Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Din arrow ALLAHIN BİRLİĞİ
Advertisement
ALLAHIN BİRLİĞİ PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 02 Haziran 2008
M. Ali KAYA

Yüce Allah zatında birdir. Bu birlik sayı itibariyle değil, şeriki olmaması yönü ile birdir. Yani yüce Allah’ın şeriki ve naziri yoktur. Allah’tan başka yaratıcı olmadığı gibi, hiçbir şey ona benzemez ve Allah’ın dengi olamaz. Allah’ın zatında ve sıfatlarında eşi ve benzeri olmayan tek ve yekta varlıktır. Vâcibu’l-Vücuttur. Kendisi olmadan hiçbir şeyin olmayacağı varlıktır. Bunun için zatî ve sübuti sıfatları ile tek ve yektadır.

 
Yüce Allah kendi eşsiz zatını sıfatları ile “Tevhit Suresi” olan “İhlâs Suresinde” tanıtmıştır. Bu sure dört ayeti ve altı cümlesi ile Allah’ın altı zatı sıfatını bizlere haber vermektedir. Yüce Allah bu surede şöyle buyurur: “Ey Resulüm de ki: Allah birdir. O Sameddir, varlığı kendi zatının gereğidir. Hiçbir şeye muhtaç değildir; her şey her işinde ona muhtaçtır. Ezeli ve ebedidir. Anne babaya ve çocuğa muhtaç değildir. Hiçbir şey ona denk ve benzer olamaz.” (İhlâs Suresi, 104:1-4)

Kur’ân-ı Kerim “Yerde ve göklerde Allah’tan başka ilahlar bulunmuş olsaydı yer ve göklerde düzen bozulurdu” (Enbiya, 21:22) buyurarak kâinattaki düzen ve nizamın Allah’ın birliğine delil olduğunu ve bu düzene bakarak Allah’ın birliğine intikal etmemiz gerektiğini bize haber verir. Bu ayet iknâî bir delildir. İki ilahın düşünülmesi halinde aralarında çatışmanın bulunmaması muhaldir. Çatışma söz konusu olunca galip olan ve mağlup olan bulunur. Aralarında anlaşmanın bulunması ise acziyeti gerektirir. Bütün bunlar Allah’ın birliğini zaruri kılar.

Yüce Allah eşsiz ve benzersizdir. Eşinin ve benzerinin bulunması ise tevhide münafidir. O “Leyse kemislihî şey’ün” dür. Yani “Onun benzeri ve dengi hiçbir şey yoktur, olamaz ve muhaldir.” (Şura, 42:11) yani Allah zatı ile hiçbir varlığa benzemediği, hiçbir varlığa muhtaç olmadığı ve her şey ona muhtaç olduğu gibi sıfatları da hiçbir varlığın cüzî sıfatına benzemez.

Yüce Allah’ın zatına has sıfatları dışında yedi adet vacip sıfatları vardır. Bunlar “Hayat, ilim, irade, kudret, sem, basar ve kelam” sıfatlarıdır. Yüce Allah “Hayy ve Kayyumdur.” Hayat Allah’ın zaruri sıfatıdır. Çünkü bütün varlıklara hayat veren ve hayatın devamı için gereken her ihtiyacı karşılayan Allah’tır. Allah’ın bu sıfatına ise kayyumiyet denilmektedir. Bunun için “Allah hayy ve kayyumdur” (Bakara, 2:255; Âl-i İmran, 3:2) denilir. Yüce Allah’ın hayatı zatına has olup ezeli ve ebedidir. Bunun içindir ki kıyamet ve ahiretten sonra cennet ve cehennemde ebediyet olacaktır.

İlim de Cenab-ı Hakkın ezeli sıfatıdır. Bu sıfat yaratıklarına taalluk ettiği zaman onlarda bilgi meydana getirir. Yüce Allah ise her şeyi bilir ve bilgisi ezelidir. Ezel zaman silsilesinin bir ucu değildir, mazi, hal ve istikbali bir anda gören bir manzara-i âlâdır. Hal böyle olunca yüce Allah ezeli ilmi ile ezeli ve ebedi hazır gibi bilir, görür ve ihtiyaçlarını işitir. Bunun için Allah’ın bilgisi bizim bilgimize benzemez ve insanların bilgisi ile kıyas edilemez. Yüce Allah buyurur: “Yaratıcı yarattığı şeyi bilmez mi? O Lâtiftir, ilmi ve iradesi ile her yere nüfuz eder ve her şeyden haberdardır.” (Mülk, 67:14) “Gaybın anahtarı da O’nun katındadır. Karada ve denizde ne varsa bütün bunları her yönü ile yalnız O bilir. Onun bilgisi haricinde bir yaprak dahi kıpırdamaz. Yer altındaki tohumları ve özelliklerini bilerek onları meyveli ağaçlar haline getiren de O’dur. Yaş ve kuru ne varsa bunların tümü bir kitap ta, levh-i mahfuzda yazılıdır. O Allah sizleri gece ölüler gibi uyutan uykunuzda olanları bilendir ve sonra gündüz uyandıran ve yaptığınız bütün işleri her yönü ile bilendir. Nihayet Allah’ın takdir ettiği eceliniz gelince sizi öldüren ve huzuruna davet ederek hesabınızı gören de O olacaktır.” (En’am, 6:59-60)

