|
M. Ali KAYA
Sözlük anlamı “âkıbet, son ve sonuç” anlamında olan “âhiret” kelimesi “âhir” kelimesinin müennesi olup dini literatürde “Dünya hayatının sonu” “Ölümle başlayan hayat” anlamına gelmektedir. Zıddı “Evvel”dir. Ölümle başlayan hayat kıyametin kopmasından sonra yeniden dirilişe yani “Ba’s-ü ba’de’l-mevte” yani cesetlerin yeniden dirilmesine kadar geçen sürede ruhani bir hayat, “haşr-i cismânî” ile cesetlerin dirilmesinden sonra aynen dünya hayatı gibi maddi ama ölümsüz bir hayattır. Bu bakımdan ahret hayatı denilince ölümsüz cismâni/bedensel bir hayat kastedilir.
Yüce Allah katında iki gün ve iki dâr, yani ikamet yeri vardır. Günler “Yevmi’d-Dünya ve Yevmi’l-âhire” dâr ise “dâru’-dünya ve dâru’l-âhire”dir. (Ankebut, 29:64) Kur’ân-ı Kerim ahret için ayrıca “Yevmü’d-Dîn” yani “Din günü” demektedir. (Fatiha, 1:4)
Ahret hayatı İsrafil’in (as) “Sur”a üflemesi ile başlar. İsrafil (as) Sur’a birinci defa üfleyince “Kıyamet’in kopması” vuku bulur. İkinci üflemesi ile “Haşr-i Cismânî” başlar. Ahiret âlemi yeniden kurulur. Bu iki Sur arasındaki döneme ise “Âlem-i Berzah” adı verilir. Âlem-i Berzah’a “Kabir Âlemi ve Kabir Hayatı” adı verilmektedir.
Âhiret dünyanın sonu ve yeni bir hayatın başlangıcıdır. Ahrete iman, İslam dininin iman esaslarındandır. İslam dininin iki temel iman esası vardır. Bunlardan birincisi “Allah’ın birliğine, yani Tevhide” iman, ikincisi ise Öldükten sonra cismen/bedenen dirilerek yeni ve ölümsüz bir hayata inanmaktır.” Bu sebeple Kur’ân-ı Kerimde Allah’a iman, ahrete iman ile beraber zikredilir. (Nisa, 4:136)
Öldükten sonra dirilmeye inanmak aklen câiz ve her sene kıştan sonra baharda bütün bitki ve hayvanların yeniden dirilmesi ile gözümüz önünde her zaman vaki olan bir durumdur. Bu sebeple yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Allah’ın rahmet eserlerine bakın. Nasıl baharın yeryüzünü ölümünden sonra diriltmektedir. Sizlerin öldükten sonra dirilmeniz de bunun gibidir. Allah her şeye kâdirdir” (Rum, 30:50) buyurmaktadır. Kur’ân-ı Kerimde buna benzer yüzlerce ayet vardır.
