Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Din arrow Allahın İlim, İrade ve Kudreti
Advertisement
Allahın İlim, İrade ve Kudreti PDF Yazdır E-posta
Salı, 22 Kasım 2011

M. Ali KAYA 
1. Allah’ın İlmi:
İnsanın düzgün, ölçülü ve sanatlı bir şeyi yapması onun ilmine delalet eder. İnsanın mü-kemmel yaratılışı, kâinattaki varlıklar ile münasebetini kuracak duygu ve azalarla donatılmış olması da Allah’ın ilmine delâlet eder.
Aradaki muvazene ise yıldız böceğinin gecedeki ışığı ile gündüzün güneşine nispeti gibidir. Bir usta harika zekâsı ve derin ilmi ile mükemmel bir makine yapsa ve o makine de mükemmel çalışsa nasıl onu gören herkes o ustayı takdir eder ve alkışlar. Makine de çalışması ile kendi ustasını lisan-ı hal ile alkışlar. Aynen öyle de kâinattaki bütün canlıların her biri mü-kemmel harika bir makinedir. Ustaları olan yüce Allah’ın ilmine, iradesine ve kudretine delalet ederler.

Evet, adi muntazam bir makine mahir ve dikkatli bir ustayı gösterdiği gibi, kâinatı dolduran hadsiz canlı makinelerin her biri bütün kâinata bakan münasebetlerini de dikkate aldığımız zaman kâinatın sultanı, yaratıcısı ve aralarındaki mükemmel nizam ve düzeni kuran yüce Allah’ın ilmini ispat eder.

Yine bütün canlı varlıkların kaderlerinin yazılı olduğu tohumlar, nutfeler, yumurtalar ve çekirdeklerin mükemmel şekilde içlerine programların konması ve bunların mükemmel şekilde canlı varlıklara dönüşmesi Allah’ın sonsuz ilmine, her şeyi mükemmel bildiğine ve çekirdeklere yazdığına delildir. Sonra nasıl yazılmışsa aynen onu mükemmel şekilde ortaya çıkarmaktadır. Bütün bunlar Allah’ın sonsuz ilmine işaret ve delalet etmektedir. Çünkü bütün nutfeler, yumurtalar, tohumlar, çekirdeklerin her biri ilimle yazılmış ince nizam ve mükemmel ölçülerle düzenlenmiş, onun çekirdeklerden çıkması, büyümesi, gelişmesi, bütün varlıklara ayak uydurması ve mükemmel cihazlarla donatılması, sanatlı olması, her biri çeşitli amaçlara hizmet etmesi ve düzeni bozmaması ustalarının harika ilmini ışığın güneşi gösterdiği gibi gösterip ispat etmektedir.

Bütün ruh sahibi varlıkların her biri sonsuz acizlik ve zayıflık içindedir ki, kendilerini inciten hadsiz düşmanları ve yaşamaları için sonsuz ihtiyaçları vardır. İktidarı ve sermayesi ise hiç hükmündedir. Bununla beraber en zayıf ve en muhtacın bütün ihtiyaçları karşılanmakta ve bütün tehlikelerden korunarak hayatını devam ettirmektedir. Bu durum akıl sahiplerine bütün ihtiyaçlarını bilen ve karşılayan, düşmanlarından koruyan sonsuz bir ilim sahibi olduğunu ve bütün bunları planlayarak, ayarlayarak yaptığını göstermektedir.

İnsan beyninde ceviz kadar küçücük bir yeri işgal eden “Hafıza” da hem hafıza, hem hayal, hem de düşünce duygusu gibi çok harika makineleri yerleştirmek ve mükemmel çalış-tırmak da sonsuz ilim sahibi yaratıcının ilmini ispat etmektedir.

Özetle; bütün varlıklarda görülen ölçülü düzgünlük ve intizam ihatalı bir ilme şahadet eder.  Muntazam saray gibi bu kâinattaki nizam ve intizam, güneş sisteminden galaksilere ka-dar, hava atomlarından yeryüzündeki bütün canlıların aza ve aletleri, hücreleri ve atomlarına kadar mükemmel işleyiş onları yaratan yüce Allah’ın ihatalı, her şeyi kuşatan şaşırmaz ilmine delalet eder.

