| DİNİN ÖNEMİ |
|
|
|
| Perşembe, 13 Mart 2008 | |
|
Din içtimai kanunlardan ve ihtiyaçtan doğmuş değildir. Bilakis içtimai kanun ve nizamlar dinin emri olarak dinden doğmuştur. Dinin prensipleri ile kanunlar vücuda gelmişlerdir. Dolayısı ile din, içtimai bir netice değil, içtimai bir amildir. İnsanlığın gerek ferdi gerekse içtimai hayatında dinin izlerini ve rollerini görmemek ve bunu silmek mümkün değildir. Tarafsız ve gerçekçi bir nazarla araştırılma yapılırsa beşeriyette asalet taşıyan bütün tarihi hadiselerini bu asaletini dinden ve dini kaynaklardan aldığı mutlaka görülecektir. Bir garp mütefekkiri bakınız ne diyor: “Cemiyet din ile kurulur, ilimle terakki ve tekamül eder. Bir milletten Allah fikrini ve inancını kaldırırsanız o millet menfaat ve korku üzerine kurulmuş bir topluluktan ibaret kalır. Böyle bir toplumun fertleri kardeş değil, menfaatin müşterek ortaklarıdır.” Din bir bütündür. Bu dinin Allah’ı, kitabı, peygamberi, ibadeti ve kuralları vardır. Hiçbir akıl ve ilim adamı Allahsız, kitapsız, peygambersiz, bir din tanımaz ve tanınmaz. Dolayısıyla “Din bir vicdan işidir” diyerek Kur’ana, peygambere dinin kaide ve şartlarına iltifat etmeyen yanılmıştır, yanlış yol ve inanç içindedir. İslamiyet ise cihanşümul bir dindir. Bu yüce din beşer hayatının tüm yönlerini bir güneş gibi kuşatır. İlimlere mevzu, sanatlara model bahşeder. Hem ölüye, hem de diriye hitap eder. Hem dünya hem de ahireti kucaklar. Cesaret, çalışma, temizlik, intizam, ıslah, adalet, medeniyet, dostluk, muhabbet, doğruluk ve ilmi emreder.
(20 Mayıs 1974 TBMM)
Etiketler: Dinin Önemi Feyzulah Değerli Cemiyet Din Terakki Tekâmül |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|