükemmelliği ölçüsünde ustasının kemaline ve cemaline ayinedir.
Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz hayatınızı iman ile hayatlandırın, feraizle ziynetlendirin ve haramlardan çekinmekle muhafaza ediniz” buyurmuşlardır. Hayatın zevki ve lezzeti farzları yapmak ve haramlardan kaçmaktadır. Hz. Ömer (ra) “Bahtiyar kimse emrindekilerin bahtiyar olduğu kimsedir. Bedbaht kimse de emrindekilerin kendisi ile bedbaht olduğu kimsedir” demiştir. İnsanın emrinde olan şeyler kabiliyetleri ve duygularıdır. Kişiyi Allah’ın sevdiği hayırlı işlerin ve hizmetlerin arkasından koşmasından ve haramlardan kaçmasından bilinir. Tövbenin kabul edildiği kişinin o günahı terk etmesinden bilinir. Kişi düşündüklerini yaptığı ölçüde başarılı olur. kişinin değeri yaptığı işin önemine bağlıdır. Kişi ne düşünüyorsa onu yapar ve o yolda çalışır. Lokman Hekim (as) oğluna şöyle nasihat eder: “Ey Oğul! Horoz senden daha akıllı olmasın. O her sabah erkenden kalkar ve Allah’ı zikreder, sen ise uyumaktasın. Ey oğul! Nasihatlerin özü, hülasası Allah’a itaat etmek ve emirlerine uymak ve haramlarından kaçmaktır. Allah’ın rızasına uygun işlerin tamamı ibadettir. Yasakladığı ve razı olmadığı işlerin tamamı da günahtır ve Allah’a isyan sayılır” demiştir. Bu nedenledir ki bayramda oruç tumak haram ve nikahlı olan hanımı ile oyun oynaması ve latife etmesi ibadet sayılır ve sevaptır. Zira emir ve rıza dairesindedir. Evet, şeraite ve dine uymayan bütün yollar fiiller ve davranışlar boştur, bâtıldır ve yanlıştır. Bu sebepten dolayıdır ki İmam-ı Şafi (ra) “Üç parmakla yemek sünnettir. Et yemek, güzel koku kullanmak, gusül abdesti almak ve keten elbise giymek bedeni güçlendirir. Aşırı cima, çok üzüntü, aç karnına su içmek ve kıbleye karşı sırtını dönerek oturmak bedeni zayıflatır” demiştir. Zira bunlar şeriatın edeplerindendir. Ayrıca İmam-ı Şafi (ra) “Kıbleye dönüp oturmak, uyurken göze sürme çekmek, yeşile bakmak ve güzel elbise giymek gözün nurunu artırırken, pisliğe bakmak, ölüye bakmak, kadının fercine bakmak ve kıbleye sırtını dönerek oturmak da gözü zaafa uğratır” demiştir. Zira bunlar da şeriatın adabına uymamaktır. İnsanın sıhhatini koruması saadetindendir. Hastalık ve bedenî zaaflar da mutluluğa engeldir ve huzursuzluğun kaynağıdır. Bal ve hurma, incir, üzüm ve nar gibi ismi Kur’ân-ı Kerimde geçen gıdalar insanın bedenine sıhhat ve kuvvet verirler. Oturmak ve yatmaktaki adaba uymak da bedene sıhhat verir ve kişinin mutluluğunu artırır. Kıbleye karşı diz üstü oturmak adaba uygun en güzel oturuş şeklidir. Ve camide böyle oturulur. Sırtüstü, sağa dönerek yatmak peygamberlerin ve alimlerin uykusudur. Yüzüstü yatmak ise şeytanın uykusu sayılır, zira bu yatış bedene zarar verir. Bedenin rahatı ve saadeti maddi gıdalarda ve adaba uygun davranışlarda olduğu gibi, ruhun ve kalbin rahatı ve mutluluğu da “fuzuli konuşmayı terk etmek, misvak kullanmak, salihlerle ve alimlerle oturmaktadır. Ayrıca abdestli gezmek ve daima abdestli bulunmak, Allah’a çokça secde etmek, camide çok oturmak ve çokça Kur’ân okumak hem ibadettir hem de gönül huzuru ve rahatı verir. Bu da insanı oldukça mutlu eder. Etiketler: Mutluluk Bahtiyar Lokman Hekim Dünyevi Mutluluk Uhrevi Mutluluk Bedenin Rahatı Ruhun Saadeti |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|