| Allaha İman |
|
|
|
| Cumartesi, 23 Ekim 2010 | ||||
Sayfa 1 Toplam: 2
Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde akıl sahiplerini düşünmeye ve kainattaki eserlere bakarak Allah’ın varlığını, birliğini, ilmini, iradesini ve kudretini anlamaya çağırır. Peygamberlere “İnsanlara de ki, bakmaz mısınız, göklerde ve yerde neler var? Bunlar ancak Allah’ın kudreti ile vücuda gelebilirler. Öyle ise iman ediniz” (Yunus, 10:101) Bu ve buna benzer yüzlerce Kur’an ayetleri insanların göklerde ve yerdeki ayetlere bakarak iman etmelerini ve imanlarını artırmalarını emretmektedir. Her eser ustasına delildir. Eser kendisini bir cümle ile anlatırken, ustasını sayfalarca anlatır ve mükemmelliği ölçüsünde över. Kainattaki kudret eserleri de taklit edilmez şekilde mükemmel ve mucize olmaları ile yaratıcısı olan Allah’ı över, yani tesbih ederler. Bu husus da “Yerler ve gökler Allah’ı tesbih ederler” (Cuma, 62:1; Tegabün, 64:1) ayeti ve buna benzer onlarca ayetle anlatılmıştır. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Risale-i Nur” namında telif ettiği eserlerinde yeryüzünde binlerce ve milyonlarca vahdaniyet delilerinin olduğunu izah ve ispat ederek bu Allah’ın birliğine ait bütün hususlara açıklık getirmiş, Allah’ın birliği konusundaki bütün şüpheleri gidermiştir. Bizler Allah’ın zatını görmediğimiz için varlığını sıfatları ve işler, yani eserleri ve ilmi, iradesi ve kudreti ile yarattığı varlıklardan anlarız. Bu nedenle iman aklîdir. Mahluktan Hâlika, rızıktan Râzıka, sebepten müsebbeb-i hakiki olan Allah’a intikal yoluyladır. Buna her insan muvaffak olamayacağı için yüce Allah rahmeti ile peygamberleri ve kitapları göndererek aklımıza yol göstermiş, yaratılış amacını açıklamış ve rızasına gidecek olan yolu göstermiştir. Bizler Allah’ı peygamberlerin ve kitapların bize haber verdiği ve tecellisini kainat kitabında gördüğümüz isimleri ve sıfatları ile tanırız. 1.1 Allah’ın Sıfatları: Allah’ın sıfatları zatının ne aynısı ne de gayrısıdır. Zatı ile kaim, ezeli ve ebedi sıfatlarıdır. 1.1.1 Sıfat-ı Selbiye (Zati Sıfatlar): Bu sıfatlar Allah’ın zatına, yaratıcıya has olup bir başka varlıkta, yani yaratılanlarda bulunması muhal olan sıfatlardır. Hiçbir fanide bu sıfatların hiçbiri bulunmaz. 1. Vücûd: Var olmaktır. Allah’ın varlığı zaruri, aklen vacip, ebedi, ezeli, mahlukata benzemeyen, hiçbir şeye muhtaç olmayan, varlığı zatının gereği olan bir vücuttur. Dolayısıyla hiçbir varlık böyle bir vücuda sahip değildir. Varlıkların vücudu hâdis, yani sonradan yaratılmış, fenaya maruz, diğer varlıklara benzeyen ve her şeye muhtaç olan bir nakıs ve arızî vücuttur. Varlığı ancak Allah’ın varlığına bağlıdır. Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir ve varlığı zatının gereğidir. Bu nedenle Allah’a “Vacibu’l-Vücut” denir. Yani kendisi olmadan hiçbir vücudun olmayacağı varlıktır. 2. Kıdem: Allah’ın varlığının başlangıcının olmamasıdır. Allah için zaman ve mekan söz konusu olamaz. Zira zaman ve mekan yaratılış ile başlamıştır. Bu nedenle yaratıcı için zaman ve mekandan bahsedilemez. Allah ezelidir. Yani bir babaya ve başlangıca muhtaç değildir. Ezeli olmayan Allah olamaz. “O evveldir ve âhirdir.” (Hadis, 57:3) 3. Beka: Allah’ın başlangıcı olmadığı gibi sonu, ölmesi ve yok olması düşünülemez. Yokluk ve fena Allah için muhaldir. Bekası aklen vaciptir. Allah ebedi olduğuna insanların ve mahlukatın ölmeleri ve yok olmaları, yeniden yaratılmaları delildir. Allah ebedi olduğu içindir ki mahlukatı ve insanı öldükten sonra yeniden yaratıp bekaya ve ebediyete mazhar edecektir. 