|
M. Ali KAYA
Hicretin 10. Senesinde peygamberimiz (sav) Müslüman olduklarını söyleyen çevre kavim ve kabilelere zekât memurları göndererek onlardan zekât aldı. Yerleşim bölgelerine de valiler ve muallimler, kadılar ve zekât âmilleri göndererek onlara hem İslam dinini öğretti, hem kaza ve adalet işlerini yapmalarını emretti. Peygamberimizin (sav) elçileri ve memurları da gittikleri yerlerde akılları, ilimleri ve ahlakları ile örnek oldular. İbadet ve zühtleriyle kalpleri ve gönülleri fethettiler. Her gittikleri yerde insanların gıpta ile baktığı ve parmakla gösterilen örnek insanlar oldular. Peygamberimiz (sav) kendisini insanlığa gönderen yüce Allah'ın şanına layık bir şekilde görevini ifa ettiği gibi, peygamberin sahabeleri de gittikleri yerlerde peygamberimizin ve İslamiyet’in şanına layık bir şekilde örnek ve rehber insanlar oldular. İslamiyet onların şahsında layık olduğu yüce mevkiye çıktı; kalplere ve gönüllere hâkim oldu. Necran, Hadramut, San’a, Kinde, Sadif, Yemen, Zebid, Rima’, Aden, Cened ve Sahil bu beldelerden bazılarıdır.
Muaz b. Cebel’in (ra) Gönderilmesi:
Peygamberimiz (sav) Muaz b. Cebel’i Yemen’e göndermek üzere yanına çağırdı ve ona şu talimatı verdi: “Senin vazifen Yemen’in Cened bölgesine gideceksin. Orada kadılık / hâkimlik yapacak ve davalara bakacaksın. Ayrıca halka muallimlik yapacak ve beş vakit namazdan sonra onlara Kur’ân-ı Kerimi ve ahkâmını öğreteceksin. Ayrıca senede bir defa onlardan zekat alacaksın. Bunu da halkın ihtiyaçlarına harcayacaksın.” Sonra hazırlık yapmak üzere evine gönderdi. Gitmeden kendisine gelmesini söyledi.
Muaz b. Cebel (ra) hazırlık yaparak peygamberimizin (sav) huzuruna geldi. Peygamberimiz (sav) kendisine sordu: “Sana halledilmek üzere bir mesele getirdikleri zaman ne yapacaksın?” Muaz (ra) “Allah'ın kitabına göre hüküm veririm” dedi. Peygamberimiz (sav) “Ya aradığını Kur’ânda bulamazsan?” Muaz (ra) “O zaman Resulullah’ın sünnetine göre hükmederim” dedi. Peygamberimiz (sav) “Ya Sünnette de o mesele ile ilgili bir hüküm bulamazsan ne yaparsın?” diye sordu. Hz. Muaz (ra) “Ya Resulallah! Bu durumda aklımla kendi içtihadımla hükmederim” diye cevap verdi. Peygamberimiz (sav) bu cevaba çok sevindi ve ellerini kaldırarak “Resulullah’ın elçisini Resulullah’ın razı olduğu şeye muvaffak kılan Allah’a hamdolsun!” diye memnuniyetini ifade etti.
Peygamberimiz (sav) daha sonra şu tavsiyelerde bulundu:
“Yâ Muaz! Sen ehl-i kitap bir kavme gidiyorsun. Onları evvela Tevhide, bir olan Allah’a ve Muhammed’in Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna iman etmeye davet et. Şayet bunu kabul ederlerse onlara Allah'ın her gün beş vakit namazı emrettiğini söyle ve namaz kılmalarını sağla. Şayet namazlarını kılarlarsa o zaman Allah'ın kendilerine zenginlerden alıp fakirlere ve muhtaçlara vermek üzere zekâtı farz kıldığını haber ver. Eğer bunu kabul ederlerse onların mallarından zekât al. Ancak sakın malların en iyilerini ve en kıymetlilerini alma. Orta halli ol.
Yâ Muaz! Sakın mazlumun bedduasını almayasın. Çünkü mazlum kim olursa olsun, mazlumun duası ile Allah Teâlâ arasında perde yoktur” buyurdu.
Muaz b. Cebel (ra) peygamberimize “Ya Resulallah! Bana nasihatte bulunur musunuz?” diye ricada bulundu. Peygamberimiz (sav) ona “Yâ Muaz! Her nerede olursan ol, Allah’tan kork! Günahlarının arkasından hemen bir iyilik yap ki onu imha etsin. Yemek yedir ve insanlara güzel şekilde muamele et” buyurdular.
Peygamberimiz (sav) birini bir işe memur ettiği zaman yalnız göndermezdi. Yanına bir kişi daha katardı. Bu nedenle Muaz b. Cebel’i (ra) de yalnız bırakmayarak yanına Ebu Musa el-Eş’ârî’yi (ra) arkadaş olarak görevlendirdi ve her ikisini yolcu ederken onlara şu tavsiyede bulundu: “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz! Birbirinizle anlaşınız ve iyi geçininiz ihtilâfa düşmeyiniz!”
Halid b. Velid’in (ra) Gönderilmesi:
Peygamberimiz (sav) Hâlid b. Velid’in (ra) komutasına 400 süvari vererek Yemen yakınlarında Necran’da oturan Hâris b. Kâ’boğullarına gönderdi. Kendisine “Onları üç gün islam’a davet et. İcabet ederlerse onlara islamı öğret. Şayet bundan kaçınırlarsa onlarla savaş!” emrini verdi.
