Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Din arrow DÜNYA HAYATININ FANİLİĞİ
Advertisement
DÜNYA HAYATININ FANİLİĞİ PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 31 Ocak 2008

M. Ali KAYA

Peygamberimiz (sav) “Hayat ancak ahiret hayatıdır” buyurmuşlardır. Dünya hayatı bu gerçek hayata insanı hazırlayan bir okuldur. Okul insanı hayata hazırlayan bir dönemdir. Burada öğrenci hayata hazırlanır. Okuldaki başarı hayatta başarılı olmak için gereklidir. Aynen bunun gibi dünya da insanın gerçek hayat olan ahiret hayatına hazırlamak için gereklidir.
Bütün peygamberler ve ilâhî kitaplar bu gerçeği insana anlatmak için gelmişlerdir. Peygamberimiz (sav) dünya hayatının aldatıcı olduğunu sahabelerine pek çok sohbetlerinde anlatmışlardır. Enes bin Malik (ra) der ki, yer her gün şu on öğüt ile insana seslenir: “Ey âdemoğlu! Üzerimde gezinip durursun. Hâlbuki dönüşün banadır. Üzerimde türlü günah işlersin hâlbuki içimde azab göreceksin. Üzerimde gülüp eğlenirsin hâlbuki içimde ağlayacaksın. Üzerimde sevinirsin, hâlbuki içimde üzüleceksin. Üzerimde mal toplarsın, hâlbuki içimde pişman olacaksın. Üzerimde haram yersin hâlbuki içimde kurtlar seni yiyecek. Üzerimde böbürlenirsin hâlbuki içimde hor ve hakir olacaksın. Üzerimde neşe ile yürüyorsun, hâlbuki içimde karanlıkta kalacaksın. Üzerimde topluluklar içinde dolaşırsın hâlbuki içime tek başına gireceksin. Üzerimde hilekârlık yapıyorsun, fakat içimde zelil olacaksın.”
 
Peygamberimiz (sav) bir başka hadislerinde “Sizden sonra öyle insanlar gelecek ki, türlü ve zevkli yemekler yiyecek, renkli ve rahat binitlere binecek ve güzel kadınlarla evlenecek, kat kat ve nefis kumaşlar giyecektir. Onlar az ile doymazlar, çoğa da kanaat etmezler. Dünyaya bağlanmışlar, akşam sabah, düşündükleri ve taptıkları dünyalıktır. Onu Allah’ın dışında ilah ve rablerinden başka rab kabul ederler. Bütün çabaları dünya içindir. Yalnız heva ve heveslerinin peşinde koşarlar.” Peygamberimiz (sav) bizim böyle olmamamız gerektiğini anlatmaktadır.
 
Lokman (as) oğluna şöyle nasihat etmiştir: “Oğulcağızım! Dünya derin bir deryadır. Çokları bu denizde boğulmuştur. Bu deryada boğulmaktan kurtulmak için gemin iman ve takva, yelkenin Allah’a tevekkül olsun ki, batmaktan kurtulasın. Yoksa kurtuluşun imkânsızdır.”
İnsanın en büyük arzusu ölümsüzlüktür. En küçük bir kaleminin dahi kırılmasını ve kaybolmasını istemez. Güzel hatıralarını resimlerle ve kamera ile kayıt altına alarak saklamaya çalışır. Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin dediği gibi, “Allah vermek istemeseydi istemek vermezdi.” Madem insana isteme duygusunu vermiştir, elbette bir hayat-ı ebediye ve saadet-i ebediye vardır.
 
Yüce Allah midenin açlık arzusunu ve doyum ihtiyacını karşılamak için binlerce yiyecekler ve nimetler yaratarak bu arzusuna cevap vermektedir. Elbette en sevdiği varlık olan insanın en büyük arzusu olan ölümsüzlük ve ebediyet arzu ve ihtiyacı için ebedî bir âlem yaratacaktır. İnsanın ebedî olan arzuları bu küçücük dünyaya sığmamaktadır. Elbette bu arzularını gerçekleştirecek olan ahireti yaratacak ve insanı oraya gönderecektir.
İşte bütün bu hakikatlerden dolayıdır ki Kur’ân-ı Kerimin üç binden fazla ayeti ölümün bir son olmadığını ve ahiret âleminin varlığını ve insanların oraya mutlaka gideceğini anlatmaktadır. İnsan ruhunu ölümsüz yaratan ve bundan dolayı insanı sonsuzluğa meftun olarak yaratmış olan Allah bütün mukaddes kitapları ve gönderdiği bütün peygamberleri vasıtası ile ebedî bir hayatın müjdesini vererek insanların yüzünü fani dünyadan ebedî ahiret âlemlerine çevirmek istediği anlaşılmaktadır.
 