Bütün kâinattaki yaratılan varlıklar, onlar arasındaki faaliyetler, değişimler ve dönüşüm-ler, dirilişler ve ölümler tesadüf imkânı olmayan, kasdî ve bilerek yapılan mükemmel adalet ve her birisi binler faydalara yönelik olan mükemmel düzen ve buna uygun işleyiş yine Allah’ın sonsuz ilmine delâlet etmektedir. Sadece insanın ağzına konmuş olan et parçasından başka bir şey olmayan dili hem konuşmayı, hem de insanın gıda ihtiyacını gidermek için yeryüzündeki bütün gıdaların tatlarını almasındaki hikmeti düşünen, o dili yaratanın ne derece mükemmel bir ilme sahip olduğunu anlar.

Gözümüzle görüyoruz ki, bizi ve bütün ruh sahibi varlıkları bilen, bilerek şefkatle himaye eden ve her çeşit ihtiyacını ve dertlerini bilerek inayetiyle imdadına yetişen bir merhametli ilim sahibi Allah vardır. Serseri tesadüf ve kör kuvvet bu gibi hususları düşünerek merhamet ve şefkatle muamele etmekten bin derece uzaktır.

 Her şeyin icadındaki gayet derece kolaylık ve çoklukla beraber mükemmel yapılmaları, karmaşık iken asla karıştırılmamaları, son derece süratli yapılmaları ile beraber son derece mükemmel yapılışları sonsuz bir ilme ve o ilmin kemâline delalet eder. Böyle bir ilim elbette her şeye muhittir. İnsanın iradesiyle yapacağı, istidat ve kabiliyetleriyle yönleneceği hususları da bilir ve onun kaderinin ne olduğunu da bilir ve ona göre hükmeder ve onun hakkındaki hükmünü kaza eder.

2. Allah’ın İradesi:
Allah’ın ilmini ispat eden deliller iradesinin de delilleridir. Çünkü ilmin hayata geçmesi ve tezahürünün görünmesi ancak irade ile mümkün olur. Her şey Allah’ın meşieti ve iradesi ile olur. İstediği olur, istemediği olmaz. Allah her ne isterse yapar. Bunun binler delillerinden bir kaçını şöyle ifade ederiz.

Görüyoruz ki, varlıkların her hadsiz imkânat yolları içinde biri belli bir şekil ve sıfatı, hususi mahiyeti ve diğerlerinden farklı bir şekilde vücut bulmaktadır. Bu ancak bir irade sahi-binin iradesi ve seçmesi ile mümkün olabilir. Meselâ, bütün insanlar aynı yüze ve azalara sahip oldukları halde hiçbiri diğerine benzememektedir. Bu durum ancak her şeyi bilen ve her şey onun nazarında olan bir ilim sahibinin farklı tercihleri ile mümkün olabilir. Tercih ise irade ile olur.

İlim ve irade kudreti gerekli kılar. Zira ilim bilmek, irade tercih etmektir. Kudret olmazsa hiçbir şey vücuda gelmez. Bu nedenle ilim, irade ve kudret beraber olmadan hiçbir şey ya-pılamaz. Bu nedenle ilim, irade ve kudret biri birisiz olmaz.


3. Allah’ın Kudreti: 
Allah’ın kudretinin vücudu, kâinatın vücudundan daha kat’î ve kesindir. Zira her bir varlık o kudretin mücessem bir kelimesidir, kudretin varlığını gözlere gösterirler ve o kudretin sahibi olan Kâdir-i Mutlakı ispat ederler. Bu hakikate Kur’ân-ı Kerim “Ey cin ve ins! Sizlerin yaratılmanız, icadınız ve haşirde yeniden diriltilmeniz, bir tek nefsin icadı gibi kudretine kolaydır”  (Lokman, 31:28) ferman ederek bizlere haber verir. Yüce Allah bir baharı bir çiçek gibi kolayca icad eder. Az, çok, küçük, büyük o kudrete nispeten hiçbir farkı yoktur. Yıldızları atomlar gibi kolayca döndürür.

