|
M. Ali KAYA
Kadere iman imanın erkânındandır. Yani “Her şey Cenab-ı Hakkın takdiri iledir.” “Yaş kuru ne varsa hepsi yazılmıştır” ( En’am, 6:59) “Biz Her şeyi kaderle takdir ettik” (Kamer, 54:49; Furkan, 25:2) ayetleri Allah’ın her şeyi yaratmadan önce plan ve program olarak takdir ettiğini göstermektedir. Plansız ve programsız hiçbir iş gerçekleşmeyeceğine göre Allah’ın da her şeyi plan ve program ile önceden takdir ettiği apaçıktır. Ağaçların programını çekirdeğinde ve insanın planını genlerinde yazıp muhafaza eden Allah her şeyin kaderini tayin ettiğini isbat etmektedir.
Her mühendis binasını yapmadan önce planını çizer, her okul ve eğitim sistemi önce planlamasını yapar. Elbette Allah da önce her şeyin kaderini yazmış, sonra bu kader programı üzerinde takdirini yürütmektedir. Her şeyin plan ve programının önceden yapılmasına KADER diyoruz. Bu kaderi programın işlemesine ve yerine gelmesine KAZA adını veriyoruz. Yüce Allah’ın kazasını değiştirmesine de ATÂ kanunu diyoruz. (Mesnevi-i Nuriye, 175) Allah dilediği zaman kuluna merhametinden ve duası neticesi affından dolayı kazayı değiştirir. Kaza da kaderi değiştirir. Böylece Allah’ın “Fail-i Muhtar” olup dilediğini, dilediği şekilde değiştirdiği anlaşılır. Çünkü “Allah dilediğini siler ve değiştirir, dilediğini de sabit tutar” (Raad Suresi, 13:39) Peygamberimiz (sav) “Sadaka belayı defeder.” (Camiü’s-Sağir, 1: 44) buyurur. Yani “Bela ve musibet takdir edilmiş iken sadaka önüne çıkar ve bunu değiştirir” demektir.
Kader gayb ilmidir. “Gaybı ise ancak Allah bilir.” (Neml, 27:65) Hiç kimse kaderim budur diyemez. Bize göre kader geçmiş olan olaylardır, geleceğe biz teklif noktasından bakarız. Allah bize neyi teklif etmiş ve bizi ne ile mükellef kılmış ise vazifemiz onu yapmaktır. Allah’ı yargılamak değildir. Bundan dolayı biz aklımızla tedbir alarak Allah’ın bize olan emirleri doğrultusunda hareket etmekle mükellefiz, neticeyi Allah’a havale ederiz. Sonuçta Allah’a güveniriz. İşte buna da TEVEKKÜL denir.
İrade, insanın hür olması demektir. İnsan fiillerinin yaratıcısı değildir; ancak yaptığı işlerinde hürdür. Allah insanı hür yaratmıştır. Biz buna “Cüz’î İrade” diyoruz. Hürriyet olmazsa sorumluluk olmaz. O zaman cebren yapmış, o fiili yapmaya zorlanmış olur. Bu durumda da sorumluluk olmaz. Allah bilir, bilgilendirir ama zorlamaz. Zorlamak zulümdür. Allah zulümden münezzehtir. Allah’ın “külli irade”si vardır. “Allah dilemedikçe siz isteyemezsiniz.” (Tekvir, 81:29) Ancak Allah’ın külli iradesi insanın cüz’î iradesine tabidir. Yani kul ne isterse Allah onu yaratır. İsteyen kuldur, yaratan Allah’tır. Ancak Allah hayırdan razı, şerden razı değildir. Bunu da kullarına bildirmiştir. Kul Allah’ın razı olmadığı işleri yüce Allah’tan ister ve öfkesini celb eder, razı olacağı amelleri ister rızasını celb eder. Allah’ı razı edenler Cennete girer, öfkesini çekenler ise azabı ve Cehennemi hak ederler. Bundan dolayıdır ki “Hidayet ve cennet fazl-ı İlahi iledir, cehennem ise cezay-ı ameldir” Hiç kimse hak etmeden cehenneme girmez. Hidayet ve Cennet ise Allah’ın yaratması, emretmesi ve fazlı ve rahmeti iledir. Bunun için hiç kimse ameli ile cenneti kazanamaz. İnsan sadece hayrı ve iyiyi ister. Yaratan Allah’tır.