İrade Allah’ın ezeli sıfatıdır.
Allah’ın dilediği olur, dilemediği olmaz. Ancak Allah’ın dilemesi rızası anlamına gelmez. Allah hayrı da şerri de diler ama hayra rızası şerre azabı vardır. Şurası muhakkaktır ki “Âlemlerin Rabbi olan Allah bir şeyin olmasını dilemedikçe bizler onu isteyemeyiz ve istesek de onu yapamayız. Allah her şeyi bilen hüküm ve hikmet sahibi olandır.” (İnfitar, 81:29; İnsan, 76:30)

Kudret Allah’a zatidir.
Zati olan zail olamaz ve onun karşısında acziyet diye bir şey düşünülemez. Bunun için Allah’ın kudretine nispeten bir çiçeği yaratmak ile bir baharı yaratmak, bir insanı diriltmek ile bütün insanlığı diriltmek arasında fark yoktur. Her ikisi de kudretine oranla birdir. Bütün insanların yaratılması ve diriltilmesi bir nefsin yaratılması gibi kudretine kolaydır. Kıyametin kopması ve bütün insanların diriltilmesi bir anda, göz açıp kapayana kadar vuku bulur. (Lokman, 31:28)

Sem ve basar sıfatları da Cenâb-ı Hak hakkında zatidir.
Böyle olunca Allah’ın görmesi ve işitmesi de mahlûkata asla benzemez. Görmesi ve işitmesi bir sebep tahtında olmadığı için hiçbir şeye muhtaç değildir. Her şey onun huzurundadır ve o her şeye her şeyden daha yakındır. Böyle olunca her muhtacın ihtiyacını görür ve sesini işitir. Görmesi için göze ve işitmesi için kulağa ihtiyacı yoktur.

Kelam sıfatı yüce Allah’ın ezelî sıfatıdır.
Allah kelam sıfatı ile peygamberleri ile konuşmuş ve kelamı olan kitaplarını inzal buyurmuştur. Allah’ın mahlûkatı ile konuşmasına “vahiy” denir. Vahyin pek çok mertebeleri vardır. Peygamberlere ferman-ı ilâhisini bildirmesine “Vahy-i Metluv” adı verilirken bunun dışındaki konuşmalarına “Vahy-i Gayr-i Metluv” veya “İlham” denir. Vahy-i gayr-i metluvün de pek çok mertebeleri vardır. Peygamber ilhamından tutun, evliya ilhamına ve bütün insanların kalbine gelen ilâhî ilhamlardan tutun arıya bal yapmayı öğretmeye kadar milyonlar mertebeleri vardır. Nitekim yüce Allah “Allah bir insan ile ancak vahy ile perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip ona dilediğini vahyeder” (Şura, 42:51) buyurarak vahyin bir kısım mertebelerine işaret etmiştir.

Yüce Allah’ın yaratması ilim, irade, kudret ve kelâmına racidir. Nitekim yüce Allah buyurdu: “Allah teâla bir şeyin olmasını istediği zaman ‘Ol” der, o da hemen oluverir.” (Bakara, 2:117; Yâsin, 36:82) Bu ayetlere göre Cenâb-ı Hakkın emir ve iradesi “Kelamı” ile tezahür eder. Kelamı da eşyaya taalluk ederek bir anda eşya icad edilir, yani Allah’ın dilediği şeyi, dilediği şekilde yoktan varlık alemine çıkar. Yoksa yüce Allah var olan eşyaya emir vererek o eşyayı dilediği şekle sokar demek değildir. Bu ayet Allah’ın yaratma iradesinin ilim ve kudrete taalluku ile maksadın süratle meydana geldiğini ifade etmektedir.

Bu yedi sıfat Cenab-ı Hakkın ezeli sıfatları olup zatının ne aynıdır ve ne de gayrıdır.
Yüce Allah bu sıfatları ile birdir. Çünkü bunlar “Vücut” ve varlığının lâzıme-i zaruriyesidir. Bunlarsız vücut, vücut değildir veya noksandır. Noksanlık ise Allah hakkında muhaldir. Maturudi’inin “Tekvin” olarak isimlendirdiği yaratma ise zatının lâzıme-i zaruriyesi değil, “İlim, İrade ve Kudret” sıfatının tecellisidir. Ancak yaratma, rızık verme ve şifa verme gibi fiilî sıfatlardandır. Zira Allah dilerse yaratır, dilerse yaratmayabilir.

 

Etiketler:  Allahın birliği Yüce Allah Allah Tevhit İhlâs Hayat İlim İrade Kudret
 
< Önceki   Sonraki >
HAYAT
ALLAH
İLIM
TEVHIT
İRADE
YüCE ALLAH
KUDRET