Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Ahlak arrow Peygamberimizin Erkek Çocukları
Advertisement
Peygamberimizin Erkek Çocukları PDF Yazdır E-posta
Pazar, 11 Nisan 2010
M. Ali KAYA
Peygamberimizin (sav) erkek evladı Hz. İbrahim hicretin 8. Senesi Zilhicce ayında Hz. Mâriye’den dünyaya gelen Hz. İbrahim (as) iki yaşında olduğu halde H. 10. senesi Rebiulevvel ayında vefat etti. İbrahim ayrıca peygamberimizin (sav) son evladıydı.  Hz. Hatice’den (ra) dünyaya gelen Kasım, Abdullah ve Tahir isimlerinde üç erkek evladı Mekke’de bebekliklerinde vefat etmişti. Medine’nin yukarı tarafında Avâlî mahallesinde Hz. Mâriye’ye tahsis edilen hurma bahçesinde dünyaya gelen İbrahim’in (as) doğum haberini getiren ebe Selmâ Hatun’un kocası Ebu Rafi’ye (ra) peygamberimiz (sav) müjdesine karşılık bir köle bağışladı.   Yedinci gününde akika kurbanı kesti ve “Ona ceddim İbrahim’in adını verdim” buyurdular.  Sonra peygamberimiz (sav) emzirmek üzere Ümm-ü Bürde Havle binti Münzir’e teslim etti. İbrahim vefatına kadar onun yanında kalmıştır.
 
“Şefkat rahmet-i ilâhiyenin en hoş, en lâtif en şirin cilvesi” olduğu için rehmet ve şefkat peygamberi olan Hz. Muhammed’de (sav) en mükemmel şekliyle mevcuttu.  Bu nedenle peygamberimiz (sav) sık sık oğlunu görmek ve bağrına basmak için ziyaretine giderdi. Onu sever, okşar ve bağrına basardı.  Enes b. Mâlik (ra) “Ben hayatımda ev halkına Resûl-i Ekrem’den daha şefkatli ve merhametli birisini görmedim. Peygamberimizin oğlu İbrahim’i görmeye gittiği zaman biz de yanında bulunurduk ve bunu yakından müşahede ederdik” demektedir.
 

Hicrî 10 Rebiulevvel 10 tarihinde Salı günü henüz daha 16 ayına basmıştı ki rahatsızlandı. Peygamberimiz (sav) annesi Mâriye (ra) ile beraber onun yanına gitti. Peygamberimiz (sav) İbrahim’i mahzun haliyle kucağına aldı. O her haliyle ebedi âleme yolcu olduğunu gösteriyordu. Bunu fark eden peygamberimiz (sav) onu bağrına bastı ve gözlerine bakarak “Allah'ın takdirine karşı yapılacak bir şey yoktur. Elden ne gelir Ey İbrahim!” buyurdu. Biraz sonra İbrahim (as) gözlerini fani dünyaya kapadı. Bu esnada peygamberimizin (sav) gözlerinden yaşlar boşandı.

Hz. Abdurrahman b. Avf (ra) da oradaydı. “Ya Resulallah! Siz de mi ağlıyorsunuz? Hâlbuki siz ölülere ağlamaktan bizleri nehy etmemiş miydiniz?” dedi. Peygamberimiz (sav) “Ey İbn-i Avf! Ben size Allah'ın hoşlanmadığı şu iki şeyi yasakladım. Birincisi, bir nimete kavuştuğunuz zaman oyun ve eğlencede haddi aşmak, ikincisi de bir musibetle karşılaştığınız zaman yaka paça yırtarak bağırıp çağırarak ağlamak… Benim ağlamam ise kalbin hissettiği şefkat ve merhametten kaynaklanmaktadır. Kalbinde merhamet taşımayan ve merhamet etmeyen merhamet görmez ve layık değildir”  buyurdular.

Peygamberimiz (sav) başını önüne eğdi ve sakalları ıslanacak şekilde gözyaşı döktü ve başını kaldırdı şöyle buyurdu: “Kalp teessür duyar ve göz yaş döker. Biz Rabbimizin razı olacağı sözlerden başka söz söylemeyiz. Vallahi ey İbrahim! Senin ayrılığın bizi fazlasıyla mahzun etti.”  Sonra karşıdaki dağa baktı ve şöyle buyurdu: “Ey dağ! Şayet benim üzüntüm sende olsaydı yıkılır giderdin. Ancak biz Allah'ın bize emrettiğini söyleriz: İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn!”

