Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa
Advertisement
Hikmet Sırları PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 18 Ekim 2010

M. Ali KAYA
Hikmet, yüce Allah’ın kanunları ve varlıklarına olan fayda ve maslahatlarıdır. Her şey birden çok fayda ve maslahata yönelmiş gözükmektedir. Allah bir şeyde çok faydalar ve maslahatlar yaratmaktadır. İnsanlar bunları keşfettikçe kendi faydalarına kullanma imkanına kavuşmaktadır. Her şeyde düzen, intizam ve nizamın olması, tesadüfi bir şeyin bulunmaması da müspet ilimleri ortaya çıkarmaktadır.

Peygamberimiz (sav) “Alimler peygamberlerin varisidir. Benim alimlerim ise Benî İsrail’in peygamberleri gibidir” buyurarak gerçek alimlerin peygamberlerle beraber olduğunu ve onun davasına hizmet ettiğini açıklamıştır. Gerçek alimler ise hikmet sırlarına vakıf olan ve her şeyde Allah’ın ilim, irade, kudret ve hikmetini görerek insanlara da gösteren ve Allah’tan korkarak insanlara örnek olan kimselerdir.

Yüce Allah her şeyi sayılar ve harflerle yaratmıştır. Bu nedenle sayılar ile harfler ve maddenin yapı taşı olan atomlar arasında büyük bir intizam ve insicam vardır. Bunlara hikmet adı verilmektedir. “Allah bir şeyin olmasını isterse ona sadece ‘Kün! / Ol!’ der o da oluverir” (Yasin, 36:82) ayeti Allah’ın hazinesinin kelamı olduğunu ifade etmektedir.  Yine yüce Allah imam-ı mübinde her şeyi saymaktadır. (Yasin, 36:12) Demek ki sayılar her şeyin hikmet ve maslahatını ortaya koymaktadır. Allah her şeyi sayılarla ve rakamlarla da levh-i mahfuzda hıfzetmektedir.

Bu hikmetlerden bir kısmı peygamberimiz (sav) tarafından bizlere haber verilmiş ve hikmet kanunlarının bir ucu gösterilmiş ve hikmetler dünyasın bir kapı ve pencere açılmıştır. Bu kapıdan giren ve bu pencerelerden o âleme bakan alimler pek çok sırları insanlara açıklamışlardır. Bu da onların şerefi ve imtiyaz sebebi olmuştur.

Hikmet Nedir?
Allah hakîmdir ve “Kelamullah” olan Kur’ân-ı Kerim bir hikmet kitabıdır. Hikmet Allah’ın sırlarıdır. Bunların bir kısmı ilim şeklinde bir kısmı da manalar sırlar şeklindedir. Bir ucu maddi aleme, diğer ucu uhrevi âlemlere ve tümü de kadere dayanmaktadır. Tümü Allah’ın ilim, irade ve kudretini bizlere anlatmaktadır.

Kişi ne kadar akıl sahibi ise o derece hikmetten istifade eder. Bu nedenle akıl, ilim ve hikmet arasında büyük bir uyum vardır. Yüce Allah “Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse ona büyük bir hayır verilmiştir. Bunu da ancak akıl sahipleri anlayıp idrak eder” (Bakara, 2:269) buyurarak bu hakikati bizlere haber verir.

Peygamberimizin (sav) “Tercümanü’l-Kur’ân” buyurarak Kur’anın tefsirini, tevilini ve hikmetini öğretmesi için dua ettiği Hz. Abdullah b. Abbas (ra) hikmeti “Kur’ânın nâsih, mensuh, muhkem, müteşabih, mukaddem, muahhar, helal, haram, emsal ve ibarelerini bilmektir” şeklinde tarif etmiştir.

Bediüzzaman Said Nursi hazretleri İşaratu’l-İ’caz tefsirinin başında “Kur’anın dört temel amacı vardır. Her ayet ve kelimesi ile bu dört amacı takip eder. Bunlar ‘Tevhit, Nübüvvet, Haşir ve Adalet’tir” buyurarak bütün hayırların ve hikmetlerin bu dört şey etrafında cereyan ettiğini belirtir.

Peygamberimiz (sav) “Allahım! Bana eşyanın hakikatini göster” diye yaptığı dua hikmeti en güzel şekilde tarif etmektedir. Zira hikmet eşyanın hakikatini ve yaratılış amacını bilmektir. Yine “Hikmetin başı Allah korkusudur” buyurarak hikmetin insana Allah korkusu vereceğini belirtmiştir. Ayrıca bu hadis hikmetin ancak Allah korkusu ile kazanılacağını ve Allah korkusu taşıyan kalplere yerleşeceğine de işaret buyurmuşlardır.

Asrımızın müfessirlerinden Hasan Basri Çantay hikmeti, “Kur’an, ilim, peygamberlik, doğruluk ve bir çok şeyin manalarını anlamak” şeklinde ifade etmiştir.  Cenab-ı Hakkın her işinde binlerce hikmet, faide ve maslahat saklıdır. Bu da ancak nübüvvet ve kitapla kendisini gösterir. Yoksa küfür ve inkar her şeyde abesiyet, israf ve anlamsızlık yükleyerek her şeyi kendisine düşman telakki eder. Bütün kainatı ve eşyayı küfrün karanlığına hapseder.