Rızk insanın faydalandığı her şeydir. Sadece yiyecek ve giyeceğe mahsus değildir. Allah hayatı verdiği gibi hayat için lazım olan her şeyi de o veriyor. Çünkü hayatın sebebi rızktır. Allah “Müsebbibü’l- Esbab” yani, sebepleri yaratandır. Bir şeyi takdir ettiği zaman sebebini de takdir etmiştir. Bunun için rızk Allah’ın takdiri iledir. Biz buna nasip diyoruz. Yüce Allah rızkı takdir ettiği gibi rızkın sebeplerini de takdir etmiştir. Rızkın sebebi ide çalışmak, gayret ve kuvvettir. Birisine rızkı vereceği zaman bu sebepler tahtında verir. Bunun için Allah bir şeyi vermek istediği zaman önce o işin sevgisini verir, sonra gayret verir. Sonra onun için çalıştırır. Sevgi, gayret ve çalışmayı takdir etmemiş ise, o zaman o işi de takdir etmemiş demektir. Bunu içindir ki tembel fakir olur. Çalışan başarılı olur. Çalışma başarının, tembellik de mahrumiyetin sebebidir. Bundan dolayıdır ki “Sebeplere sarılmak peygamberlerin sünnetidir.” Sebeplere yapıştıktan sora neticeyi Allah’tan beklemek, vermezse, mahrum ederse sabretmek ve neticeyi Allah’tan bilmek Tevekkül’dür.
Her şeyi yaratan Allah’ın eceli takdir etmemesi düşünülemez. Zira bunu yapmadığı takdirde her şey birbirine karışır. Kim, ne zaman, nasıl ve kimden doğacak; nerede, ne zaman ve nasıl öleceği hep takdir-i İlahi iledir. ( Yunus, 10:49; Münafıkun, 63:11) Maktul de eceli ile ölmüş olur. Allah sebepsiz ölüm yaratmamıştır. O da onun ölüm sebebidir. Katilin sorumluluğu da Allah’ın yasakladığı bir fiile teşebbüsten ve Allah’a asi olmasındandır. Ölümü yaratan ise Allah’tır.
Geleceği planlamak insan akıl ve iradesinin gereğidir. Allah insanı hür yaratarak geleceği planlama ve iradesini kullanma yetkisini insana vermiştir. Bu Allah’ın işine karışma ve kadere karşı gelme anlamına gelmez. Bilakis Allah’ın insan fıtratına yüklediği bir sorumluluk gereği ve Allah’ın isimlerine sarılmanın sonucudur. Çünkü yüce Allah “Mukaddir”dir. Her şeyi takdir eder. “Munazzım”dır. Her şeyi tanzim eder ve düzenler. “Müdebbir”dir. Her şeyin tedbirini önceden alır. “Hasîb”dir. Her şeyi sayar, her şeyin hesabını tutar, sayısını bilir. İmam-ı Gazali “Kader yüce Allah’ın planıdır” demiştir.
İnsan da Cenab-ı Hakkın esmasına yapışmakla “Tevfîk-i İlâhiye uygun” davranmış olur. O zaman da Allah’ın tevfîkine/yardımına mazhar olur. Bundan dolayıdır ki geleceği planlamak kadere karşı çıkmak değil, kadere uygun hareket etmek demektir. Bunun için geleceği planlayan ve bu planı hayata geçirmek için Allah’tan yardım isteyen kimse Allah’ın yardımına mazhar olarak çalışmalarında muvaffak olur.
Öncelikle “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır” (En’am, 6:102; Ra’d, 13:16; Zümer, 39:62; Mü’min, 40:62) Dolayısıyla iradeyi de, hidayeti de rızkı da eceli de yaratan Allah’tır. Bu hususta ihtilaf yoktur. Ancak bunların tasarrufu insanın iradesine mi tabidir yoksa bu da Allah’ın iradesi ile mi olmaktadır? O zaman insanın sorumluluğu ne ölçüdedir? Bilinmesi gereken husus budur. Etiketler: Geleceği Planlamak Kader Plan ve Program Kaza Kader Atâ Gayb İlmi Gayb |