|
M. Ali KAYA
Allah'ın “İrade” sıfatı vardır. Allah'ın dilediği olur, istemediği ve irade etmediği hiçbir şey olmaz. Hayrı ve şerri, iyiliği ve kötülüğü de Allah irade eder. Kâinattaki her iş, her şe’n Allah'ın dilemesi ve iradesi ile olduğu gibi, kulların bütün işleri de Allah'ın dilemesi, ilmi, kazası ve kudreti ile sabit olur ve vücuda gelir.
Ancak yüce Allah'ın hayra rızası vardır, şerre rızası yoktur. Nitekim yüce Allah buyurur: “Allah kullarının küfrüne razı değildir.” (Zümer, 39:7) Allah'ın iradesi, meşieti ve takdiri kulların bütün işlerine taalluk eder. Rızası ise ancak emirlerine ve güzel işlerine taalluk eder, kötü ve çirkin işlere Allah'ın rızası yoktur. Allah imandan razı olur, küfürden razı olmaz. Hayırdan razı olur; ama şerden razı olmaz. Bunun için Allah kullarından bir kısmının kâfir olacağını bildiği halde ona imanı emretmiştir.
Yüce Allah'ın sevgisi ve rızası imana ve hayradır. Yüce Allah “Allah’a ve resulüne itaat edin” (Âl-i İmran, 3:32) buyurur. Allah itaat edenden razı olur ve böyle kullarını sever. Nitekim Kur’ân-ı Kerim buyurur: “Allah kendisinden korkanları sever.” (Âl-i İmran, 3:76) “Allah iyilik yapanları sever. (Âl-i İmran, 3:134) “Allah tövbe eden ve temizlenenleri sever. (Bakara, 2:222) Allah'ın kötülükten razı olmadığını da “Allah kâfirleri sevmez.” (Âl-i İmran, 3:32) “Allah zalimleri sevmez.” (Âl-i İmran, 3:57) “Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara vermeyi emreder. Zinayı, kötülüğü ve zulmü yasaklar” (Nahl, 16:90) ayetleri bize bildirmektedir.
İmam-ı Azam (ra) “El-Vasıyye” isimli risalesinde şöyle der: “Ameller üç nevidir. Birincisi farzlardır. Bunlar da ikiye ayrılır. Birincisi hem itikat ve hem amel cihetinden farz olanlar, ikincisi ise sadece amel yönünden farz olanlardır. İkincisi ise fazilettir. Bunlar nafilelerdir. Bu nevi amellere sünnet ve müstehab denir. Üçüncüsü ise mekruhlar ve haramlardır. Birinci kısım Allah'ın emridir. İkincisi emir değil ise de fazilettir. Bunlar da Allah'ın emri olmamakla beraber Allah'ın meşieti, muhabbeti ve rızası iledir. Üçüncü kısım olan mekruhlar ve haramlar ise Allah'ın meşieti iledir; ama muhabbeti ve rızası ile değildir. Çünkü emri değil; yasağıdır. Allah bunları kulun isteği ve gayreti ile yaratır; ama razı olmaz ve yasağını çiğneyenlere öfkelenir. Yasaklar kulun iradesi sonucu Allah'ın kazası iledir, rızası ile değildir. Ayrıca farzlar ve faziletler Allah'ın takdiri ve tevfiki iledir. Allah'ın yardımı ve muvaffak kılması ile insan hayrı yapabilir. Günahlar ise Allah'ın tevfiki ile değil, kulun iradesi, isteği ve zorlaması sonucu Allah'ın kazası iledir; rızası ile değildir. Takdiri ve yaratması iledir; ama tevfiki ile değildir.” (Şerh-u Fıkh-ı Ekber, Aliyyu’l-Kârî, Beyrut–1997, s.121)
Şüphesiz Allah kötülükleri emretmez, (A’raf, 7:28) kulların küfrüne rıza göstermez (Zümer, 39:7) ve zulmetmeyi murad etmez (Enfal, 8:51) ve Allah fesadı sevmez. (Bakara, 2:205) Teklif-i mâlâyutak yoktur. (Bakara, 2:286) Yani Allah kimseye gücünün yetmediğini emretmez. Dolayısıyla Allah kullarının dilemesi ve istemesi ile zulmü, haksızlığı, fıskı yaratır, kaza eder; ama razı olmadığı ve yasakladığı halde hür bıraktığı kulları bu fiilleri işlerse bu bakımdan onları sorumlu tutar ve gereken cezayı verir. “Allah yaptıklarından sorumlu değildir; ama kullar yaptıklarından sorumludurlar.” (Enbiya, 21:23)
Allah kulları için hidayet rehberi olarak peygamberlerini göndermiş, kitaplarını inzal buyurmuştur. Ancak kullarının hür bıraktığı ve “Dileyen iman etsin ve dileyen küfretsin” (Kehf, 18:29) buyurduğu için, onların iradeleri ile tercihlerine uygun olarak isteklerini kaza eder.