Techiz ve tekfinden sonra peygamberimiz (sav) bizzat kendisi yavrusunu mübarek ellerine aldı “Bakî Mezarlığına” götürdü. Peygamberimiz (sav) orada cenâze namazını kıldırdı. Kabri hazırlanmıştı. Ancak kabristana girdiği zaman mezarlardan birisinin çökrek bir çukur açıldığını gördü ve oranın kapatılmasını istedi. Orada bulunanlar “Ya Resulallah! Bu kabirdeki deliğin ölüye bir zararı var mıdır?” diye sordu. Peygamberimiz (sav) “Hayır! Bu ölüye ne fayda verir ve ne de zarar verir! Ancak dirilerin göz zevkini bozar. Allah bir şey yapıldığı zaman onun en güzel şekilde yapılmasını ister ve sever” buyurdular.  Sonra mübarek elleriyle İbrahim’i (as) kabre koydu ve kabrin üzerine toprak serpti. Kabir kapandıktan sonra üzerine su serpti ve dua buyurdular. Sahabeler “Amin! Allahümme Âmin!” dediler.

İbrahim’i (as) kabre koyup dönmüşlerdi ki o gün güneş tutulması hadisesi yaşandı. Sahabeler eskiden beri söylenegelen bir rivayete dayanarak peygamberimize (sav) sordular: “Yâ Resulallah! Eskiden beri derler ki büyük bir insan ölünce yıldızı kayar veya güneş tutulması olur. Acaba güneş İbrahim’in ölümü sebebiyle mi tutuldu?” dediler. Peygamberimiz (sav) sesini çıkarmadı. Mescid-i şerife vardı. Namazdan sonra Mescid-i Şerifi doldurmuş olan sahabelere dönerek Allah’a hamd ve senadan sonra şöyle buyurdu:

Ey insanlar! Biliniz ki, güneş ve ay Allah'ın kudretini gösteren ayetlerden ve alametlerden ikisidir. Bir kimsenin doğması ve vefatı ile tutulmazlar. Bunları tutulmuş gördüğünüz zaman hemen mescide gidiniz. Onlar açılıncaya kadar Allah’a dua ediniz, Husuf ve Küsuf namazını kılınız”  buyurdular. Böylece Husuf ve Küsuf namazı sünnet olarak meşru oldu.

Peygamberimiz (sav) “Hâtemu’l-Enbiya” yani, son peygamber olduğu ve kendisinden sonra peygamber gelmeyeceği için Allah'ın hikmeti gereği erkek evladı yaşamadı. Nesli damadı Hz. Ali (ra) kızı Hz. Fatıma (ra) torunları Hz. Hasan (ra) ve Hz. Hüseyin (ra) neslinden devam etti. Bu silsileye peygamberimiz (sav) “Ehl-i Beytim” buyurdular. Ehl-i Beyt silsilesinden ise Şeriat-ı Muhammediye’yi güçlendirecek ve kıyamete kadar muhafaza edecek mücedditler ve müçtehitler silsilesi gelmiştir. Nübüvvet kapısı kapanmış ama ilim ve velayet kapısı açılmış oldu.

Peygamberimizin (sav) erkek evladının yaşamayacağı yüce Allah tarafından bildirilmişti. Nitekim “Muhammed, içinizde hiçbir erkeğin babası değildir; O Allah'ın resulü ve hâtemu’l-enbiya, peygamberlerin sonuncusudur”  ayeti bunu açıkça ifade etmiştir.

Etiketler:  Peygamberimizin Erkek Çocukları Çocuk Hz. İbrahim Hz. Hatice Hz. Mariye Ehl-i Beyt Hz. Fatıma Peygamberimizin nesli
 
< Önceki   Sonraki >
EHL-I BEYT
HZ. İBRAHIM
HZ. FATıMA
HZ. HATICE
ÇOCUK

Asırların Rehberleri: Mücedditler

Hz. İsa ve Günümüz İsevileri

CİHAD

Din, Akıl ve İslam

CUMHURİYETİN MANEVİ TEMELLERİ