Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Din arrow HİDAYET YOLU
Advertisement
HİDAYET YOLU PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 30 Ağustos 2008
M. Ali KAYA
İnsanı hidayete götüren doğru yolu bize gösterenin Allah olduğunu beyan eden Kur’ân-ı Kerim, “Hidayet yolunu gösteren yardımcı olarak sana Rabb’in yeter” (Furkan, 25:3) buyurur. Hidayet aynen rızk ve şifa gibi Allah’tandır. Her ne kadar rızkın sebepler ve şifanın da ilaçlar vasıtası ile Allah’tan olduğu gibi, hidayet de peygamberler, kutsal kitaplar ve âlimler aracılığı ile Allah’tandır. Bir kutsi hadiste yüce Allah “Ey kullarım! Benim hidayete ulaştırdıklarımdan başka hepiniz yanlış yoldasınız. O halde benden hidayet isteyiniz ki, sizi hidayete erdireyim” (Müslim, Birr, 55) buyurarak hem hidayetin Allah’tan olduğunu, hem de hidayetin ancak kulun isteği ile Allah tarafından ihsan edileceği belirtilmektedir.

Kul hidayeti talep etmedikçe, rızık ve şifa gibi hidayeti de Allah vermeyeceği gibi, Allah dilemedikçe de bir kimsenin, Peygamber’in istemesiyle dahi hidayete kavuşamayacağı âyetlerde şöyle ifade edilir: “Ey Resûlüm! Şüphesiz sen, sevdiğini hidayete erdiremezsin. Fakat Allah, dilediğini hidâyete erdirir. O, hidayete erecekleri çok iyi bilir.” (Kasas, 28:56) “Onları hidâyete erdirmek sana düşmez, ama Allah dilediğini hidâyete erdirir.” (Bakara, 2:272)

Buhârî ve Müslim’in naklettiği bir hadise göre, Allah Resûlünün amcası Ebû Talib, Rasûlullah’ı (asm) korur, ona yardım ederdi. Hz. Peygamber (asm) de onu tabiî bir sevgi ile severdi. Vefatına yakın, yanına gelerek şöyle demişti: “Ey amca, Allah katında kendisiyle senin lehinde şahadette bulunabileceğim bir kelimeyi; ‘Allah’tan başka ilâh yoktur’ kelimesini söyle” Ancak, Ebû Talib, bu kelimeleri söyleyemedi. (İbn-i Kesir, 3:406) Vefatından sonra, Hz. Peygamber’in (asm) onun hakkında istiğfarda bulunması üzerine hidayete ermeyenler için yapılacak duanın geri çevrileceği şu âyetle bildirilmiştir: “Ne Peygamberin ne de mü’minlerin, cehennemlik oldukları belli olduktan sonra, yakın hısımları da olsa, müşrikler için af dilemeleri asla doğru olmaz.” (Tövbe, 9:113)

Allah’ın hidayet nasip etmemesinin de makul sebepleri vardır. Bunların başında kulun hidayeti istememesi ve talep etmemesinin ifadesi olan niyeti, davranışları ve ahlâkıdır. Bunların başında ise küfürde, isyanda ve yalancılıkta ısrar etmesidir. Allah insanları hak ve hidayet olan doğru yola, dünya ve ahiret saadetine davet etmek ve bunun yollarını göstermek için kitabını ve peygamberini göndermiştir. İnsanlar bu büyük nimete koşması gerekirken inat ve isyan ile karşı çıkar, Allah hakkında yalan yanlış bilgilerde ısrar eder, gerçeği kabul etmez, inananları da işkence ve zulümler ile vazgeçirmeye çalışırsa, Allah o kimseleri hidayet nimetinden mahrum bırakmakla cezalandırır. (Zümer, 39:1–3) Yalancılıkta, zulüm ve haksızlıkta aşırıya giderek bu kötü sıfatları ve yanlış yolu meslek haline getirenleri de Allah, hidayet nimetinden mahrum bırakmakla cezalandıracağını pek çok âyetlerinde ifade etmiştir. Mü’min, 40:28) Böyle olmakla beraber yüce Allah, yanlışını görerek tövbe eden ve vazgeçenleri lütfu ile affedeceğini de pek çok âyetlerinde açıklayarak yine bir açık kapı bırakmıştır.

Aynı şey Kur’ân’ın gösterdiği hidayet yolunu gizleyip açıklamayan ve yanlış yorumlayanlar için de geçerlidir. Onlar hem uyarılmakta hem açık kapıdan yararlanmaya davet edilmektedir: “İnsanları hak ve hidayete yöneltmek için indirdiğimiz delilleri ve hidayet yolunu, biz insanlara kitapta açıkladıktan sonra onları gizleyenlere Allah lânet eder. Hem de bütün lânet edebilenler lânet ederler. Ancak tövbe edip kendilerini düzelten ve Allah’ın indirdiğini doğru şekilde açıklayanlar müstesna. İşte onların tövbelerini kabul ederim. Ben, tövbeleri çokça kabul eder ve çok merhamet ederim.” (Bakara, 2:159–160) Öyle ise bir kimse hidayeti yüce Allah’tan istemeli ve bu hali ömür boyu korumak için, salih ameller işlemelidir. Allahu Teâlâ, irade-i cüz’iyesini hak yola dönmek için kullanan ve iyi hal gösteren kimselere aydınlık yolu elbette gösterir. Bunu da “Uğrumuzda mücahede eden ve hak yolu arayanlara biz yollarımızı gösteririz. Muhakkak ki, Allah, iyilik peşinde koşan muhsinlerle beraberdir” (Ankebut, 29:69) âyetinden anlıyoruz.
 

Etiketler:  Hidayet Hidayet Yolu Doğru Yol İstikamet Sırat-ı Müstakim
 
< Önceki   Sonraki >