Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Din arrow Bid'at Nedir, Ne Değildir?
Advertisement
Bid'at Nedir, Ne Değildir? PDF Yazdır E-posta
Cuma, 06 Mart 2009
Yazı Index
Bid'at Nedir, Ne Değildir?
Sayfa 2
M. Ali KAYA
www.risalehaber.com
Bid’at, genel kanata aykırı, daha önce benzeri olmayan yeni bir inanç ve amel ortaya koymaktır. Din dilinde dine aykırı olarak sonradan ortaya çıkarılan yeni inançlar ve ibadetlere bid’at denilmektedir. Kur’an ve Sünnete aykırı icat edilen itikat, adet ve ibadetlere bid’at denir. Bir şeyin bid’at sayılması için Allah’ın emirlerine ve peygamberin sünnetine aykırı olması gerekir. İslam inancını bozmaya yönelik olan, Allah’ın farzlarını ortadan kaldıran ve haram olan bir işi meşru hale getiren, peygamberin sünnetini ortadan kaldıran her türlü adetler ve işler bid’at sayılır. Bunun dışında kalan teknik ve teknolojik gelişmeler ile insanların ihtiyaçlarına ait hususlar bid’at olarak değerlendirilmez.

İslam bilginlerinin bir kısmı bid’atı “Hz. Peygamberden sonra ortaya çıkan, din ile alakalı olup, dine bir şeyi ilave etmek ve dinden bir şeyi çıkarmak” olarak görmüşlerdir. (Hayrettin Karaman, İslam Işığında Günün Meseleleri, 1982, 2:248) İslam öncesi “Cahilye” adetleri vardı ve bunlar dört temel üzerine oturmaktaydı. Birincisi, imansızlık. İkincisi, ırkçılık. Üçüncüsü, müstehcenlik. Dördüncüsü ise istibdattı. İslam bunları yasakladı ve buna geri dönüşü irtica olarak gördü. Din insanlığın kıyamete kadar her ihtiyacına cevap vermektedir. Dinin bu husustaki hükümlerini beğenmeyerek zamanla değiştirmeye çalışmak ve yerine yeni hükümler koymak bid’attır.

Kur’an inanç ve ibadet hususunda dini tamamladı. Yüce Allah “Bugün dininizi tamamladım” (Mâide, 5:3) buyurdu. Din tamamlandıktan sonra dine herhangi bir hususu ilave etmek de dinden çıkarmak da bid’attır. İnanç ve ibadetle ilgili olmayan hususlar bid’at kavramına girmezler. Onlar insanlığın ihtiyaçları ve gelişimi ile paralel olan teknolojik gelişmelerdir. Bunların dinin ibadet ve inançları ile ilgisi yoktur. Dinin ibadet ve inancına yardım edecek şekilde kullanılması güzeldir. Ezanın daha uzağa ulaşmasını sağlayan minare ve hoparlör gibi vasıtalara bid’attır denemez. Hac ibadetini kolaylaştıran araba ve uçak için bid’attır denemez. Bunlar Allah’ın emrine uymayı kolaylaştıran vasıtalardır.

Kimi âlimlere göre bid'at, Hz. Peygamberden (sav)  sonra meydana gelen her şeydir. Bu tarifi yapan âlimler kelimeye sözlük anlamından daha geniş bir anlam yüklemişler ve bu sebeple de sonradan çıkan amel ve inançları iyi ve kötü olmak üzere ayırmak mecburiyetinde kalmışlardır. Buna göre Kur'ân ve Sünnet'e muhâlif olmayan şeylere bid'at-i hasene; muhâlif olanlara ise, bid'at-i seyyie ismini vermişlerdir. (Tahânevî, Keşşâfu Istılahâti'l-Funûn, 1984, 2: 133)

Diğer âlimlere göre ise “Hz. Peygamberden sonra ortaya çıkan, din ile alâkalı olup bir ilâve veya eksiltme mahiyetinde olan her şeye bidat denir.” (Hayreddin Karaman, İslâmın Işığında Günün Meseleleri, 1982, 2: 248) Bu âlimlere göre önceki gruptakilerin "bid'at-i hasene" kapsamına soktukları şeyler haddi zatında bid'at değildir. Onlara bid'at ismini vermek yanlıştır. Çünkü bu gibi şeylerin Kur'ân ve Sünnet'te dayanakları vardır. Bunlara sonradan çıkmış şeyler nazariyle bakılamaz. Resûlullah (sav) şu hadislerinde bid'atin tarifini yapmışlardır: "Sonradan ortaya çıkan her şey bidattir; her bid'at sapıklıktır ve her sapıklık insanı ateşe sürükler." (Müslim, Cuma, 43; Ebû Davud, Sünnet 5; Nesâî, lydeyn, 22; İbn Mâce, Mukaddime, 7)

Bid’alar nassların yanlış yorumlanması ve sünnetin terk edilmesi ile ortaya çıkmıştır. Sünnet terk edilerek yerine bir başka adet koymak ve onun ile amel etmek bid’attır. (Ahmet bin Hambel, Mişkâtu’l-Mesabih, 1:66) Yine Allah’ın farz kıldığı ibadetlerin yerine yenilerini koymak, haram kıldığı hususları yeni adetler ile meşru hale getirmek haram olan bidatlardır. Burada farzı terk ettirmek ve haramı başka isimler altında yaygın hale getirmek söz konusudur. Böylece bid’alar İslam’ın hükümlerini ortadan kaldırarak yerlerine yeni adetler koymuş olur.  Bunun için Peygamberimiz (sav) “Bütün bidatlar dalalettir. Bütün dalalet yollarının sonu cehennemdir” buyurmuşlardır.