Hz. Hâlid b. Velid (ra) emrindeki mücahitlerle Necran yakınlarına ulaştı ve müsait bir yerde askerlerini konuşlandırdı, kendisi de otağını kurdu ve etraftaki kabilelere ve yerleşim birimlerine elçiler gönderdi ve onları İslam’a davet etti. Necran halkı da bu davete icabet ettiler ve Müslümanlığı kabul ettiler. Bunun üzerine onlara islamiyetin ahkâmını ve ibadetleri öğretmek üzere aralarında bir müddet kaldı. Ne yapması gerektiği konusunda da peygamberimize mektup yazdı ve bir sahabe ile gönderdi.
Peygamberimiz (sav) Hz. Hâlid b. Velid’in mektubuna cevaben şöyle bir mektupla cevap verdi: “Bismillahirrahmanirrahim. Resulullah Mıhammed’den Hâlid b.Velide… Allah'ın selamı üzerine olsun. Yaptıklarından dolayı kendisinden başka ilah bulunmayan Allah’a hamd ederim. Elçinin mektubunu aldım. Mektubunda Hâris b. Ka’boğullarının karşı koymadan Müslüman olduklarını ve bir olan şeriki bulunmayan Allah’a iman ettiklerini, Muhammed’in Allah'ın kulu ve resulü olduğuna şehadet ettiklerini, Allah'ın onları doğru yola hidayet ettiğini haber veriyorsun. Onları bu inanç üzere sebat ettikleri sürece ahret nimetleriyle müjdele. Aykırı hareket ettikleri takdirde onları Allah'ın azabı ile korkut. Bundan sonra dön ve gel. Onların elçileri de seninle beraber gelsin. Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerine olsun.”
Hz. Hâlid b. Velid (ra) peygamberimizin (sav) bu talimatı üzere Necranlı Hâris b. Kâ’boğullarından bir heyetle Medine’ye geldi. Onlar da peygamberimizin (sav) huzuruna çıkarak islamı kabul ettiklerini ifade ettiler. Peygamberimiz (sav) onları bir müddet Medine’de misafir etti. Mescitte ve Suffa’da İmanın ve İslamın şartlarını, ibadet ahkâmını ve ahlakını öğretti. İçlerinden Kays b. Husayn’ı (ra) kendilerine vali tayin etti ve yurtlarına gönderdi.
Hz. Ali’nin (ra) Yemen’de bulunan Mezhiçlere Gönderilmesi:
Peygamberimiz (sav) Hicri 10. yılın Ramazan ayında Hz. Ali’yi yanına çağırdı ve kendisine “Yemen’in Mezhicler bölgesine giderek onları İslam’a davet etmesini söyledi. Hz. Ali (ra) da yanına 300 süvari alarak Yemen’e gitmeye karar verdi. Birliğini hazırladı ve peygamberimizin (sav) huzuruna geldi.
“Yâ Resulallah! Emrettiğin şekilde hazırlığımı yaptım. Bana ne emredersiniz?” dedi. Peygamberimiz (sav) “Yâ Ali! Onların topraklarına girince onları Allah'ın birliğine, tevhide davet et. Şayet Tevhidi kabul eder de ‘Lâ ilâhe illallah’ derlerse onlara namazı emret. Şayet namaz kılarlarsa o zaman onlardan zekat al ve fakirlere dağıt. Başka bir şey isteme. Aralarında adaletle hükmet. Şunu da bil ki, Allah'ın senin vasıtanla bir kimseye hidayet vermesi senin için güneşin üzerine doğup battığı yerlere sahip olmandan daha hayırlıdır. Bu nedenle sakın onlarla savaşarak insanların ölümlüne sebep olma. Onlar seninle savaşmadıkça asla onlara kılıç kaldırma!” emretti.
Hz. Ali (ra) bu emri aldıktan sonra yanındaki mücahitlerle Yemen’e vardı. Otağını stratejik, güzel ve müsait bir yere kurarak birliğini konuşlandırdı ve etrafa elçiler gönderdi. Onları Tevhide davet etti ve Müslüman olmalarını söyledi. Mezhiçler önce kabul etmek istemediler ve Hz. Ali (ra) ile savaşmak üzere ordu hazırlayarak karşı çıktılar. Hz. Ali (ra) peygamberimizin (sav) tavsiyesi üzerine elinden geldiği kadar adam öldürmemeye çalışarak onlara karşı koydu ve birliklerini dağıttı. Mücahitlerle başa çıkamayacaklarını anlayan Mezhiçliler temsilcilerini göndererek Müslüman olacaklarını söylediler. Hz. Ali (ra) onlara çok iyi davrandı. İmanı ve Tevhidi ders verdi. İbadet ahkamını öğretti. Namaz kıldırdı ve Cuma hutbelerinde nasihatlerde bulundu. Aralarından temsilciler ve muallimler seçerek onlara Kur’ân-ı Kerimi ve dini bilgileri öğretti. Aralarındaki anlaşmazlıklara çözümler üretti. Düşmanlıkları giderdi, huzur ve barışı sağladı. Onlar da zekatlarını getirerek Hz. Ali’ye verdiler. Hz. Ali (ra) zekatı onların fakir ve muhtaç olanlarına dağıttı ve kendi içlerinden bu vazifeleri yapacak olanları seçip vazifelendirdi.
Hz. Ali (ra) daha sonra hac mevsiminde Mekke’ye giderek Veda Haccında peygamberimiz ile buluştu. Etiketler: peygamberimizin Memurları Zekat Hac Hz. Ali Muaz b. Cebel Hâlid b. Velid Yemen Necran Medine Mekke |