Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Ahlak arrow Peygamberimizin (sav) Ahlakı
Advertisement
Peygamberimizin (sav) Ahlakı PDF Yazdır E-posta
Salı, 06 Eylül 2011

İmam Tirmizi / M. Ali KAYA

İmam Tirmizi'nin (ra) Şemâil'ine göre özetle:
1. Resul-i Ekrem (sav) boyca ne uzun ve ne de kısaydı, uzuna yakındı. Vücudunun rengi kırmızıya yakın nurani beyazdı. Saçı siyah olup kıvırcık ile düz arasındaydı. 63 yaşında vefat ettiği zaman saçında birkaç tane beyaz kıl vardı

2. Yürürken hızlı yürürdü ve yürürken öne doğru eğilirdi. Elleri ve ayakları büyüktü, omuzu, diz ve bilek kemikleri iriceydi. Saçlarını ikiye ayırarak tarar, bu durumda saçı mübarek kulağının yumuşağını geçerdi. Ön dişleri seyrekçe ve beyazdı, konuşurken ağzından ve dişlerinin arasından nur saçardı.

3. Yüzü mehtaplı gecede peygamberimizi gören yüzünün nurunun ayın nurundan daha parlak olduğunu söylerlerdi.

4. Peygamberimiz (sav) atası Hz. İbrahime (as) benziyordu. Peygamberimiz (sav) miraçta Hz. İbrahim (as) ile görüştüğünü böyle ifade etmişlerdir.

5. İki kürek kemiği arasında güvercin yumurtası büyüklüğünde bir nübüvvet mührü vardı.

6. Hediyeyi kabul eder, ondan yer ve başkalarına da ikram ederdi; sadakayı kabul etmez ve yemezdi. “Biz eh-i beyt zekat ve sadaka kabul etmeyiz” buyururlardı.

7. Saçlarını yağlar ve sakallarını tarardı.

8. Abdeste, taranmaya ve giyinmeye hep sağ taraftan başlardı ve daima hayırlı işlerde sağ elini kullanırdı.

9. Kına ile saçlarını boyarlardı.

10. Sürmedanlığı vardı ve gece uyumadan önce üç defa mübarek sağ ve üç defa sol gözüne sürme çekerlerdi. İsmid ile sürmelenmenin göze cila verdiğini ve kirpikleri güçlendirdiğini söylemişlerdir.

11. Peygamberimiz (sav) elbiseler içinde en çok gömleği severdi, gömleğininin yenlerini ve kol uçlarını bileklerine kadar uzatırdı.

12. Yeni bir elbise giydiği zaman onu ismiyle söyler ve Allah’a hamd eder ve şöyle dua ederdi: “Allahümme leke’l-hamdü kemâ kesevtenîhi es’elüke hayrahû ve hayra mâ sunia lehu ve eûzü bike min şerrihî ve şerri mâ sunia lehu…”

13. “Elbisenin beyaz olanını giyiniz, beyaz ile ölülerinizi kefenleyiniz zira beyaz elbise elbiselerin en hayırlısıdır” buyururlardı.

14. Peygamberimiz (sav) Rum cübbesi giyerlerdi.

15. Resûl-i Ekrem (sav) ekmek ve etten asla doyacak kadar yemedi; ancak insanlarla beraber yedikleri zaman doyarak kalkarlardı.

16. Habeş meliki Necaşi peygamberimize (sav) iki siyah mest hediye etmişlerdi. Peygamberimiz (sav) abdestli olarak o mesti giydi ve abdesti bozulunca o mestler üzerine mesh ederek abdestini aldı.

17. Sahabelerden Dıhye (ra) peygamberimize (sav) iki mest hediye etti. Peygamberimiz (sav) yırtılıncaya kadar bu mestleri giydi.

18. Peygamberimiz (sav) sahraya çıktıkları zaman şu duayı okurlardı: “Allahümme innî eûzu bike min şerri yemşî alâ batnih, ve min şerri yemşî alâ ricleyn, ve şerri yemşî alâ erba’” “Allahım! Sürünerek yürüyen, iki ayak üzere yürüyen ve dört ayak üzere yürüyen canlıların şerrinden sana sığınırım..”

19. Peygamberimiz (sav) sol eli yemekten, başkasının önünden yemekten ve tek ayakkabı ve çorapla yürümekten nehyetti.

20. “Sizden biriniz pabuç giyeceği zaman sağ taafından giyinsin, çıkarırken de sol tarafından çıkarsın” buyurdular.