İmam-ı Rabbani (ra) Mektubat isimli eserinin 186. Mektubunda bid’ayı “bidat-ı hasene” ve “bid’at-ı seyyie” olarak ikiye ayırır ve şöyle der: “Sünneti ortadan kaldıran ve sünnetin yerine geçen adetlere “bid’at-ı seyyie” denir.” Peygamberimizin (sav) dinde ortaya çıkarılan yeni adetlerden sakınmamız gerektiği konusundaki hadislerine yer verir. Söz konusu hadislerde peygamberimiz (sav) : “Sözlerin en iyisi, Allah’ın kitabıdır. Yolların en iyisi, Muhammed’in (sav) gösterdiği yoldur. İşlerin en kötüsü, bu yolda yapılan değişikliklerdir. Bidatlerin hepsi dalalettir, sapıklıktır. Allah’tan korkunuz! Sözümü iyi dinleyiniz ve itaat ediniz! Ben öldükten sonra gelecek olanlar çok ayrılıklar göreceklerdir. O zaman, benim ve halifelerimin yoluna sarılınız! Dinde yeni ortaya çıkan şeylerden kaçınınız! Çünkü bu yeni şeylerin hepsi bid’atdir. Bid’atlerin hepsi dalâletdir, doğru yoldan ayrılmaktır” buyurdular. İmam-ı Rabbanî’nin naklettiği bu hadise göre de bid’at sünneti ortadan kaldıran adetlerdir. Sünnetin uygulamasını sağlıyor ve sünnete güç veriyorsa ona bid’at denemez.

İmam-ı Rabbani “Kıyas ve içtihadın bid’at olmadığını ifade eder. Çünkü bunlar her ne kadar peygamberimiz (sav) zamanında yoksa da sonradan dinin uygulanması ve anlaşılması için lazım ve şart olduğunu belirtir. Yüce Allah’ın “Ey akıl sahipleri iyi anlayın!” ayetinin kıyası ve içtihadı emrettiğini söyler. 

Huzeyfe b. el-Yaman’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte: "Allah bid’at sahibinin orucunu, namazını, sadakasını, haccını, umresini, cihadını, yardımını, şahadetini kabul etmez. O, kılın yağdan çıktığı gibi İslâm'dan çıkar" (İbn Mâce, Mukaddime, 7:49) buyrulmaktadır. Buradaki bidatlar ise inançta ve itikatta olan bidalardır ki bunlar İslam inançları yerine geçmiş ve inananlarını da yoldan çıkarmıştır. İnançta ortaya çıkan bir zaaf ve yanlış kanaat insanı dininden uzaklaştırır. Bu husus Abdullah b. Abbâs’dan (ra) rivayet edilen bir hadisle şöyle ifadesini bulur: "Allah, bid'at sahibinin amelini, bid'atından vazgeçinceye kadar kabul etmez." (İbn Mâce, Mukaddime, 7:50) Ezanı aslı dışında okumak ve ibadeti ibadet dili dışında yapmak ve İslam ahkâmının geçerliliğini kaybettiğine inanmak bu gibi bid’alardır.  Yine peygamberimizi sadece vahyi tebliğ eden bir elçi gibi görerek sünnetine değer vermemek ve ibadeti sünnetine aykırı şekilde yerine getirmeye çalışmak da bu nevi bidalara girer. Kadınların baş açık namaz kılmalarına cevaz vermek gibi.

Bir zamanlar Kur'ân-ı Kerîm'i bir Mushaf içerisinde toplamak, hadisleri derleyip toplayarak kitap haline getirmek, camilerin yanında minare yapmak gibi hususlara da bidat denerek karşı çıkıldığı olmuştur. Bu işler her ne kadar Hz. Peygamber’den (sav) sonra olmuş iseler de, bunlar bid'at kapsamına girmeyen güzel şeylerdir, İslâm'a aykırı olmadığı gibi bunlar İslam’ın korunmasına yardımcı olan en önemli hususlardır.

Bediüzzaman hazretleri peygamberimizin (sav) “Bütün bid’atlar dalalettir ve bütün dalalet yolları cehennemde son bulur” (Müslim, Cuma, 43; Ebu Davud, Sünnet,5; İbn-i Mace, Mukaddime, 16, 23) hadisine açıklık getirir. Bu hadisin “Bu gün dininizi tamamladım ve din olarak İslam’dan razı oldum” (Maide, 5:3) ayetini izah ettiğini ifade eder. “Şerait-ı kavaid-i Şeriat-ı Gara ve desâtir-i Sünnet-i Seniyye tamam ve kemâlini bulduktan sonra yeni icatlar ile o düsturları beğenmemek veyahut –hâşâ ve kellâ- nâkıs görmek hissini veren bid’aları icat etmek dalâlettir, ateştir” (Lem’alar, 2001, s.105) der. Bid’anın şeriatın kanunları ve sünnetin prensiplerinin yerine konulan yenilikler olduğundan bahseder. Bu durumda Allah’ın emrini ve peygamberin sünnetini kaldırarak, onların yerine konulan adetler ve prensiplerin bid’a olduğu anlaşılmaktadır.


 
< Önceki   Sonraki >
DIN
SüNNET
İSLAM
İBADET
ŞEâIR
ÂDET
BIDA