Yüce Allah’ın her şeye şamil öyle bir kudreti vardır ki, bütün eşyayı ihata etmiş bir kud-ret Zât-ı Vâcibu’l-Vücûda “zaruriyât-ı nâşie” ile lazımdır, vaciptir ve kudretin zât-ı uluhiyetten ayrılması muhaldir, imkânı yoktur. Allah’ın kudreti zatîdir. Bu nedenle onun zıddı olan acz ona müdahale edemez. Zira bir şeyde mertebelerin bulunması onun içine zıddının girme-siyledir. Sıcaklığın dereceleri soğuğun müdahalesiyle, güzelliğin mertebeleri çirkinliğin mü-dahalesi iledir. Allah’ın kudreti zatî olduğu ve zıddı olan acizlik ona müdahale edemediği için kudretinde mertebeler yoktur. Kudretini sınırlayacak hiçbir şey yoktur. Madem mertebeler bu-lunmaz yıldızlarla atomlar onun kudretine göre müsavidir. Bir çiçeğin yaratılması ile bir baha-rın yaratılması arasında fark yoktur. Cenneti yaratmak bir bahar kadar kudretine kolaydır. ba-harda bir çiçeğin yaratılışı ile tüm bitki ve hayvanların yaratılması arasında fark yoktur. Aynı kolaylıkta bir insanın diriltilmesi ile bütün insanların ve cinlerin bir anda diriltilerek haşirde toplanması arasında hiçbir fark yoktur.

Nasıl ki “Nuraniyet Sırrı” ile güneşin ışığının bir kabarcığa aksetmesi ile deniz yüzüne aksetmesi arasınsa bir fark yoktur; ikisi de müsavidir. Aynı şekilde Allah’ın kudretinin bir canlıyı yaratması ile bütün canlıları yaratması arasında aynı şekilde fark yoktur.

Kelam bilginleri “imkan, müsâviyü’t-tarafeyndir” demişlerdir. Yani vâcip ve muhal ol-mayan, mümkün ve muhtemel olan şeylerin varlıkları ve yoklukları bir sebep bulunmazsa müsavidir, farkları yoktur. Az, çok, büyük ve küçük fark etmezler, birdirler. Bu nedenle varlıklar mümkünattan oldukları için varlığı ve yokluğu müsavidir. Bu nedenle “Vacibu’l-vücut” olan Allah hadsiz kudreti ile bir anda yoktan var eder ve vardan yok eder. Dengede bulunan bir terazi gibi birine bir zerre veya bir yıldız konsa terazinin bir kefesi yukarı, diğer aşağı indiği gibi az çok fark etmez. Bu nedenle eşyanın az veya çok icadı, yoktan yaratılması, terkip ve tahlili, Kâdir-i Mutlak’ın kudretine göre birdir. Bahar bir çiçek kadar, bütün insanların yaratılması ve haşirde ihyaları bir tek ferdin ihyası kadar kudretine kolaydır. Şayet eşyanın icadı tabiata ve sebeplere havale edilse bir çiçek bir bahar kadar, bir sinek bütün hayvanat kadar müşkülâtlı olur.

Hem nasıl ki “İntizam Sırrı” ile bir çocuk oyuncağını kolayca parmağı ile çevirdiği gibi, kocaman bir gemiyi de aynı parmağı ile çevirebilir. Aynı şekilde ilm-i ezelinin düsturlarıyla, ve hikmet-i sermediyenin kanunlarıyla ve irade-i rabbaniyenin cilveleri ile yaratılan varlıklar tam bir intizam-ı ilmî ve irade kanunları içindedirler. Elbette Kâdir-i Mutlak kudreti ile en büyüğü en küçük şey gibi icat eder, idare eder ve bir anda yoğu var eder ve varı yok eder. Her şeye kadirdir. Kudretine sınır yoktur. Demek her şey Allah’ın hadsiz kudretine isnat edilse, bu kâinatın icadı, yani yoktan var edilmesi bir insanın icadı kadar kolayca vucuda gelir ve her şeyin icadı çok kolay olur. Eğer O’na verilmezse bir tek insanı duyguları ve azaları ile yaratmak kâinat kadar müşkülatlı olur.

Allah’ın “İlim, İrade ve Kudretine” ait özet halinde sunduğum bu hakikatlerin izahı çok geniş ve mükemmel şekilde Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin “On Beşinci Şua” ve “Yirminci Mektup” risalelerinde bulunmaktadır.


Etiketler:  Allahın İlmi Allahın Kudreti Allahın İradesi İlim İrade Kudret
 
< Önceki   Sonraki >
İLIM
KUDRET
İRADE
ALLAHıN İRADESI
ALLAHıN İLMI