21. Peygamberimiz (sav) işlerini görürken sağ taraftan başlamayı severdi. Saçlarını tararken, elbiselerini giyerlerken, ayakkabılarını giyerken ve abdest alırken hep sağdan başlarlardı.

22. Peygamberimiz (sav) kaşında Yemen akiki bulunan gümüşten bir yüzüğü vardı. Ayrıca gümüşten bir de mührü vardı. Mühür olanı parmağına takınmazdı. Onunla mektuplarını mühürlerlerdi. Mührünün üzerinde “Allah, Muhammed Resul”  harfleri vardı. Okununca “Muhammed Resulullah” şeklinde okunurdu.

23. Peygamberimiz (sav) yüzüğünü sağ elin parmaklarına takarlardı. Mühürlü yüzüğünü helaya ihtiyaç için girdikleri zaman parmağından çıkarırlardı.

24. Peygamberimizin (sav) kılıcının kabzası gümüşten olup üzerinde altın yaldız bulunuyordu.

25. Peygamberimiz (sav) Uhut savaşında üzerine iki kat zırh giyinmişti. Birini astar gibi altına, diğerini yüz gibi üzerine giymişlerdi. Bununla sahabelerine tedbirli olma ve aklını kullanma dersi veriyordu. Yoksa Allah’ın kendisini koruduğu peygamberin zırhla korunmaya ihtiyacı yoktu. Nitekim peygamberimiz Uhut’ta yediği bir darbe ile zırhı yanağına batarak bir dişi kırılınca ve müşriklerin kazdıkları bir çukura düşünce Cebrail (as) gelerek “Cevşen” isimli duayı getirmiş ve “Ya Muhammed! Zırhı çıkar ve bu duayı oku. Bu dua seni zırhtan daha ziyade korur” buyurdular. Peygamberimiz (sav) bunun üzerine zırhını çıkardı ve Cevşen Duasını” okudu.

26. Peygamberimiz (sav) Mekke fethinde başında miğfer oldukları halde bir kumandan gibi Mekke’ye girdiler.

27. Peygamberimiz (sav) normal zamanlarda sarık sarardı, başında siyah bir sarı vardı ve sarığın ucunu iki omuzu arasından sarkıtırlardı.

28. Peygamberimiz (sav) izarını da baldırını yarısına kadar uzatırdı, asla yere kadar sarkıtmazlar ve yerde sürümezlerdi.

29. Peygamberimiz (sav) “Size sünnetime ve Hulefa-i Raşidin’in sünnetine sarılmanızı tavsiye ederim” buyurarak, kendisinden sonra halifelerinin sünnetine sarılmalarını da istemiştir.

30. Yürürlerken adımlarını sürümez, iyice kaldırırlardı. Adımlarını sanki niş yerine iner gibi indirirlerdi.

31. Sarığı üzerine beyaz tülbent takarlardı. Başında tülbent kullanırlardı.

32. Peygamberimiz (sav) diz çökerek oturdukları gibi, mescitte dizlerini dikip uyluklarını karnına yapıştırarak ellerini bacaklarına bağlayarak oturdukları vaki idi. Tevazusundan böyle yaparlardı.

33. Yine mecsidde sırtüstü yatarak bacaklarını birbiri üzerine koyarak uyudukları olurdu.

34. Yatağında da sağına ve soluna yastık üzerine yaslanarak oturdukları olurdu.

35. Bir şeye dayanarak yemek yemezlerdi. Diz çökerek veya bir dizini dikerek oturup yemek yerlerdi “Ben kulum kul gibi yerim” derlerdi.

36. İki gün üst üste doyuncaya kadar yemezlerdi. Yemeği üç parmağı ile yer ve yıkamadan önce parmaklarını yalarlardı.

37. Sofrasında ihtiyaç fazlası arpa ekmeği olmazdı ve bu nedenle sofradan artık çıkmazdı.

38. Sirkeyi katık yapar ve “Sirke ne güzel katıktır” buyururlardı.

39. Peygamberimiz (sav) tavuk eti yemişlerdir.

40. Zeytinyağını yerler ve “Zeytinyağını ekmeğinize katık edinin ve vücudunuza sürün. O mübarek bir ağaçtandır. Onda yetmiş şifa vardır” buyururlardı.

