Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Din arrow AB SÜRECİNDE DİN EĞİTİMİ
Advertisement
AB SÜRECİNDE DİN EĞİTİMİ PDF Yazdır E-posta
Salı, 01 Nisan 2008
Yazı Index
AB SÜRECİNDE DİN EĞİTİMİ
Sayfa 2

İnsan, toplumsal bir varlık olduğuna göre, toplumu görmezlikten gelerek terakki edemez. İnsanın kendisi yaratıcı olmadığına göre, bir yaratıcıya inanmadan da terakkiyi ve tekâmülünü sağlayamaz.

Din, insanın doğru düşünmesine, kendi varlığının şuurunda olmasına ve hayatın gayesini öğrenmesine, maddi, manevi terakki etmesine, ciddi olarak katkısı olan bir ilahi kaynaktır. Eğitim, hayatın anlam ve amacını anlamaya, yaşamaya, hayatı için en doğru yolu bulmaya yönelik bir faaliyet olmalıdır. Din de, eğitim de insanın kendisini anlamasına yardımcı olur.

Din öğretimi verilmek istenen bir kültür ve kuru bilgi değildir. İnançların gerçeğe uygun şekilde değişmesi, bunun sonucu olarak davranışlarının ve ahlakının iyiye doğru değişmesidir. Din insan vicdanındaki gerçeği arama duygusudur. Bilinmez, anlaşılmaz bir duygu değildir. İnsanın gerçeği aramaya başlaması dini anlamaya başlaması demektir. Kendisini, kâinatı, ölümü ve ölüm ötesini sorgulamaya başladığı andan itibaren dini öğrenmeye başlamış demektir. Din körü körüne bağlılığı kabul etmez. Araştırma, soruşturma ve sorgulamayı ister. Körü körüne inanmayı taassup kabul eder.

Kur’an-ı Kerim Hz. İbrahim’in (as) sorgulayan halini överek anlatır. O yaratıcının varlığına ve birliğine yıldıza, aya ve güneşe bakarak ulaşmıştı. (Kr. Kerim, 6:76–80) Doğru inanç sorgulandıkça güçlenir. Ancak batıl inanç ve düşüncelerdir ki kişiyi körü körüne kabule zorlar.

Mekke döneminde Allah’ın birliğine iman mücadelesi vardı. Allah En’am suresinde İbrahim’in (as) Allah’ın birliğine nasıl ulaştığını bize örnek verdi. Medine döneminde mü’minlere inançlarını güçlendirmeleri, imanlarını taklitten tahkike ulaştırmaları konusunda yine İbrahim’in (as) “Ya Rabbi ölüleri nasıl diriltirsin?” diye sormasını örnek gösterir. Yüce Allah “İnanmıyor musun?” diyince “Kesinlikle inanıyorum; ama kalbim de tatmin olsun..” deyişini överek bizlere anlatır. (Kur’an-ı Kerim, 2:260) Bizlere araştırmaya dayanan bir ahiret imanını tavsiye eder.

Bu Kur’anî örnekler bize “kişi zihinsel bir çabanın sonucunda sağlam bir imana sahip olabileceğini” ifade ediyor. Nitelikli bir din eğitiminin bize kazandıracağı şeylerin başında sağlam bir inanç gelmelidir. Bu inanç akla ve ilme dayanmalı, inancı akılla bütünleştirmelidir. Din eğitimi okuyan, anlayan, düşünen ve eleştirel bir zihniyete sahip nitelikli öğrenciler yetiştirmelidir.

Din Eğitimi öğrencilerde gerçeği bulmaya, hakikati öğrenmeye yardımcı olmalıdır. Esasen hakikat demek din demektir; din hakikatin kaynağıdır. Tüm gerçekler hak dinlerde bulunur. Din hakikatin ifadesidir. İnsan hakikati ararken sarf edeceği zihinsel çaba sonucu sağlam bir imana sahip olacaktır.

DİNİN TESELLİ EDİCİ YÖNÜ

Din eğitiminin önemini yitirdiği bu garip dönemde “Din” ve “Din Eğitiminin” yerini hiçbir şeyin tutması mümkün değildir. Son derece aciz ve fakir olan, ihtiyaçları ve düşmanları çok olan insanı kim koruyacak ve kim teselli edecektir. Din hayatın tümüne ve her zamana hitap eder. İnsana hakiki teselli ancak dinden gelir.

Toplumda altı sınıf insan vardır. Çocuklar, gençler, ihtiyarlar, fakirler, hastalar, musibete uğrayanlar. Heva ve hevese hitap eden her çeşit lehviyat ancak altı kısımdan bir kısmı olan gençlere hitap etmektedir. Eğitime ihtiyacı olan çocuklar, ölümün eşiğine gelmiş ihtiyarlar, yardıma muhtaç fakirler, morale ihtiyacı olan hastalar ve teselliye muhtaç olan musibetzedeler ancak dinin telkinatı ile teselli bulabilirler.

Şefkate ve eğitime muhtaç olan ve etraflarındaki bela ve musibetlerden rencide olan çocukların ruhlarını nasıl teskin edebiliriz? Musibete ve felakete uğrayan hasta ve fakirlere nasıl yardımcı olabiliriz? Her an ölüm korkusu ile yaşayan ihtiyarların korkularını nasıl yenebiliriz? Hissiyatları galeyanda olan gençlerin tahribatını nasıl önleyebiliriz? Oyun ve eğlence, spor ve TV onları teselli eder, dertlerine deva olabilir mi?

Maalesef medeniyetin oyuncakları insanların dertlerini ve sıkıntılarını artırmaktan başka bir şey yapmamaktadır. Onları insanların hayrına kullanmak yine dinin gösterdiği istikamet ile mümkündür.

Çocukları ilim ve ibadet ile geleceğe hazırlayan, hastaları ve fakirleri uhrevi mükafat ile ve zalimlerin cehennemde ceza çekmeleri ile teselli eden, gençleri cehennem korkusu ile frenleyerek tecavüzlerini önleyen, ihtiyarları saadet-i ebediye müjdesi ile güldüren ancak dindir, imandır.

Teknik ve teknoloji insanları güçlendirmemiş, aczini ve zaafını daha da artırmıştır. Günümüzün medeni insanı çöl bedevilerinden daha fazla tehlikededir. Otomobile binen ata binenden daha fazla güvende idi. Günümüzün yol kesen eşkıyası trafik canavarıdır ve daha da merhametsizdir.

Hal böyle olunca günümüzün medeni insanı dinin tesellisine ve Allah’ın yardım ve inayetine, hıfz ve himayesine daha ziyade muhtaçtır. İşte bunun içindir ki Hz. İsa (as) İncil’de “Ben gideceğim ta ki size Faraklit/tesellici gelecektir” diye insanlığa hakiki teselli verecek olan peygamberimizi (sav) müjdelemiştir.


Etiketler:  AB Sürecinde Din Eğitimi Komünizm Terör Batı Medeniyeti Kur'an Medeniyeti Toplum Din Demokrasi


 
< Önceki   Sonraki >
DIN
DEMOKRASI
TOPLUM
TERöR
KOMüNIZM
AB SüRECINDE DIN EğITIMI