Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Din arrow DİNİN BİREYE VERDİĞİ DEĞER
Advertisement
DİNİN BİREYE VERDİĞİ DEĞER PDF Yazdır E-posta
Salı, 08 Nisan 2008
M. Ali KAYA
Din ilahi kaynaklı olup, insanı muhatap almaktadır. İnsanın bilgilenmesini, dünyevî ve uhrevî saadetini esas alır. “İnsan taallümle tekemmül” edeceği için, “ilim öğrenmek” dinin birinci emridir. Doğru bilgiye dayanmayan hiçbir şey insanın terakki ve saadetine hizmet etmez. İnsanı nitelikli ve kaliteli hale getiren “doğru bilgidir.”

 
Din doğruluğu ve doğru bilgiyi esas alır. Peygamberlerin en birinci vasfı ve sıfatı doğruluktur. Doğruluk güveni netice verir. Peygamberimiz (SAV) in adının “Muhammedü’l-Emin” olması bundan dolayıdır. Peygamberler güvenilir insanlardır. Asla yalan söylemezler. Sözlerinde hiç yanlış bilgi yoktur. Söyledikleri her şey doğrudur.

Peygamberlere iman işte bu hususlara iman etmektir.

Din bir eğitim müessesesidir. İlim, iman ve amel dinin gereğidir. Dinde ilim amel içindir. Uygulamaya dayanmayan ve uygulanamayan bilginin dinde değeri yoktur. Sadece iman ilmi insanın imanını artırdığı için o bilgi doğrudan doğruya ameli de içerir. İman ilimle kemale erdikçe, ibadet ve ahlak da mükemmel olacaktır. Bunların hepsi bireyi ilgilendiren hususlardır.

Toplum bireylerden müteşekkildir. İyi malzemeden iyi ürün çıktığı gibi nitelikli insanlardan da mükemmel toplum oluşur. Toplumun düzelmesi de bozulması da bireylerin olgun ve mükemmel olması ve olmaması ile doğrudan ilgilidir. Din nitelikli insanların oluşması için gerekli altyapıyı oluşturur. Bu doğru bilgi, hayırlı amel ve güzel ahlaktır.

Din eğitim ve öğretiminin malzemesi de ürünü de insandır. Din insan içindir ve insan din ile terakki ve tekamül ederek hakiki insan olur. Dinin prensipleri, iman esasları , ibadet ve ahlak prensipleri hepsi ilahidir. Kaynağı vahiydir. Bunun için değişmez hakikatleri ihtiva eder. İnsanın dindeki rolü “okuma, anlama, yaşama” ekseninde cereyan eder. Dinin ferde bakan amacı da insanı nefsin aşırı isteklerinden korumak aklın, kalbin ve ruhun tekamülünü sağlamaktır.

Din öncelikli olarak doğru inanç kültürü oluşturur. Bu inanç üzerine ibadet ve ahlak yapısını kurar. İnanç doğru ve sağlam olmazsa ibadet ve ahlak dediğimiz davranışların iyiye ve hayra yönelmesi zordur. İnancın, ibadet ve ahlakın faydası her şeyden önce bireye dönüktür. Din her şeyden önce bireyin salahı üzerinde durur. Çünkü hayatta her şey bireyin mutluluğu içindir. Din öğretimi verilmek istenen bir kültür ve kuru bilgi değildir. İnançların gerçeğe uygun şekilde değişmesi, bunun sonucu olarak davranışlarının ve ahlakının iyiye doğru değişmesidir. Din insan vicdanındaki gerçeği arama duygusudur. Bilinmez, anlaşılmaz bir duygu değildir.

İnsanın gerçeği aramaya başlaması dini anlamaya başlaması demektir. Kendisini, kainatı, ölümü ve ölüm ötesini sorgulamaya başladığı andan itibaren dini öğrenmeye başlamış demektir. Din körü körüne bağlılığı kabul etmez. Araştırma, soruşturma ve sorgulamayı ister. Körü körüne inanmayı taassup kabul eder.

Kur’an-ı Kerim Hz. İbrahim(as)ın sorgulayan halini överek anlatır. O yaratıcının varlığına ve birliğine yıldıza, aya ve güneşe bakarak ulaşmıştı. (Kr. Kerim, 6:76-80) Doğru inanç sorgulandıkça güçlenir. Ancak batıl inanç ve düşüncelerdir ki kişiyi körü körüne kabule zorlar.

Mekke döneminde Allah’ın birliğine iman mücadelesi vardı. Allah En’am suresinde İbrahim (as)ın Allah’ın birliğine nasıl ulaştığını bize örnek verdi. Medine döneminde mü’minlere inançlarını güçlendirmeleri, imanlarını taklitten tahkike ulaştırmaları konusunda yine İbrahim (as)ın “Ya Rabbi ölüleri nasıl diriltirsin?” diye sormasını örnek gösterir. Yüce Allah “İnanmıyor musun?” diyince “Kesinlikle inanıyorum; ama kalbim de tatmin olsun..” deyişini överek bizlere anlatır. (Kur’an-ı Kerim, 2:260) Bizlere araştırmaya dayanan bir ahiret imanını tavsiye eder.

Bu Kur’anî örnekler bize “kişi zihinsel bir çabanın sonucunda sağlam bir imana sahip olabileceğini” ifade ediyor. Nitelikli bir din eğitiminin bize kazandıracağı şeylerin başında sağlam bir inanç gelmelidir. Bu inanç akla ve ilme dayanmalı, inancı akılla bütünleştirmelidir. Din eğitimi okuyan, anlayan, düşünen ve eleştirel bir zihniyete sahip nitelikli öğrenciler yetiştirmelidir.

Din Eğitimi öğrencilerde gerçeği bulmaya, hakikati öğrenmeye yardımcı olmalıdır. Esasen hakikat demek din demektir; din hakikatin kaynağıdır. Tüm gerçekler hak dinlerde bulunur. Din hakikatin ifadesidir. İnsan hakikati ararken sarf edeceği zihinsel çaba sonucu sağlam bir imana sahip olacaktır.

 

Etiketler:  Dinin Birye Verdiği Değer İlim İman Amel
 
< Önceki   Sonraki >
İMAN
İLIM
AMEL