Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Din arrow DİN EĞİTİMİ
Advertisement
DİN EĞİTİMİ PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 24 Ocak 2008
Yazı Index
DİN EĞİTİMİ
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
M. Ali KAYA
 

Din yaratıcı olan Allah’ın insanları yaratılış amacından haberdar eden ilâhî mesajıdır. Dinin güçlenmesi, kuvvetlenmesi, insanların din konusunda doğru bilgiye sahip olması ve fertlerin kalplerine imanın hâkim olması, fertlerin farzları yapıp, haramlardan kaçınması demektir. Bu da “Din Eğitiminin” doğru şekilde verilmesine bağlıdır.

Dinin özünde İman, İbadet, Ahlak ve Hukuk vardır. Din Eğitimi ile bunların öğrenilmesi amaçlanır. Din eğitimi demek İman İbadet ve Ahlak eğitimi demektir. Din eğitiminin temeli İman eğitimidir. İbadet ve ahlak iman temeli üzerine bina edilirse bu din eğitimi olur. Yoksa iman temeline oturduğu için dini değil, felsefî bir eğitim olur.

Eğitim insan içindir. İnsanın vazifesi “taallümle tekemmül”dür. İlim ve marifet insan fıtratının gereğidir. Din, İman Eğitimi içinde hem fen eğitimine, hem din eğitimine önem verir. Hem akli hem de nakli ilimler ilimdir. Din ise her ikisini de emreder. Bunlar birbirinden ayrılmaz bir bütünlük teşkil eder. Zira, “Vicdanın ziyası ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünûn-u medeniyedir. İkisinin imticaziyle hakikat tecelli eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinden taassup, ikincisinden hile ve şüphe tevellüt eder.
İnsanlık için en mühim mesele eğitimdir. Çünkü insan eğitim ile tekemmül ve terakki eder. Bilhassa İslam dünyası, hususan ülkemiz için en büyük tehlike cehaletten ve onun neticelerinden doğmaktadır. “Bizim düşmanımız cehalet, zaruret ve ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad etmeliyiz.” “Ecnebiler fünun ve sanayi silahıyla bizi istibdâd-ı manevileri altında eziyorlar. Biz de fen ve sanat silahıyla i’lay-ı kelimetullah’ın en müthiş düşmanı olan cehil ve fakr ve ihtilaf-ı efkâra karşı cihad edeceğiz” diye bizi irşat eden Bediüzzaman: “Anladım ki, dünyevi saadetimiz bir cihetle, fünun-u cedide-i medeniye ile olacak. O fünunun da gayr-ı müteaffin bir mecrası ulema ve bir menbaı da medreseler olmak lazımdır. Ta ki ulema-i din fünun ile ünsiyet peyda etsin” diyerek din ve fen ilimlerinin beraber okutulacağı okulların açılması için çok büyük gayret sarf etmiştir. Çünkü terakkimiz ve ilerlememiz ancak buna bağlıdır. Bunun için İmam-Hatip Liselerinin açıldığını duyan Bediüzzaman çok sevinmiş ve o mektebin yanında Nur medresesinin de açılarak onlara “İman Dersi” verilsin istemiştir. Bu asrın dehşetli fırtınalara karşı kuvvetli bir iman dersi alınmadan ibadet ve ahlak eğitiminin yeterli olmayacağını görmüştür.
Osmanlıların son döneminde eğitim müesseseleri üç kısımda mütaâla ediliyordu: “Mektepler, Medreseler ve Tekkeler” “Medreseliler, mekteplileri iman za’fı ile suçluyor, mektepliler de medreselileri yeni fenlere aşina olmadıkları için cahil addediyorlardı. Bu fikir ihtilâfı, metot farklılığı İslam ahlâkını sarsmış, Osmanlı’yı medeni terakkiden noksan bırakmıştı. Bunun çare-i yegânesi, mekteplerde dini ilimleri, hakkıyla okutmak, medreselerde ise lüzumsuz Eski Yunan felsefesi yerine yeni ve müspet ilimleri öğretmekti. Tekkelerde ise her iki ilimden nasibini almış olan âlimleri bulundurmak icap ediyordu. Böylece üç müessese de birbirine destek olarak ilerleyecek ve yükseleceklerdi.” Fakat bu ıslahat pek çok sebepten dolayı gerçekleşemedi. Osmanlı yıkıldı. Cumhuriyet döneminde dine önem verilmedi. Bunun neticesi acı oldu. Devlet yeniden dine önem vermek zorunda kaldı.
1950’den sonra demokrasi ile beraber din eğitimi veren üç müessese teşekkül etti. Kur’an Kursları, İmam-Hatip Mektepleri ve Yüksek İslam Enstitüleri…

 
< Önceki
DIN
EğITIM
DIN DERSI
DIN EğITIMI