İnsanda hayata ve ebedi olarak yaşamaya karşı öyle büyük bir arzu vardır ki, hayaline sorsa “Bir milyon sene mutlu bir dünya hayatını ve sonra yokluğu mu istersin, yoksa meşakkatli ve sıkıntılı ebedî bir hayatı mı arzu edersin. Birincisinden ah edip, sıkıntılı da olsa ebedi bir hayatı tercih edecektir. İdama mahkûm olan bir tutuklunun müebbet hapse sevinmesi bunun en güzel delilidir. Bediüzzaman’ın ifadesi ile “Demek en büyük fani, en küçük bir alet ve cihazat-ı insaniyeyi doyuramıyor. İşte bu istidattandır ki, insanın ebede uzanmış emelleri ve kâinatı ihata etmiş efkârı ve ebedî saadetlerin envaına yayılmış arzuları gösterir ki, bu insan ebed için halk edilmiş ve ebede gidecektir. Bu dünya ona bir misafirhanedir ve âhiretine bir bekleme salonudur.”
 
Dünyanın hakikati bu olmakla beraber çekici ve geçici güzelliği ve insanın bedenine, yani nefsine verdiği zevkleri insanı aldatmaktadır. Peygamberler de insanları fani dünyanın fani hayatına ve cazibedar geçici güzelliklerine kapılmamaları için insanları uyarmaktadır.
 
Peygamberimiz (sav) ümmeti olan tüm insanları sahabelerin şahsında uyararak şöyle buyurmuşlardır: “Sizin için en çok korktuğum şeylerden biri, dünyanın süs ve güzelliklerinin sizlere açılmasıdır.” Bu söz üzerine dinleyenlerden birisi sordu: “Ya Resulallah! Yani, bizim nâil olacağımız hayır bize şer mi getirecek?” Peygamberimiz (sav) soruyu sorana dönerek buyurdular: “Şurası bir gerektir ki hayır şer getirmez. Ama ne var ki ekmiş olduğunuz ekinlerin arasında size zarar veren ve yendiği zaman sizi ölüme götüren bitkiler de vardır. Ancak ot yiyen hayvanlar hariç. Onlar yediklerini hazmetmek için güneşe karşı yatarak geviş getirirler, semizlerler ve sonra devamlı yemekle meşgul olurlar. Sizin onlar gibi olmanız doğru değildir. İşleri budur. Şüphesiz dünya malı hoştur, tatlıdır. Kazandığınız mallardan fakir, yetim ve yolcuların da hakkı vardır. Bu hakkı veren insan ne iyi insandır, bu hakka riayet eden Müslüman ne güzel müslümandır. Hak etmediği halde alan da yediği halde doymayan canlılar gibidir. O mal kıyamette aleyhine şahitlik eder.” “Dünya tatlıdır, hoştur. Allah size dünyayı verecek, sizi yeryüzüne vâris kılacak ve nasıl hareket edeceğinize bakacaktır. O dünyadan en hoş olan da kadınlardır. Öyle ise dünyadan ve bilhassa kadınlardan sakının. Bilin ki, Benî İsrâil’in ilk fitnesi de kadınlar yüzünden çıkmıştır.” “Dünya sevgisi bütün hataların başıdır.” Yüce Allah şayet dünyaya bir sinek kanadı kadar değer vermiş olsaydı, kâfirlere bir yudum su içirmezdi”
 
Yine peygamberimiz (sav) “Dünya ve içindekiler lânetlenmiştir. Ancak dünyada sizin kazancınız olan Allah’ın zikri, ve buna yardım eden ilim ve bunu veren âlim ve öğrenen müteallim size Allah rızasını kazandıracaktır.” Bütün bu sebeplerden dolayıdır ki “Dünya mü’mine zindan; kâfire cennettir.” Bunun içindir ki peygamberimiz (sav) buyurdular: “Allah bir kulu sevdiği zaman doktorun hastasını sudan koruduğu gibi onu dünyadan korur” buyurdular.
 
Son olarak Hz. Ali (ra) “Dünya arkasını dönmüş gidiyor, ahiret ise yönelmiş geliyor. Bunların her ikisinin de kendilerine has evlatları vardır. Sizler ahiretin evlatları olun. Sakın dünya adamı olmayın. Zira bu gün amel var, hesap yok; yarın ise hesap olacak ama amel olmayacaktır” demiştir.

Etiketler:  Dünya Dünya Hayatı Dünyanın Faniliği Fani Hayat Fani Yaşam
 
< Önceki   Sonraki >