Sahabelerden Ebu’dderda (ra) “Hikmet, Kur’ânın kıraatını ve ahkamını bilmek ve garaibini araştırmaktır” derken İbn-i Ömer (ra) “Kur’ânın manası i’rabında gizlidir. Sizler i’rabını iyi bilirseniz manasını da bilir hikmetlerini ortaya çıkarırsınız” demiştir. Bu sözü Bediüzzaman Said Nursi (ra) Kur’ânın lafzındaki ve i’rabındaki incelikleri ortaya koyan “İşaratu’l-İ’câz” isimli tefsiri ile ispat etmiştir. Bu nedenledir ki İmam Celaleddin-i Suyuti (ra) “En üstün hikmet ve sanat Kur’ânın tefsirini yapmaktır” demiştir. 

Faide:
Malum olsun ki kainat ikidir. Biri büyük kâinat, bu âlemin ve varlığın bütünüdür. İkincisi küçük âlem ve kâinat. Bu ise insandır. Yüce Allah kainatı insan için yaratmış ve insanı kainatın bir çekirdeği ve küçük bir numunesi kılmıştır. “İnsan kâinat ağacının meyvesidir” diyen Bediüzzaman bu hakikati çok güzel açıklamıştır. Yine bundan dolayıdır ki “Hakikat-i Muhammediye bu kâinatın ilk nuru ve son peygamberidir.” Zira çekirdek ağacın başlangıcı ve meyve ile beraber çekirdeği sonucudur. Böylece ilk ve son birleşmiş olur.

Büyük âlem olan Kâinatta ne varsa küçük numûnesi olan insanda onun bir numunesi vardır. İnsanın maddesi madde aleminden, kemikleri dağlardan, damarları akar sulardan, saçları ve kılları otlardan ve farklı akıntıları farklı sulardan haber verdiği gibi, ruhu ruhlar aleminden, aklı âlem-i manadan; şuuru, arş ve kürsiden, hayali, âlem-i misalden ve duyguların her biri bir alemden haber verir ve o âlemlere açılan birer kapı ve penceredir. Ruh o âlemlerden bu pencereler vasıtası ile istifade eder. Nasıl ki göz bu âleme açılan ruhun bir penceresidir. Diğer aza ve duygular da böyledir.

Ayrıca hikmet ehli demişlerdir ki 365 gün insanın 365 kemiğine, 28 menzili 28 bin âleme ve insanın nebatî, hayvâni ve cismani yönleri bu âlemlerin tamamına birer numunedir. Ve insan bu numunelerle bu âlemlerin tamamından istifade eder. Allah’ın bu âlemlerdeki hikmetlerini ve işlerini görüp anlayarak külli bir ibadet eder ve “Ahsen-i takvimde” yaratılmasının “halife-i zemin” olmasının hikmetini ilan eder. Bu nedenle hikmet ve ilim kapısı olan Hz. Ali (ra) “Nefsini bilen Rabbini bilir ve tanır” demiştir. Bunu elbette peygamberimizden (sav) almış olduğu derslerle söylemiştir. Yine Hz. Ali (ra) “Sen kendini küçük bir cisim zannetme. Bil ki sende bütün âlem dürülmüştür”  demiştir.

Peygamberimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde “Allah insanı Rahman Suretinde yarattı” buyurmuşlardır. Bu hadisi izah eden Bediüzzaman Said Nursi (ra) “İnsanın Allah’ın rahmetini tam olarak gösterdiğini ve Rahmet hazinelerini keşfedecek kabiliyette yaratıldığını ve insanın bütün kainattaki rahmete ayna olduğunu” açıklamıştır. Bu hakikati daha önce keşfeden Muhiddin-i Arabî (ks) “Bütün âlemi bir insanda toplamak Allah’a güç değildir” demiştir.

Kur’ân-ı Kerim Allah kelamı olarak Kâinat Kitabının müfessiri olduğu cihetle içinde her şey vardır ve kainat kitabının tam bir tercümesidir. Nasıl ki kainatta her şey vardır ancak araştırma ile keşfedilerek insanların istifadelerine sunuluyor ise Kur’ânda da “Yaş ve kuru her şey kitab-ı mübinde vardır” (En’âm, 6:59) ayetinin delaleti ile her şey içinde vardır; ancak araştırma ile bulunabilmektedir. 
 


Etiketler:  Hikmet Hikmet Sırları Hikmet Nedir Alimler Abdullah b. Abbas İşaratul İcaz Nefsini Bilen Rabbini Bilir Hz. Ali
 
< Önceki   Sonraki >
HIKMET
HZ. ALI
NEFSINI BILEN RABBINI BILIR
ALIMLER
ABDULLAH B. ABBAS