Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Din arrow Hayber Kalesinin Fethi
Advertisement
Hayber Kalesinin Fethi PDF Yazdır E-posta
Salı, 23 Mart 2010
Yazı Index
Hayber Kalesinin Fethi
Sayfa 2
Sayfa 3


Yahudilerin Peygamberimizi (sav) Zehirlemeleri:

Peygamberimiz (sav) bütün iyi niyetine ve Yahudilere yaptığı bu kadar iyiliğe rağmen aralarında İslamiyet’e duydukları kin ve düşmanlık duygusunu bir türlü izale etmeye yetmedi ve yetmeyecekti. Toplum olarak korkak ve ürkek oldukları kadar toplumu arkalarında sürüklemek isteyen mutaassıp dindarlarının düşmanlıkları devam ediyordu. Bu düşmanlık toplu değil, bireysel taassubun eseri olduğu için de peygamberimiz (sav) kendi şahsına karşı da yapılmış olsa bireysel ceza vermeyi uygun bulmuş “Birinin hatası ile bir başkası, aşireti, milleti ve akrabasını sorumlu tutmamıştır.” Buna hayatı boyunca çok dikkat etmiştir. Yahudi kadınlarından zengin ve itibarlı biri olan Zeyneb’in peygamberimize su-i kasdı bunun en güzel örneklerinden birisidir.

Hayber fethi tamamlanmış, anlaşmalar yapılmış ve ganimetler taksim edilmiş ve iş bitmişti. Peygamberimiz (sav) ve sahabeleri dönüş hazırlıklarına başlamadan birkaç gün istirahat etmek için orada bulunuyorlardı. Yahudi Sellam b. Mişkem’in karısı Zeynep bir dişi keçi, yani çebiş kesti pişirdi ve kızarttı. Peygamberimizi öldürmek için de keçinin her tarafına tesirli bir zehir ekti. Peygamberimizin (sav) kol ve kürek kısmını sevdiğini de öğrenerek oraya daha çok zehir kattı. Güzel bir sofra donatarak peygamberimizin (sav) çadırına getirdi ve afiyetle yemesi için bıraktı. Kadın uzaklaşınca peygamberimiz (sav) yakınında bulunan sahabelerini çağırdı ve yemek için oturdular. Peygamberimiz (sav) “Bismillah!” diyerek keçinin en sevdiği kürek kısmından bir lokma aldı ve ağzına attı. Fakat yutmadan “Derhal ellerinizi çekin! Bu keçi bana ben zehirliyim diyor” buyurdular.   

Herkes derhal elini çekti. Ancak Bişr isminde bir sahabe acele davranmış, çok acıktığından olacak bir lokma almış yutmuştu. Et öylesine zehirliydi ki bir iki dakika içinde morardı ve zehirin tesiri ile şehit oldu.

Peygamberimiz (sav) sofrayı getiren Zeynep adındaki kadını hemen huzuruna çağırdı. “Bunu neden yaptın?” buyurdu. O da suçunu itiraf ederek “Bu benim kendi düşüncem. Başkalarının bunda suçu yoktur. Ben düşündüm ki Sen şayet peygamber isen Allah seni korur. Yok peygamber değilsen seni öldürerek insanları senin şerrinden korumayı amaçladım” dedi.  

Peygamberimiz (sav) şahsına yapılan, organize olmayan ve sadece bireysel bir teşebbüs olan bu su-i kasttan dolayı intikam duygusu taşımadığı için Zeynebi affetti. Ancak hukuk namına Bişr’in yakınları hak talep ettiler ve akrabalarının ölümüne sebep olduğu için onun da öldürülmesini istediler. Peygamberimiz (sav) Zeyneb’i Bişr’in sahiplerine verdi. Onlar da kısas için dava ettiler ve mahkeme tarafından dava haklı görülerek alınan kararla infaz edildi.

Vadiu’l-Kurâ’nın Alınması:

Peygamberimiz (sav) Hayber’den ayrılarak Vâdiu’l-Kura’ya hareket etti. Vadiu’l-Kura Hayber ile Teyma arasında Yahudilerin yaşadığı bir vadiydi. Bu vadide birçok Yahudi köyleri bulunuyordu. Bunlar da Medine üzerine yürümek için bir araya gelmişler ancak bunu başaramamışlardı.

