| DİNDE İHLAS (ALLAH RIZASI) |
|
|
|
| Perşembe, 13 Mart 2008 | |
|
İyilik de Allah’tandır, kötülük de... Cennet de Allah’ındır, cehennem de... Allah-ü Teala her ikisini de kudretiyle yaratmış ve oraya gidecek yolları, vasıtaları ve sebepleri de halk etmiştir. Sonra insana hürriyet ve irade vermiş, peygamberleri aracılığı ile oraya gidecek yolları ve amelleri göstermiştir. Yine hikmeti gereği insanların istidad ve kabiliyetlerinin gelişmesini murat etmiş, dünyaya imtihan için göndermiştir. Bunun için insanın dünyada hayatını devam ettirmek için mücahedeye, gayrete ihtiyacı olduğu gibi, ahireti cenneti kazanmak için de çalışmaya, gayrete, ibadete ihtiyacı vardır.
Yüce Allah gönderdiği kitap ve peygamberlerle insanların yaratılış gayesini, vazifelerini, rızasına sebep olacak amelleri göstermiştir. Hayırlı amellere rızası vardır, şerli amellerle rızası yoktur. Cennet, Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleyenler içindir. Yoksa hiç kimse Allah’ın dilemediği iradesi dışındaki ameli işleyemez. Allah’ın günaha, küfre rızası yoktur; ama küfrü ve günahı dilemiş ve iradesi ile bunu Allah’tan isteyene Allah müsaade etmektedir. Zira her şeyin yaratıcısı odur. Allah cehennemi de, cehenneme gidecek yolu da nefis ve şeytanı da, her türlü levhiyatı da yaratmıştır. Aklı, iradesi ve mücadele gücü zayıf olan, emr-i ilahiye uygun davranmayan ve Allah’ın rızasını aramayan insanlar nefis ve şeytana uyarak istidat ve kabiliyetlerini öldürerek, Allah’ın emrine, dinine hıyanet ederler. Neticede layık oldukları cehenneme giderler. Allah’ın rızasını kazanmak kolay değildir. Zira Bediüzzaman’ın ifadesi ile “Cennet ucuz değil, mühim fiyat ister; cehennem dahi lüzumsuz değildir.” Bunun için Peygamberlerin ve evliyaların hayatlarına bakmak yeterlidir. İbrahim Ethem (KS) dediği gibi: “Allah rızasını saraylarda ve atlas döşeklerde aramak, dam üstünde deve aramaya benzer.” Allah rızası meşakkatte, sıkıntıda, gayrettedir. “Meşakkat gıdamızdır” diyen Zübeyir Gündüzalp bunu ne güzel izah eder. Allah rızasını arayan halkın rızasına tenezzül etmez. Bediüzzaman Allah için nelere katlandı. Halka, dine, devlete hizmet için neler yapmadı? Peki nasıl mukabele gördü? Esaret, sürgün, hapis, hakaret ve zehirlenme, öldürülme teşebbüsleri... İdamı için divan-ı harbler kurulmadı mı? Allah rızasını arayanlar “hakkın hatırını hiçbir hatıra feda etmemelidirler.” Çünkü “Hakkın hatırı alidir, hiçbir hatıra feda edilmemek gerekir.” Bu ise ihlasın gereğidir. Peygamberimiz (SAV) buyurdular: “İnsanlar helak oldular, ancak alimler kurtuldular. Alimler de helak oldular; ancak ilmiyle amel edenler kurtuldular. İhlaslı olanları ise çok çetin imtihanlar beklemektedir.” Bilhassa dini vazifeleri insanlara hatırlarmakla vazifeli olan ve ulema sınıfından sayılan kimselerin vazifelerini ihlasla yapmaları ihlası kaçırdığı için halk arasında tesirleri azalır ve imtiyanları kalmaz. Dini vazifeleri tebliğde en önemli kural “Vazifemizi yapmak, vazife-i ilahiyeye karışmamaktır.” “Hidayet Allah’tandır. Vazifemiz tebliğdir.” Tebliğ vazifesinin dışında herhangi bir ücret ve başarı beklenmemelidir. Yüce Allah: “Allah’ın ayetlerini az bir ücret mukabili satmayın.” “Size düşen ancak tebliğdir” buyurmaktadır. Vazifemiz en güzel şekilde tebliğdir. Hidayet Allah’tandır. Başarı, muvaffakıyet Allah’tandır. Kabul ettirmek Allah’ın hikmetine tabidir. Tebliğden vazgeçmek, illa da başarı beklemek ihlası bozar. İMAN ve İHLAS vadisinde tecdid görevi ile görevli olan Bediüzzaman Said Nursi telif ettiği RİSALE-İ NUR eserleri ile bu vazifeyi en güzel şekilde yapmış, vefatından sonra bu görevini Risale-i Nur’un Şahs-ı Manevisine devrederek ahirete gitmiştir. Bundan sonra bu vazifeyi, Risale-i Nur Talebeleri İMAN’ı tahkika çevirmek ve İHLAS’ı kazandırma vazifesini kıyamete kadar yapacaklardır. Muvaffakıyet Allah’tandır. Etiketler: İhlas Allah Allah rızası Din Dinde ihlas cennet cehennem |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|