| DİN VE İDEOLOJİ |
|
|
|
| Salı, 05 Şubat 2008 | |
|
M. Ali KAYA Dinin kaynağı vahiydir. İdeolojinin kaynağı ise insan düşüncesidir. Vahiy kâinatı ve insanı yaratan yüce Allah’ın kelamıdır, sözüdür. İnsan ile Allah arasında ne derece fark varsa Allah kelamı ile insan sözü arasında da o derece fark vardır. İdeoloji insan düşüncesinin ifadesi iken, vahiy gerçeğin ifadesidir. Din insanı yaratan Allah’ın insanın dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak olan reçetesidir. İdeoloji ise insanın cüz’i, eksik bilgisine dayanan indî ve şahsî fikir ve kanaatlerinin ifadesidir.
Bunun için din toplumun bütün problemlerini çözmede tek başına yeterlidir. Çünkü din fıtratın sesidir. İnsan tabiatı için ne gerekiyorsa onu tavsiye eder, emreder ve yasaklar. İdeoloji ise asla yeterli değildir. Bunun için din bir ideoloji değildir. Gerçeğin ifadesidir. Dünya ve ahirete ait tüm gerçekleri kapsar. Zira kaynağı ilâhîdir. Yanlışlıklar insanların ilahî kitapları doğru şekilde anlamamalarından kaynaklanır. İdeolojiler aydın geçinenler arasında yaygın fikir kümeleridir. Dini reddeden bu aydınların din yerine ikame etmek istedikleri ideolojik fikirler 20. yüzyılda çeşitli ülkelerde siyasal ve ekonomik programlar şeklinde uygulandı. Yirminci yüzyıl en kesif anlamda ideolojik bir çağdır. Bu uygulamalar o toplumlara saadet yerine felaket getirdi. Sonunda ideolojik devletler yıkıldı. Yıkılmayanlarda yıkılmakta ve yerlerinin “Din ve Vicdan Hürriyeti”ni esas alan demokratik idarelere terk etmek zorunda kalmaktadır. İdeolojiler genellikle dünyevi ve siyasi amaçlıdır. Uhrevi amaçlı bir ideoloji yoktur. İdeolojilerin ekonomik ve siyasi fikirleri vardır. Hürriyetçi ve baskıcı olmak üzere ikiye ayrılırlar. Dini inançlar ilahi olduğu için ideoloji kapsamında değerlendirilmezler. Ancak ideolojiler dinden etkilenmiştir. Hiçbir hak dinin ideolojiden etkilenmesi söz konusu değildir. Filozoflar ortaya koydukları düşünceleri ile ideolojilerin oluşmasına katkıda bulunmuşlardır. Locke, Rouseau ve Marx gibi düşünürler bunlardan bazılarıdır. Diğerleri de bunların fikirlerini melezleştirerek yeni fikirler oluşturmuşlardır. Bu filozoflar Allah’a inanmadıkları için dini anlamazlar. Dinin ilahi kaynaklı olduğunu kabul etmeyenler, Allah’ın konuşacağına ve insanlara kitap indireceğine inanmadıkları için peygamberin ideolojisi ve fikirleri olarak bakarlar. Peygamberi de bir filozof olarak değerlendirmek isterler. Bu yanlış yaklaşımdan bir doğru çıkmayacağı için yanlışlar çoğaldıkça çoğalır. Din konusunda araştırma yapanlar da dinin inanç yönünü araştırmadıkları için din adına insanların davranışları ve din hakkındaki görüşlerini din olarak algılar ve anlatırlar. Bunun için de toplumlar ve insanlar sayısınca dinleri ortaya çıkarırlar ve gerçeği göremedikleri için de bocalar dururlar. Bunun için “Din Psikolojisi” dindar olarak bilinen insanın psikolojisidir. “Din Sosyolojisi” de dindar tanınan toplumların sosyolojisidir. Dinsel davranış dedikleri de Allah’ın istediği değil, insanların yaptığı şeylerdir. Bu yanlışlardan da doğru şeyler ortaya çıkmaz. Bunun için de ideolojiler insanların kafalarını karıştırmaktan başka bir şeye yaramazlar. Hiçbir dine inanmayan Karl Max ve Sigmund Feud ve Hegel gibi filozofların anladığı “Din Sosyolojisi” ve “Din Psikolojisi”nin din ile bir ilgisi olabilir mi? Onlar dini reddetmek için din ile ilgilenmişlerdir. Bu temel yaklaşımdan gerçek ortaya çıkabilir mi? Dinden bağımsız hukuk, ekonomi, siyasal düşünce üreten filozofların fikirlerinin dinde bir değeri olabilir mi? Marx din için "halkın afyonu" tabirini kullanmış ve şöyle demiştir: "Din, başkasına tabi yaratıkların iç çekişmesi, kalpsiz bir dünyanın kalbi, ruhsuz olayların ruhudur. Din halkın afyonudur.” Dini ideolojileştiren aslında dini reddeden anlayıştır. Böylece dini reddetme ve çürütmeyi amaçlamışlardır. Bizim aydınlarımızın din konusunda fikirleri Kutsal kitaplardan ve peygamberlerden kaynaklanmaz. Din konusunda görüşlerini ortaya koyan Karl Marx, Sigmund Freud ve Max Weber, Emile Durkheim gibi dini reddeden filozoflara dayanır. Onların bu düşüncelerine dini bir ideoloji olarak algılayan, felsefeden etkilenen ve kendilerini din bilgini sanan yazarların yazıları da destek vermektedir. İşin bu tarafı da vahim bir hatadır. “Üç sistem vardır: Kominizm, Kapitalizm ve İslamiyet” diyen yaklaşım budur. İslam dini açısından meseleye bakacak olursak, dinin kaynakları insanların din konusundaki düşünceleri değil, dinin temel kaynaklarıdır. Onlar da Kur’an ve Kur’anın asıl muhatabı olan ve Allah tarafından dini anlamak, yaşamak ve anlatmakla görevlendirilen peygamberin hayatı ve sözleridir. Peygamberi anlamayan dini asla anlamaz. Dini anlamada doğru anlayış, bizim gibi bir insan olan; ama Allah tarafından görevlendirilen peygamberi iyi anlamaktan geçer. Etiketler: Dinin Kaynağı Vahiy Din ve İdeoloji İdeoloji Dini İnançlar Kitap Allah Kelamı |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|