|
Sayfa 4 Toplam: 4
ALEVÎ KİMDİR?
Allah’ın birliğine, Muhammed’in (asv) peygamberliğine inanan, Ali’nin kutsallığını kalbinde taşıyan ve Hz. Ali’den gelen neslin imametini kabul eden kimselere “Alevî” denmektedir.
Kızılbaş ise, Allah ve Resulü uğruna kendini adamış ve onların yolunda canından ve malından geçmiş ve bu uğurda ölmek var dönmek yoktur” yemini etmiş ve bunu da başına sardığı kırmızı bir sarıkla ilan etmiş kimseye denir. Bektâşî ise, Hacı Bektâş-ı Veli’nin müridi olanlardır. Türkiye’de “Babagan” ve “Dedegan” kollarına bağlı alevîler kendilerini “Bektâşî” olarak tanımlarlar.
4 KAPI ve 40 MAKAM:
Bektâşî Alevileri Hacı Bektâşi Velî’nin esaslarını belirlemiş olduğu Dört Kapı ve Kırk Makamdan geçmeyince “Kâmil” bir insan olunamayacağına inanırlar.
Dört Kapı: Şeriat, Tarikat, Hakikat ve Marifet Kapılarıdır. Her kapıdan girildikçe On Makamdan geçilir.
1. ŞERİAT:
a. İman getirmek,
b. İlim öğrenmek ,
c. Namaz, oruç, zekat ve hac ve gaza eylemektir ve cenabetten arınmaktır.
d. Helal istemek, kazanmak, faizi haram saymaktır.
e. Nikah Kıyarak evlenmek,
f. Hayz ve Nifaslı hanıma yaklaşmamak,
g. Helal giymek ve helal yemek,
h. Ehl-i Sünnet ve’l- Cemaat Mezhebinden olmak,
i. Mahlukata Şefkatle yaklaşmak,
j. Emr-i bi’l-Maruf ve Nehy-i Ani’l-Mükeri yapmak.
2. TARİKAT:
a. El alıp tövbe kılmak,
b. Mürid olmak,
c. Saçını kesmek ve libasını giymek,
d. Nefsi ile mücadele etmek,
e. Hizmet etmek,
f. Korku (Allah’tan ve azabından korkmak)
g. Umut tutmak (Allah’ın rahmetinden ümitli olmak)
h. Hırka, Zembil, Makas, Seccade, İbret, Hidayettir.
i. Sahib-i makam, sahib-i cemiyet olmak,
j. “Aşk ve Şevk” içinde olmak
3. MARİFET:
a. Edepli olmak,
b. Allah korkusunu kalbinden çıkarmamak,
c. Az yemek, az uyumak ve az konuşmak,
d. Sabır ve Kanaat ehli olmak,
e. Hayâ içinde bulunmak,
f. Cömert olmak,
g. İlim sahibi olmak,
h. Miskin olmak ve gösterişten uzak yaşamak,
i. Marifetullah ilmine sahip olmak,
j. Kendini ve nefsini bilmek, (Nefsini bilen Rabbini bilir.)
4. HAKİKAT:
a. Alçak gönüllülükte toprak gibi olmak,
b. 72 Milleti ayıplamamak,
c. Elinden gelen her hayrı yapmak,
d. Herkesin güvenini kazanmak,
e. Allah’tan gelene razı olmak,
f. Sohbet sahibi olmak,
g. Seyr-i Sülük ile kırk makamı geçmek,
h. Marifet sırlarına vakıf olmak,
i. Evrada ve Münacata devam etmek,
j. Müşahedeye ermek. Yani, her şeyden Yüce Allah’ın esma ve sıfatının ayinesi olduğu sırrına ermek.
ALEVİLERİN İNANÇLARI:
1. Allah’ın birliğine İnanmak, (Kelime-i Şahadeti getirmek)
2. Ehl-i Beyt Sevgisini Esas Almak,
a. Hz. Muhammed (asv)
b. Hz. Ali (ra)
c. Hz. Fatıma (ra)
d. Hz. Hasan (ra)
e. Hz. Hüseyin (ra)
3. Kalbinde kimseye karşı kötülük geçirmemek, herkesin iyiliğini istemek.
4. Tarikatın emirlerini yerine getirmektir.
5. Eline, beline ve diline sahip olmak.
ALEVİLİK NASIL ÇIKTI?
Alevilik “Hz. Peygamberin (asv) hastalığı esnasında Hz. Ali’yi halife adayı gösterdiğini ama Hz. Ebubekir ve Ömer’in (ra) bunu kimseye duyurmayarak hilafeti Hz. Ali’den aldığı” iddiasına dayanır. Bu iddia Hz. Osman’ın (ra) hilafetinin sonunda daha da güçlenmiş ve bir inanç halini almıştır.
Şii ve Alevi düşüncesinin çıkışı siyasidir. Siyasi amaçlarla ortaya atılmış bir düşüncedir ve sonuçları da genellikle siyasi olmuştur. Dinin devlet kurma amacı var ve bunu idare etmek de Hz. Ali ve soyuna aittir gibi bir düşüncenin ürünü olmuştur. Kerbelâ ve Hz. Muaviye olayı hep bu amaca hizmet etmiştir.
Daha sonra meydana gelen Kerbelâ hadisesinde Hz. Hüseyin’in (ra) ve 72 kişinin ve içlerinde 6 aylık bir bebek olan Ali Asgar’ın şehit edilmesi işi tamamen siyasi boyuta taşımış ve Alevîler daima kendilerinden olmayan hükümetlere muhalif olmuşlar ve her devlette muhalefeti temsil etmişlerdir.
Rafızî Nedir?
Şianın kollarından birisidir. Eş’ariye göre İmamiye’nin bir başka adı olmakla beraber Rafizî denmesinin sebebi, Hz. Ebubekir (ra) ve Hz. Ömer’in (ra) hilafetine karşı olmalarından dolayıdır. Küfe’de Zeyd b. Ali (ra) yanında bulunanlar ona Hz. Ebubekir (ra) ve Hz. Ömer (ra) hakkında sorarlar. O da “Ben onlar hakkında hayırdan başka bir şey söyleyemem. Babam da onları hep hayırla yad ederdi” der. O zaman neden Emevilere karşı olduğunu soranlara da “Ben atam Hüseyni öldüren ve Kâbe’yi mancınıkla taşa tutan ve ateşe veren Emevi’lere karşı ayaklandım” der. Bunun üzerine onu terk ederler. Zeyd b. Ali’de “Rafeztumunî=Beni bırakıp kaçtınız” der. Bu sebepten dolayı Zeyd b. Ali’yi terk eden Kûfe’lilere “Rafizî” dendi. Zeyd b. Ali yanında bulunan çok az bir taraftar ile mertçe savaştı ve şehit oldu.
Bu ve benzerî sebeplerden dolayı Kufe’liler hakkında “Kufe’liden daha cimri ve Kûfeli’den daha hain” deyimi dillerde söylenir olmuştur. Bu sebeplerden dolayıdır ki o günün en büyük şehirlerinden olan Kûfe’nin bu gün yeryüzünde yeri yoktur.
Etiketler: Alevilik Şia Rafizi Alevi Şiiler Aleviler
|