Kur’ân-ı Kerim “Allah dilemeyince siz isteyemezsiniz.” (İnsan, 76:30) “Allah dileseydi bütün insanlara hidayet verirdi” (Secde, 32:13; Ra’d, 13:31) buyurur. Bu ayetlerde görüldüğü gibi Allah'ın iradesi kulların bütün işlerine taalluk eder. Rızası, sevgisi ve muhabbeti ise ancak güzel işlere taalluk eder. “Kâfirleri inzar etsen de etmesen de birdir. Onlar iman etmezler” (Bakara, 2:6) ayeti ki Ebu Cehil, Ebu Leheb gibi muannid kâfirler hakkında nazil olmuştur. Yüce Allah bu kullarının kabul etmeyeceklerini bildiği halde imanı onlara teklif etmiş ve imanı emretmiştir. Ancak onlar hür iradeleri ile Allah'ın bu teklifini kabul etmeyerek küfürlerinde ısrar etmişlerdir. Bunun için de ebedi cehennemi hak etmişlerdir.
Allah kullarının cehenneme girmelerini dilemeseydi cehennemi, ona insanları sevk eden şeytanı ve şeytanın telkinlerine kulak veren nefsi yaratmazdı. Ancak yüce Allah'ın kulun işlediği yaramaz fiillerine rızası yoktur, memnun olmaz ve onlara bunun için günah yazar ve azap eder. Allah cehenneme kulların girmesine rızasının olmadığını peygamberleri ve kitapları aracılığı ile duyurmuştur. İnsanı cehenneme götürecek amelleri bildirmiş ve bunları yasaklamıştır. Bu yasakları çiğneyenlere büyük cezalar vereceğini de söylemiştir. Razı olacağı ve onlar ile insanları cennete alacağı amellerini de haber vermiş ve buna büyük mükâfatlar vereceğini ve o kullarından razı olacağını da bildirmiştir. İnsanları da hür bırakmıştır. Dileyen Allah'ın rızasını kazanacak bir yola girer, dileyen de Allah'ın öfkesini çeken fiilleri işler ve cehennemi hak eder.
Bir baba ve anne çocuğunun iyi olmasını ister. Onun için her türlü fedakârlığı yapar. Onu hayır ve iyi olana sevk eder. Razı olacağı ve olmayacağı hususları söyler, nasihatler eder ama haylaz çocuk yanlışta ısrar ederse ne yapar? Allah da böyle yapar.
Bir öğretmen talebelerini hayra ve iyiye sevk eder. Güzel, faydalı ve doğru bilgileri verir. Geleceği için gayret gösterir ve öğrencisinden de bu gayreti bekler. Çalışan ve öğrenenler için güzel ödüller verir. Yapmayanları cezalandırır. Ama haylazlık yaparak disiplini bozan ve çalışanlara da engel olan öğrencileri ne yapar? Allah da böyle yapar.
Bir devlet çalışan ve üreten memurları ile görevini ihmal ve su-i istimal edenleri bir tutar mı? Çalışandan razı olup ödüllendirirken, çalışmayan, devleti zarara uğratan ve anarşi çıkaranları cezalandırmaz ve hapse atmaz mı? Allah da böyle yapar.
Etiketler: Allahın iradesi ve rızası İrade Rıza Allah kötülükleri emretmez Allahın dilemesi |