Peygamberimiz (sav) onları İslam’a davet etti. Müslüman oldukları takdirde canlarını ve mallarını bağışlayacağını aksi takdirde savaşacağını ve kendilerini oradan süreceğini haber verdi. Onlar bu teklifi kabul etmediler. Peygamberimiz (sav) onları muhasara altına aldı. Birinci gün onlardan on kişi öldürüldü. İkinci günü baktılar bu böyle olmayacak teslim olmak mecburiyetinde kaldılar.

Elde edilen ganimet sahabeler arasında bölüştürüldü. Arazisi yine Yahudilerde kalmak ve çıkan mahsulün yarısını Medine’ye göndermek kaydı ile kendilerine bırakıldı.

Vâdiu’l-Kura’da Medine ve Şam yolu üzerinde Hayber ile Tebük arasında bulunan Teyma mevkiinde yaşayan Yahudiler peygamberimizin (sav) kendilerine elçi göndermesi üzerine hemen cizye vermeyi kabul ettiler. Zira onlar Hayber’de ve Vadiu’l-Kura’da olanlardan haber almışlardı. Dolayısıyla onların ellerinden malları gitmemiş oldu.        

Fedek Yahudileri ile Yapılan Anlaşma:
Peygamberimiz (sav) Hayber’in fethinden sonra Medine’ye dönmeden Medine’ye iki konak mesafede bulunan Fedek köyünde oturan Yahudilerin lideri Muhayyısa b. Mesud’u İslama davet etmek için sahabelerini gönderdi. Çünkü Fedek Yahudileri birkaç defa diğer Yahudilere destek vererek Medine üzerine yürüme kararı almışlardı.

Peygamberimiz (sav) onlarla bir anlaşma yapmak istedi. Ancak onlar önce anlaşmak istemedilerse de sonra diğer Yahudilerin akıbetlerine uğramamak için kabul ettiler. Yapılan anlaşmaya göre kanları bağışlandı ve arazilerinin yarısı kendilerine bırakıldı. Diğer yarısı da peygamberimize has kılındı. Zira sulh yoluyla ele geçen araziler pay edilmeyerek peygambere yani hazineye bırakılıyordu. Bu nedenle Fedek arazisi peygamberimize bırakılmış oldu. Peygamberimiz (sav) bu arazinin gelirlerini kendisi harcadığı gibi Haşimoğullarının çocuklarına, yetimlerine ve onların ihtiyaçlarına sarf ederdi.

Hayberin Fethinin Önemi ve Sonuçları:
Hayber’in Fethi Arabistan’daki bütün Yahudilerin Peygamberimize bir şekilde tabi olmuş oluyorlardı. Hudeybiye sulhu ile Mekke müşriklerinden gelecek olan tehdit ortadan kalktığı gibi Hayberin fethi ve Yahudilerle yapılan anlaşmalarla da onlardan gelecek tehditleri ortadan kaldırmış oluyordu. Böylece Müslümanlar doğrudan Kur’âna yönelerek onu anlayıp anlatmaya fırsat bulmuş oluyorlardı.

İslamın yüce hakikatlerini anlatma, iman ve Kur’anın akıllara ve ruhlara hitap eden ilmî ve manevi yönünü garaz ve düşmanlık duygularından arınmış olanlara anlatma imkanı bulmuşlardı. Arapların hemen hemen tamamında islamı öğrenmeye, peygamberi tanımaya büyük bir merak ve iştiyak uyanmıştı. Artık kılıçalr kınına girmiş, Kur’ânın barikaâsa manevi kılıncı parlayarak akılları ve kalpleri tesiri altına almaya başlamıştı. Gerçek fetih buydu.

Peygamberimiz (sav) Ashab-ı Suffe’den olan sahabelerini çevre kasabalara ve beldelere göndermeye başladı. Her beldeye giden sahabeler meraklı ve iştiyaklı Araplara anlatmaya onlarına akıllarını ve kalplerini teshir etmeye başladılar. Bunun sonucu olarak her kesimden insanlar fevc fevc, grup grup Müslüman olmaya başladılar. Kısa zamanda İslamiyet bütün Arabistana yayıldı…

Bu durum Mekke’nin fethini netice verdi. Yirmi senede 2000 kişilik asker bulamayan peygamberimiz (sav) bir sene içinde 10.000 (on bin) askerle Mekke’nin fethine çıkacaktı.
Etiketler:  Hayber Kalesi Hayberin Fethi Yahudiler Hz. Ali Fedek Vadiul Kura Medine


 
< Önceki   Sonraki >
HZ. ALI
YAHUDILER
MEDINE