|
M. Ali KAYA
Allah'ın koyduğu kanunlar, âdetler ve sünnetler anlamına gelir. Allah'ın hikmetine uygun takip ettiği yola “âdetullah” ve “sünnetullah” adı verilmiştir. “AVD” kökünden gelen “âdetullah”ın mastarı “Avdet” yani geri dönüş anlamındadır. Kur’ân-ı Kerimde yüce Allah bunu “Sünnetullah” lafzı ile tebliğ buyurmuştur. Sünnetullah ise prensip, düstur ve kanun olarak tanımlanmıştır.
Allah'ın din ile ilgili, imtihanın gereği olan âdeti asla değişmez. “Küfredenler şayet bundan vazgeçerlerse geçmiş günahları bağışlanır. Şayet küfürlerine devam ederlerse daha önceki ümmetlere tatbik edilen kânun-u ilâhi onlara da tatbik edileceğini beklesinler” (Enfal, 8:38) ayetinde Allah'ın koyduğu kanunun iman edenlere cennet, küfredenlere ise cehennem şeklinde olacağı önceki ayetlerde de belirtildiği şekli ile devam edeceği ifade edilir. “Daha önceki peygamberlere ne oldu ise sizlere de o olacaktır. Bu konuda Allah'ın kanununda bir değişiklik bulamazsın” (İsra, 17:77) ayetinde ve “Allah'ın sünnetini kimse değiştiremez, o kanunlarda bir değişim de olmaz” (Fâtır, 35:43) ayetinde Allah'ın kanunlarını kimsenin değiştiremeyeceği ifade edilmektedir. Peygamberimiz (sav) “Ümmetler peygamberleri yalanlayarak emirlerine asi oldukları zaman Allah onları helak ederek peygamberini onların şerrinden kurtarır” (Müslim, Fedâil, 81) buyurarak yüce Allah'ın adetinin böyle cereyan ettiğini ifade etmiştir.
Yüce Allah'ın tabiata koymuş olduğu “Fıtrat Kanunları” denen “Tabiat Kanunları” da asla değişmez. Bu husus da Kur’ân-ı Kerimde “Allah'ın kanunlarını asla değiştiremezsiniz” (Ahzab, 33:62; Fetih, 48:23) ayeti ile sabittir.
Yüce Allah hikmeti gereği bu dünyayı sebepler dünyası olarak yaratmıştır. Sebepleri sonuçlar için vesile kılmıştır; ancak sebeplere tesir vermemiştir. Akıl sahiplerini bu şekilde imtihana tabi tutmuştur. Allah meyveyi ağaçtan ve sütü inekten verir. Bu Allah'ın sünneti ve âdetidir; ancak ne ağaç meyveyi yapacak kabiliyettedir; ve ne de inek sütü yapabilecek bilgi ve beceriye sahiptir. Bundan insan anlamalıdır ki meyveyi yapan ve sütü yaratan Allah’tır. Allah meyveyi ağaca bağlamıştır; ancak meyveyi ve buna sebep olan ağacı da yaratan Allah’tır. Yüce Allah'ın âdeti en basit şeylerden en değerli şeyleri yaratmasıdır. Topraktan hayatı ve binlerce nebatı çıkaran Allah bununla sebeplerin yaratıcı olamayacağını akıl sahiplerine göstermiştir. Yüce Allah sebepsiz yaratandır. Her şeyi yoktan yaratır, yaratması için sebeplere ihtiyaç yoktur; ancak âdeti sebepleri gerekli kılmaktadır ve âdeti böyle cereyan eder.
Allah'ın “Sünnetullah ve Âdetullah” olarak tabir edilen “Tabiat Kanunları” Allah'ın iradesinden başka bir şey değildir. Allah nasıl irade etmiş ise öyle cereyan etmektedir. Ancak yüce Allah dilerse kudreti ile kanunlara riayet etmeden de her şeyi yaratır. Peygamberlerinin isteği üzerine onlara mu’cize eseri olarak bunu yapmaktadır. Peygamberlerin mucizesi de bu şekilde ortaya çıkmaktadır.
Yüce Allah “Biz peygamber göndermedikçe hiç kimseye azap etmez” (İsra, 17:15) ayeti ve “Allah bir kavme verdiği nimeti onlar kendilerini değiştirmek istemedikçe ve değiştirmedikçe onların ellerinden almaz” (Ra’d, 13:11) ayetleri Allah'ın koyduğu kurallara kendisinin uyduğunu göstermektedir. Yüce Allah bir topluma iman, güzel ahlak, amel ve çalışma gayreti verdiği zaman nimetlerini de bunlara bağlı olarak verir. Ahlaksızlık, küfür, ciddiyetsizlik ve gayretsizlik gibi kötü halleri kazanması ile de nimetlerini ellerinden alır. Bu hususta Allah'ın âdeti “El-Hükmü Lil-Ekser” kaidesine göre hükmederek toplumun çoğunluğuna göre neye layık ise ona göre hükmetmektir. İman, salih amel ve güzel ahlak Allah'ın nimetini celbederken, küfür, zulüm ve ahlaksızlık da Allah'ın öfkesini çeker ve bu da kıtlık, kuraklık, pahalılık ve felaketler olarak topluma yansır.
Yüce Allah kâinatı kanunlarla yönetir. “Yedi kat gökleri iki günde yaratan Allah her semaya ona ait emrini verdi.” (Fussilet, 41:12) ayeti bunu ifade eder. Allah'ın emri kanunudur. Semalara verilen emir ise kanun dairesinde hareket etmeleridir. Zaten kanunlar Allah'ın “Emir Âleminden” gelen emirleridir. Kanun olmazsa kanunların keşfi ile ortaya çıkan Fizik, Kimya, Biyoloji, Astronomi gibi ilimler de olmazdı. Yüce Allah bu kanunların tümüne birden “Âdetullah ve Sünnetullah” tabir edilir.
Yüce Allah'ın zatına has olmayan yarattığı her şey “Mümkinat” olarak tabir edilir. Mümkinat ise her zaman kanun çerçevesinde izn-i ilâhi ve emr-i rabbani ile değişime ve gelişime tabidir. Ancak zat-ı ilâhiye ait sıfatlar “Vacibat”tandırlar ve asla değişime uğramazlar. Mümkünün varlığı ve yokluğu müsavidir. Onu yokluktan varlığa çıkaran ise “Vacibu’l-Vücut” olan Allah’ü Taalâdır.
Allah’u Tealâ her şeyi kader ile takdir etmiştir. Kader ise sayı ve ölçü demektir. Nitekim yüce Allah “Onun yanında her şey bir ölçü iledir” (Ra’d, 13:8) ayeti ile Rahman Suresinde “Allah semayı yaratmış ve ölçüyü koymuştur. Siz de ölçülü hareket ediniz” (Rahman, 55:7-9) ayetleri bunu ifade etmektedir. Zira yüce Allah'ın âdeti ve sünneti bu şekilde cereyan etmektedir.
Etiketler: Adetullah Sünnetullah Allahın Koyduğu Kanunlar Tabiat Kanunları |