41. Kızartılmış et ve kebabı severler ve yerlerdi.

42. Helva ve balı severler ve yerlerdi.

43. En çok sevdiği et hayvanın ön budundan çıkan etti.

44. Tiridi çok severler ve överlerdi.

45. Kuşluk vakti yemek var mı diye sorarlar, “ekmeğimiz ve yemeğimiz yoktur” denilirse oruca niyet ederlerdi.

46. Yemekten önce ve sonra ellerini yıkarlardı.

47. Yemeğe “Bismillahirrahmanirrahîm” diye başlarlardı. Sonunda “Elhamdülillahillezî et’amenâ ve sakânâ ve cealenâ mine’l-müslimîn” diye hamd ederlerdi.

48. Sofra kaldırılınca “Elhamdülillahi hamden kesîran, tayyiben, mübarken fîhi gayre muveddain velâ müstefnen anhü rabbenâ” diye dua buyururlardı.

49. “Bismillah de, sağ elinle ve önünden ye!” ferman etmişlerdir.

50. Peygamberimizin ağaçtan yapılmış etrafı demirle çevrili bir kadehi, yani su tası vardı. Bu bardakla su, süt ve bal şerbeti içmişlerdir.

51. Peygamberimiz (sav) hıyar ile taze hurmayı beraber yemiştir. Yine karpuz ile hurmayı beraber yemişlerdir.

52. Peygamberimiz (sav) içecekler içinde en çok tatlı ve soğuk suyu tercih ederdi.

53. Suyu ve sütü ilk isteyene verir ve içirir, sonra onun sağından başlayarak dağıtırlardı.

54. Zemzemi ayakta içer, suyu da oturarak içerdi, bazen ayakta içtiği de olurdu. İçerken üç yudumda içer ve arada nefes alırdı.

55. Peygamberimiz (sav) abdest suyunu da ayakta içerdi ve arada nefes alırdı.

56. Peygamberimizin (sav) güzel koku koyduğu sükkesi vardı ve onunla koku sürünürdü. Esansı ve reyhanı severdi. Kendisine sunulan esansı reddetmezdi. “Üç şey reddedilmez; yastık, süt ve güzel koku” buyururlardı. Misafire bunları ikram etmelerini tavsiye ederdi.

57. Kadınların koku sürünerek evlerinden çıkmalarını ise yasaklamıştır.

58. Peygamberimiz (sav) konuşurlarken tane tane konuşur, dinleyenler sözlerini tam doğru olarak anlarlar ve takip edebilir ve ezberleyebilirlerdi. Önemli cümleleri üç defa tekrar ederek tam ve doğru şekilde ezberlemelerini sağlardı.

59. Peygamberimiz (sav) nuraniyet kesbettiği için arkası ile de görürdü ve konuştuğu zaman en uzakta olan da en yakındaki gibi duyardı. Veda haccında 120 bin sahabe peygamberimizin hutbesini yanında konuşuyor gibi duymuşlardır.

60. Peygamberimiz (sav) gerekmedikçe konuşmazdı. Bu nedenle susması konuşmasından fazlaydı. Kimseyi ayıplamaz, tahkir etmez, hiçbir şahsı ve nimeti kötülemezdi. Her şeyin ve her insanın iyi ve olumlu tarafını görür ve takdir ederdi.

61. Peygamberimiz (sav) daima mütebessim çehreliydi. Tebessümü dişeri görünecek şekilde olur, asla kahkaha ile gülmezdi. Asla asık suratlı ve çatık kaşlı değildi. Bununla beraber yeri gelince kaşlarını çatmasını bilir, küfür hallerine, farzların terkine ve haramların işlenmesine asla müsamaha göstermezlerdi.

62. Latife yapardı ancak asla gerçek dışı konuşmazdı. “Ebu Hureyre” “Ebu Türab” gibi isimler takardı. Bazen hikmetli şiirleri okutur ve dinlerdi. Kuss b. Saide’nin hitabesini Hz. Ebubekir’e okutmuş ve dinlemiş “Kuss b. Saide ahirette tek başına bir ümmet olarak haşr olacaktır” buyurmuşlardır.

