Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Din
Advertisement
Din
Dine ve İmana İhtiyaç PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 24 Haziran 2010
M. Ali KAYA
“Madde asıl olmadığı için vücut ona muhassar ve tabi olamaz”  “Madde dedikleri şey, değişen suretlerdir”  Belki madde bir mana ile kaimdir. İşte o mana hayattır, ruhtur. Ruhun saadeti, huzuru ve istikameti ise inanç iledir. İnsanda inanma duygusu yaratılıştan mevcuttur. Hayat, inanç ile istikamet bulur.  “İman insanı insan eder, belki insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi iman ve duadır.”  “İnsan, nur-u iman ile alây-ı illiyyine çıkar; Cennete lâyık bir kıymet alır.”

Bediüzzaman, insanlığın dine olan ihtiyacını şu paragrafla, veciz bir şekilde ifade etmektedir: “Nev-i beşerin ahvaline dikkatle bakılsa görülür ki, ruhun manen terakkisini, vicdanın tekamülünü, aklın ve fikrin inkişaf ve terakkisini telkin eden, yani aşılayan şeriatlardır. Vücut veren tekliftir, hayat veren peygamberlerin gönderilmesidir. İlham eden dinlerdir. Eğer bu noktalar olmasaydı, insan hayvan olarak kalacaktı. Ve insanda bu kadar kemalat-ı vicdaniye ve ahlak-ı hasene tamamen yok olurlardı.” 

Etiketler:  Dine İhtiyaç Din İman Cennet Beşer İnsan Adalet Ahlak Madde
Devamını oku...
 
Maneviyatın Önemi PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 24 Haziran 2010
M. Ali KAYA
Kâinatta yaratılan varlıklar, canlılar ve cansızlar olmak üzere iki çeşittir. Canlılar da, zihayat ve zişuur olarak yine ikiye ayrılırlar. Ayrıca varlıkların bir başka açıdan ruhaniler ve cismaniler olarak iki kategoride mütalaa etmek de mümkündür. Melekler, cinler ve şeytanlar ruhanilere; insanlar, hayvanlar, bitkiler ve cansızlar ise cismanilere örnektir. Tekâmül kanunu, yaratılan her şeyi kapsayan en etkili bir kanundur. İnsanın yaratılışı bu kanunun sonucudur. Daha doğrusu insan, bu kanunun işleyişindeki en ince prensiplere mazhar olma kabiliyeti ile donatılarak yaratılmıştır. Dolayısıyla, insan kâinat ağacının en son ve mükemmel meyvesi olabilecektir. Kur’an-ı Kerim’de yerlerin ve göklerin altı  günde, dünyanın ise iki günde yaratıldığı  beyan edilir. Henüz dünyanın kendi çevresinde dönmesinin söz konusu olmadığı bir zaman için gün tabirinin kullanılması, Kur’an gününün, süre bakımından bizim günümüzden farklı olduğunu ortaya koymaktadır .

Etiketler:  Maneviyat Maneviyatın Önemi Tekâmül Kanunu Tabiat Kanunları Fıtrı Kanunlar Yaratılış Canlılar
Devamını oku...
 
Cennet ve Cehennem PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 21 Haziran 2010

M. Ali KAYA
Yüce Allah insana verdiği nimeti bir daha geri almamakta ve terakkisi için insanlara emretmekte ve nehyetmektedir, ta ki onun ruh cevheri ve kabiliyetleri daima inkişaf ve terakki etsin. “İnsan bir yolcudur. Sabavetten gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar yolculuğu devam eder.” (Mesnevi-i Nuriye, 2006, s. 353)

Cennet:
Allah insanın ebedi saadetini ve cennete girmesini murat ettiği için onu muhatap almış, emretmiş ve nehyetmiştir. Yoksa muhatap almaz “ne haliniz varsa görün” derdi. İnsan da nefsanî arzular peşinde koşar ve dünyayı cehenneme çevirirdi. Emrine itaat eden, farzları yapıp haramlardan kaçan salih kulları için ölümünden sonra “hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve insanların aklına ve hayaline gelmeyecek güzellikler ve nimetler hazırladığını” (Buhari, Tefsir, 1; Müslim, Cennet, 2-5) haber vererek insanları iyilik ve hayır peşinde koşmaya, kötülük ve şerden kaçmaya teşvik etmiştir.