4. Vahdaniyet: Allah birdir. Allah’ın birliği sayısal olarak değil, eşi, benzeri, yardımcısı ve ortağı olmaması, şirk ve iştirakin muhal olması anlamındadır. Allah zatı, sıfatları ve fiilleri ile her şeyi tek başına yapmakta ve işlerine hiçbir faniyi karıştırmamaktadır. Kâinattaki en küçük bir fiil, hareket ve oluş ancak kâinatı yaratan zatın işi ve eseri olabilir. Bir zerreyi / atomu yaratan ve vazifelerinde mükemmel çalıştıran ancak kâinatı yaratan zat olabilir. Kâinattaki mükemmel denge ve nizam bunun en açık delilidir. Bu hakikati yüce Allah “O Allah birdir” (İhlas, 112:1; Zümer, 39:4) ayeti ve benzer ayetlerle bize haber vermiş ve tüm kainatı delil olarak yaratmıştır. 5. Muhalefetün Lil-Havadis: Allah yaratılanların hiçbirine benzemez. O eşsiz ve benzersizdir. “Onun misli ve benzeri yoktur” (Şura, 42:11) ayeti ve bu ayeti izah eden pek çok ayetler bu sıfatı bize ders vermektedir. Bu sıfat ayrıca Allah’ın zatının da cisim, cevher, araz, bölünmek ve parçalara ayrılmak gibi şeylerin tamamından münezzeh olduğunu anlatmaktadır. Kur’ân-ı Kerimde geçen “Allah’ın eli, yüzü, istiva” gibi fiilleri ise mecazi manada olup, Allah’ın kudreti, rızası, esma ve sıfatının tecellisi” olarak yorumlanmıştır. Allah ise “bütün alemlerden müstağnidir.” (Ankebut, 28:6) 6. Kıyam Binefsihi: Tüm yaratılanlar ihtiyaçları için Allah’a ve diğer şeylere muhtaç olduğu halde Allah hiçbir şeye muhtaç değildir. Allah her şeyi yoktan yaratır. Yaratması için sebeplere muhtaç değildir. Sebepleri hikmeti gereği yaratmış ve mahlukatın işleyişine sebep yapmıştır. Sebepleri de sonuçları da yaratan Allah’tır. Gerçekte sebepler sonuçları meydana getirmekten acizdir. Dolayısıyla ortaya çıkan harika sonuçlar sebeplere verilemez. Ağacın, güneşin, suyun ve toprağın canlı ve mükemmel bir meyveyi oluşturması aklen mümkün değildir. Zira meyvenin sebepleri sonuçları oluşturacak ilim, irade ve kudretten yoksundur. Sonuçlar ise ilim, irade ve kudreti ister. Bu ise ancak Allah’ın işi ve fiili olabilir. Bu nedenle Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, her şey Allah’a muhtaçtır. Bu hakikate Allah’ın “samediyet hakikati” adı verilir. Bu husus “Allah Sameddir” (İhlas, 112:2) ayeti ile sabittir. Yüce Allah’ın bu zati sıfatları hiçbir mahlukta bulunmadığı ve zatına has olduğu için “Sıfat-ı Selbiye” adını almıştır. İhlas Suresi dört ayeti ile Allah’ın zati sıfatlarını tam olarak ders verdiği ve Kur’ân-ı Kerimin imana ait üç temel hakikati olan “Tevhit, Nübüvvet ve Haşirden” Tevhidi tam olarak ders verdiği için peygamberimiz (sav) “İhlas Suresi Kur’anın üçte birine denktir” (Buhari, Tevhit, 1) buyurmuşlardır. İhlas Suresinin Zati Sıfatlara Delaleti: 1. “De ki O Allah’tır”: Bu kelime Allah’ın varlığına ve “Vücut” Sıfatına delalet etmektedir. Vücut ise surenin tamamında açıklandığı gibi bir olan, ezeli ve ebedi olan, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, mahlukata benzemeyen bir vücuttur. 2. Ehaddir, birdir: Ehadiyet, yüce Allah’ın her yerde hazır nazır olup, her işi bizzat yapması ve zatında, sıfatında ve fiillerinde eşi ve benzeri olmaması anlamına gelmektedir. 3. Allah sameddir: Hiçbir şeye ihtiyacı yoktur; mahlukat ise her cihette aciz ve fakir olup ihtiyaçları sonsuzdur ve bu ihtiyaçlarını giderebilmek için Allah’a muhtaçtır. 4. Doğmamıştır: Ezelidir, bir başlangıca, babaya muhtaç değildir. Babaya muhtaç olanlar, sonradan yaratılanlar ilah olamazlar. 5. Doğurmamıştır: Sonu yoktur, ebedidir. Bu nedenle fenaya ve zevale, ölüme ve yokluğa mahkum olanlar ilah olamazlar. Bunun için evlada ve neslin devamına ihtiyacı yoktur. 6. Hiçbir şey ona denk olamaz: O eşsiz ve benzersizdir. Mahlukat hep onun eseri ve sanatı olduğu için fanidir, zevale ve ölüme mahkumdur. Aciz ve fakirdirler, her türlü ihtiyaçlarını gidermek için Allah’ın sonsuz ilmine, iradesine ve kudretine muhtaçtırlar. Allah ise sonsuz ilmi, iradesi, kudreti, ezeli ve ebedi varlığı ile mahlukatın hiçbirine benzemez. Bu nedenle hiçbir şey ona denk ve benzer olamaz. Görüldüğü gibi İhlas Suresi altı kelimesi ile yüce Allah’ın altı adet zati sıfatlarını insanlığa ders vererek her yönü ile “Tevhit Hakikatini”, yani Allah’ın birliğini izah etmiştir. |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|