Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Ahlak arrow Zühd Nedir?
Advertisement
Zühd Nedir? PDF Yazdır E-posta
Pazar, 18 Aralık 2011

M. Ali KAYA
Züht, dünyaya değer vermemek, takva ise günahlardan uzak durmak demektir. Dinin öğretilerinin başında dünyanın fani ve ahiretin tarlası olduğu hususudur. Züht dünyadan el etek çekmek değil, dünyayı ahiretin tarlası bilerek ekip biçmektir.
El işte gönül hazrette olmalı, ayine-i samed olan kalbin içine dünya sevgisini sokmamalıdır. Gerçek zühd zenginlik içinde dünyaya değer vermemektir. Mevlâna’nın dediği gibi “Kalp bir gemidir. Mal ise suya benzer. Su ne kadar çok olsa gemi o kadar rahat yüzer. Ancak gemi delinir de içine su almaya başlarsa o zaman o gemi batar.”

Zühdü “dünyayı sevmemek” “kasr-ı emel” “nefsanî arzulara muhalefet” “nefsi zevklerden mahrum bırakmak” şeklinde tarif etmişlerdir. Gerçekte ise züht “insanı Allah’tan uzaklaştıracak şeyleri terk etmektir.” “Allah’a tevekkül ederek ahiretini düşünüp hak ve istikamet üzere ahiret için çalışmak gerçek takva ve zühttür.” Zahit çalışmayı değil, tembelliği terk edendir. Allah için çalışan, Allah için haramları terk eden, Allah yolunda nefsini çalıştırıp yoran kimsedir zahit. Zira, sen nefsini hayırlı işlerde çalıştırıp yormazsan, nefsin seni şerli işlerde çalıştırır ve yorar.

Zahit, toplumdan kaçan ve uzleti/yalnızlığı tercih eden değil, toplum içinde toplum ile beraber olan, ama Allah için toplumun yanlışlarına uymayarak destek bulamadığı için yalnız kalan kişidir. Bedenen toplum içindedir, kalben Allah ile beraberdir. El işte, gönül hazrettedir. Halkın içinde halka hizmet eder, halkın sıkıntılarına katlanır ve bunu Allah rızası için yapar. Bununla beraber zahit, kendisini kusurlu bilir ve insanları kendisinden iyi bilir. Kimi görse “bu benden üstündür” der. Bu derece tevazu sahibidir.

Zahit, dünyanın üç yüzünü bilir, esma-i ilâhiye ve ahirete bakan yönü ile dünyaya değer verir, dünyayı sever; ama dünyanın günahlara ve hevesat-ı nefsaniyeye bakan yönünü sevmez ve dünyanın bu yönü ile ilgilenmez. Dünyanın çirkin yüzü ve hakir görülecek tarafı günahlara kaynak olan yönüdür. Zahid, helali arar, helale talip olur, haramdan kaçar, helale kanaat eder.

Zühdün tarifinde mutasavvıfların ve islam bilginlerinin farklı şeyler söylemeleri zühde farklı açılardan yaklaşmalarındandır. Her biri meselenin bir yönünü nazara vermiş ve bir bütünün farklı yönlerine dikkat çekmişlerdir. “Zühd, helal kazancın şükrünü unutturmadığı, haramın da sabrını taşırmadığı kimsenin durumu” ifadeleri de bunun bir örneğidir.

Zühdü tarif edenler harflere anlam vererek “Z” ziyneti, “H” heva ve hevesi, “D” dünyayı terk etmek demişlerdir. Ama bu terkler mutasavvıfların anladığı gibi mutlak manada terk olmayıp, Allah rızasın uygun olmayanı terk etmek olarak anlamlandırıldığı zaman tarikatın değil şeriatın tarif ettiği zühd ortaya çıkar. Şeriat ise bil-ittifak taraikattan üstündür.


Etiketler:  Zühd Dünya Tevazu Züht Tevekkül Zahit
 
< Önceki   Sonraki >
DüNYA
TEVEKKüL
ZüHT
TEVAZU
ZüHD