Etiketler:  Cennet ve Cehennem Cennet Cehennem Ahret Ahiret Alay-ı İlliyyin Esfel-i Safilin Dünya Ebedi Saadet
Devamını oku...
 
Peygamberimizin Necranlılarla Münazarası PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 03 Mayıs 2010
M. Ali KAYA
Hicretin 9. senesi Necran heyeti 60 atlı olarak Medine’ye geldiler ve peygamberimiz (sav) ile görüştüler. İçlerinde 14 kişi vardı ki bunlar Hıristiyanların ileri gelen bilginlerindendi. Bu on dördü içinden de Abdulmesih, Eyhem ve Ebu Harise b. Alkame onların lideri sayılıyordu. Abdulmesih toplumun önderi ve danışmanı, görüşlerinden istifade edilen kişsiydi ve “Âkıb” lakabını almıştı. Eyhem, kafile başkanı ve dini toplantıları yöneten lideriydi ve “Seyyid” lakabı ile anılıyordu. Ebu Hâris b. Alkame ise o toplumun başpiskoposu olup çok değerli bir bilgin olarak biliniyor ve dinde içtihat seviyesinde oldupu için de kralların kendisine itibar ettiği değerli birisiydi.

Necran papazlarının ünü her tarafa yayıldığı için krallar onlara itibar ediyor ve maddi olarak da onları destekliyorlardı. Onlar da bu desteği dinlerini daha da güçlü hale getirmek için kullanıyorlardı. Necran’da bir kilise yaptırmışlardı ki bu kiliseyi Kabe’ye denk tutuyorlardı. Heyet Medine’ye geldikleri gibi peygamberimiz (sav) ile görüşmek istediler. Onları görenler “Biz bunlar gibi ihtişamlı bir heyet görmedik!” diyorlardı. Peygamberimiz (sav) onların altın kaplamalı, sırmalı ve ipekli süslü giyimlerini ve ihtişamlı bir şekilde Medine’ye gelmelerini hoş karşılamadı ve bu şekilde dünya metaına değer vererek kendilerini süsledikleri için onları kabul etmedi.

Etiketler:  Necran Necran Papazları Hırıstiyanlar Mescid-i Nebevî Peygamberimiz Tevhid İsa Meryem
Devamını oku...
 
Peygamberimizin Veda Yolculuğu PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 14 Nisan 2010
M. Ali KAYA
Peygamberimizin (sav) Sahabelerle Helalleşmek için Peygamberimiz (sav) Cuma günü Hz. Ali (ra) ve Fazl b. Abbas (ra) hazretlerinin kollarında Mescide girdi. Üç basamaklı olan minbere çıktı ve oturdu. Sonra Hz. Bilal’e halkı çağırmasını söyledi. Mescide gelenler ayakta kaldılar ve peygamberimizi dinlemeye başladılar. Peygamberimiz (sav) onların geldiğini görünce şöyle hitap etti: “Ey İnsanlar! Sizden ayrılma zamanım oldukça yakınlaşmıştır. Ben Allah'ın huzuruna hiçbirinizin hakkı üzerimde olmadığı halde gitmek istiyorum. Birinizin malını almışsam işte malım, gelsin alsın. Birinize vurmuşsam işte sırtım, gelsin vursun! Sakın, hak sahibi ‘Şayet kısas talebinde bulunursam Resulullah bana darılır’ diye düşünmesin. Benim katımda en sevimli olanınız hakkı varsa gelip onu benden isteyendir.  Veyahut onu bana helal edendir.” Sonra peygamberimiz (sav) aynı sözleri tekrarladı. “Ey insanlar! Kimin bende bir alacağı varsa işte malım, gelsin alsın. Kime vurmuşsam işte sırtım gelsin vursun!”  buyurdular.

Etiketler:  Peygamberimizin Veda Yolculuğu Ebubekir Ezvac-ı Tahirat Hz. Fatıma Hz. Ayşe Üsame b. Zeyd Cuma Namazı Peygamberimizin Vasiyeti
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 82 - 90 Toplam: 229