63. Lebid’in “Allah’tan başka her şey batıldır” beytini dinleyince “Sözleri içinde en doğru söz bu sözüdür” demişlerdir.

64. Bazen şiir gibi konuşurdu. Hendek kazılması sırasında parmağı kanamıştı. Bunun üzerine “Hel ente usbu’un demeytü / Fi sebilillahi mâ lekîtü” “Sen ey parmağım kanıyor musun? / Benden önce Allah yolunda çıkıyorsun” buyurmuşlardı. Sahabelerini teşci etmek için “Lâ ayşe illa ayşu’l-âhireh / Ferhmi’l-Ensare ve’l-Muhacireh” “Gerçek hayat ahiret hayatıdır / Ensar ve muhacire rahmeyle Rabbim” buyurmuşlardı.

65. Cesaret ve şecaatte emsalsizdi. Hz. Ali gibi kahramanlar dahi koktukları zaman ona sığınıyorlardı.

66. Kaza umresinde peygamberimiz (sav) etrafında şairlerle peygamberimizi ve İslam’ı öven kasideler okuyarak Mekke’ye girmişlerdir.

67. Uyuyacakları zaman sağ elini sağ yanağına koyar yattıktan sonra “Rabbi kınî azâbeke yövme teb’asü ibadeke” duasını okurlardı. “Allahümme, bismike ahyâ ve emûtü” derlerdi. Uyandıklarında ise “Elhamdü lillahillezî ahyânâ ba’de mâ emâtenâ ve ileyhi’n-nüşûr” diye Allah’a hamd ederlerdi.

68.  Yatmadan önce muavvizateyn surelerini avucuna okur ve üfler vücudunu sıvazlardı. Bunu üç defa yapardı.

69. Namaza çok gayretliydi. Yatsı namazından sonra hemen yatarlar ve gecenin üçte biri geçince kalkar ve 13 rekât “Vitir Namazı” kılarlardı. Bazen 12 Rekât Teheccüd kılar sonra 3 rekât Vitir kılarlardı. Böylece 15 rekât namaz kılardı.

70. Kurân-ı Kerimi ezberden tertil üzere okur, hamd ayetlerinde Allah’a hamd eder, Tesbih ayetlerinde tesbih eder, tefekkür ayetlerini defalarca okuyarak tefekkür ederdi.

71. 6 Rekât Kuşluk Namazını terk etmezdi.

72. Ramazan’dan sonra en çok Şaban ayında oruç tutardı.

73. Pazartesi ve Perşembe günlerini oruçlu geçirirdi.

74. Aşure orucunu tutarlardı.

75. “Amellerin hayırlısı az da olsa devamlı olanıdır” buyurur, amelde aşırılığa müsaade etmez; başlanan bir namazın ve amelin bırakılmasına müsaade etmezdi.

76. Kur’an okurken her ayette durarak okurdu; ancak manayı tamamlayan ayetleri birleştirirdi.

77. Kur’an okurken manasına göre okur, sesini buna göre ayarlardı, normal bir sesle ve sesin evin dışına taşmayacak şekilde Kur’an okurlardı.

78. Kur’an-ı Kerimi anlamına göre düşünerek okudukları için Kur’an okurken gözlerinden yaşlar boşanırdı.

79. Cenazede gözyaşı dökerdi.

80. Sahabelerini ifrat ve tefritten sakındırırdı. “Hz. İsâ’ya (as) nasaranın muhabbetini örnek verir ve sakın onlar gibi aşırıya gitmeyin buyururdu.

81. Gayet alçakgönüllü idi, fakir ve muhtacın ihtiyacı için elinden tutar istiği yere kadar giderdi.

82. Sahabelerini takip eder, camiye gelmeyeni arardı, hasta ise ziyarete giderdi.

83. Kendi şahsi işlerini bizzat kendisi görür, merkebe biner, koyunlarını sağar, söküklerini dikerdi.

84. İşlerin daima kolay olanını tercih ederdi. “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız” buyururdu.

85. Hediyeyi kabul eder, mutlaka karşılık verirdi.

86. Son derece hayâ ve iffet sahibi olduğu için avretini eşinden dahi gizlerdi. Hz. Aişe (ra) kendisine çok yakın olduğu halde “Resulullah’ın avretin hiç görmedim” demiştir.

Kaynak: Tirmizi, Şemâil-i Nebevi


Etiketler:  Peygamberimizin Ahlakı Şemail Cevşen Miğfer Mest Ahlak Haya İffet Cesaret
 
< Önceki   Sonraki >
AHLAK
CEVşEN
İFFET
HAYA
CESARET
MEST
PEYGAMBERIMIZIN AHLAKı