Ahretin bir diğer anlamı da “Âlem-i Gayb”dır. (Bakara, 2:3) Gözümüz ile görünmeyen âlemler de bir bakıma “Ahiret âlemi” sayılır. İmanın makbul olanı gabya iman etmektir. Yüce Allah bu bakımdan bizim gözümüz ile görünen ve duyularımızla idrak edilen âlemler ve bunların ötesindeki bütün âlemlerin rabbidir. Her şeyi bilen ve gören yüce Allah bütün bu âlemleri “İlim, irade ve kudreti” ile yaratmakta ve idare etmektedir. Bu bakımdan Allah-u Teâlâ “Âlimu’l-Gayb ve’ş-Şehade” yani görülen ve görülmeyen bütün âlemlerin şâhidi, merhamet edicisi ve şefkatle idare ve iaşe edendir. (Haşr, 59:22)
Yüce Allah insanı dünyada hür ve serbest bırakmıştır. Amelinin mükâfatını ve cezasını ahrette vereceğini va’d etmiştir. İnsanlar yaptıklarının karşılığını görmeden “zâlim izzetinde ve mazlum zillet içinde bu dünyadan geçip gitmektedir.” Elbette âdil-i mutlak olan Allah adaletini gerçekleştireceği diğer bir âlemi kuracak ve insanı dirilterek o âlemde hak edene mükâfat ve layık olana ceza verecektir. Çünkü bu dünya ve dünya hayatı adaletin gerçekleşmesine uygun değildir. Çünkü bir insan haksız yere birini öldürürse âdil ceza kısastır; yani onun da aynı şekilde öldürülmesidir. Bir adam on adam öldürmüş ise o zaman birinin cezasını çeker, dokuzun hakkı baki kalır ve adalet gerçekleşemez. On defa öldürüp diriltme ancak ölümsüz olan ahrette gerçekleşebilir. Dünya hayatı imtihan, oyun ve eğlenceden ibarettir, gerçek hayat ise ahret hayatıdır. (Hadid, 57:20; Muhammed, 47:36; En’âm, 6:32)
Ahiret hayatının başlamasına “Ba’s” adı verilir. Aynı şekilde yüce Allah peygamberleri göndermesinde de “Ba’s” demektedir. Bunda acip bir tevafuk ve uyumluluk vardır. Ba’s yeniden diriliş anlamına gelmektedir. Peygamberler de ölmüş olan kalpleri iman nuru ile yeniden dirilttikleri için onların gönderilişi “Ba’s” kelimesi ile ifade edilmiştir. Peygamberlerin getirdiği iman insanı yeni bir insan haline getirmektedir.
Allah insanı dünyaya “ahrete hazırlanması” kendisine verilen akıl, hayal, kalp, vicdan ve binlerce kabiliyetlerini geliştirmek amacı ile göndermiştir. Ta ki cennetin yüksek nimetlerinden istifade edecek seviyeye yükselsin. Bir çocuk ile bir ilim adamı Topkapı Sarayına girse elbette çocuğun oradan istifadesi çok noksan olur. Aynen bu misal gibi, insan dünya okuluna Allah’ın kendisine verdiği kabiliyetleri iman, salih amel ve ilim öğrenerek tekâmül ettirmekle cennete layık hale gelir. Allah’ın verdiği kabiliyetleri öldürür ve kötüye kullanırsa cehennemi ve cezayı hak eder. Bunun için Kur’ân-ı Kerim “Cennet muttakiler içindir” (Âl-i İmran, 3:133) buyurur.
Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde ahrete imanı akla yakınlaştırmak için gözümüz önünde gördüğümüz pek çok ölümleri ve yeniden dirilmeleri örnek olarak verir. “Yoktan örneksiz olarak yaratan Allah ölümünden sonra da yaratır. İkinci yaratılış elbette birincisinden kolaydır” (Rum, 30:27) “Ey Resulüm çürümüş kemikleri kim diriltecek diyene de ki onları ilk defa yaratan sonradan da diriltir. Allah her şeyi hakkı ile bilir.” (Yasin, 36:79) Öldükten sonra dirilmenin bir örneğini de şöyle verir: “Sen kışın toprağı ölmüş ve hayatı tamamen sönmüş görürsün. Baharın yağdırdığımız yağmur ile tekrar ölmüş olan yeryüzünün dirildiğini görürsün. Yeryüzünü böyle dirilten Allah elbette ölüleri de öyle diriltecektir. Allah her şeye kâdirdir.” (Fussilet, 41:39) “Gökleri ve yeri yaratmak elbette ölüleri diriltmekten daha büyük bir iştir. Bunu yapan elbet ölüleri de diriltir.” (Mü’min, 40:57; Nâziat, 79:27; Yâsin, 36:79-81)
Bu ve benzeri pek çok âyetler insan aklına kapı açmakta; ama imtihanın gereği ihtiyar ve iradeyi elden almamaktadır. Düşünen ve iman etmek isteyenler için pek çok deliller vardır. İnanmak istemeyenler için de pek çok bahane bulunabilir. Kur’ân-ı Kerim bir imtihan kitabıdır. Bunun için Kur’ân inananın imanını inanmayanın küfrünü artırır. (Bakara, 2:26)
Etiketler: Ahiret Kıyamet Ölüm Dünyanın sonu Ölümden sonra dirilme Yeni Hayat Yeniden dirilme |