| Hz. Ebu Musa el-Eşari (ra) |
|
|
|
| Salı, 17 Ocak 2012 | |
|
Kur’an ve Sünnetteki maharetinden ve fıkha olan düşkünlüğünden dolayı peygamberimiz (sav) onu kadılarla beraber zikretmiş ve “Bu ümmetin kadıları dörttür. Ömer, Ali, Ebu Musa ve Zeyd b. Sabit” buyurmuşlardır. Bununla beraber temiz kalpli ve saftı, temiz bir fıtrata sahipti. Allah için kendisini aldatana aldanırdı. İnsanlara güveni çoktu. Bunu ihlas ve samimiyetinden alıyordu. Onun bütün sözleri “İhlas” ile tamamlanıyordu. Bununla beraber atılgandı ve yiğitti. Savaştan kaçınmazdı. Peygamberimiz (sav) onun için “Yiğitlerin efendisi Ebu Musa’dır” buyurmuşlardı. Peygamberimizin (sav) bu sözünü Isfahan halkına karşı kazandığı zaferle ispat etmişti. Isfahan’lılar Ebu Musa (ra) komutasındaki ordusunu hile ile gafil avlamak için cizye vermek üzere anlaşma istediler. Ancak Ebu Musa (ra) onların tuzağına düşmedi ve büyük bir zafer kazandı. İran başkomutanı Hürmüzan’ın Tüster Savaşında İslam ordularının kahramanı yine Ebu Musa hazretleriydi. Hz. Ömer (ra) Ammar b. Yâsir, Berâ b. Mâlik, Enes b. Mâlik, Mecezzatü’l-Bekrî ve Seleme b. Racâ’yı büyük bir takviye gücüyle onun imdadına göndermişti. Acem ordusunu Tüster’e çekilmeye mecbur ettiler. Kuşatma günlerce sürdü. Ebu Musa (ra) bir bölük askeri kaleye gönderdi. Kale kapısı açılınca olanca gücüyle hücuma geçerek neye uğradığını şaşıran Acemlerin elinden Tüster kalesini ele geçirdi. Ebu Musa (ra) savaş meydanında ne kadar kahraman ise yalnız başına kaldığı zaman Allah’a karşı o derece korkaktı. Çok ağlar, çok tövbe eder ve çokça Kur’an okurdu. Onun okuduğu Kur’anı duyanlar etkilenir ve onunla beraber ağlamaktan kendilerini alamazlardı. Güzel bir sesi vardı. Bu nedenle peygamberimiz (asv) “Allah Ebu Musa’ya Davud’un mizmarlarından birisi verilmiştir” buyurmuşlar ve Ebu Musa’ya Kur’an okutup bizzat dinlemişlerdir. Ebu Musa el-Eş’ari Mekke fethine ve Huneyn gazasına katılmıştır. Huneyn gazasından sonra Resulullah (sav) Havazin kabilesini dağıtmaya Ebu Amir’i gönderdi. Abu Amir bu çarpışmada yaralandı ve görevini Ebu Musa’ya devretti. Hicrî 9. Senesinde Tebük gazvesinde bulundu. Sonrasında Muaz b. Cebel (ra) ile Yemen’e tebliğ için gönderildi. Peygamberimiz (sav) onlara “Kolaylaştırın zorlaştırmayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin ve sarhoşluk veren her nevi içkiden menedin” (Buhari, Cihad, 164; Megazi, 60; Müslim, Cihad, 5) ferman buyurdu. Yemen’in iki başından Muaz ve Ebu Musa İslam’ı tebliğ ettiler. Sonra buluştukları zaman birbirlerine sordular. Muaz: “Ya Abdullah! Sen Kur’ânı nasıl okuyorsun?” Ebu Musa: “Gece gündüz azar azar okuyorum. Yani Kur’andan okumak istediğimi bir hamlede okumuyorum” dedi. Muaz da “Ben gecenin başında uyuyorum, uykumu aldıktan sonra uyanıyorum ve Allah’ın kitabını okuyacağım kadar okuyorum” dedi. Veda Haccına katılan Ebu Musa (ra) Medine’ye yerleşti. Hz. Ömer (ra) döneminde Hadramut’a gitti. Orada emirlik yaptı, ancak Irak’ın fethine çıkan İslam ordusuna katılmak için emirliği bırakıp orduya katıldı. Nusaybin’in fethine katıldı ve burayı ele geçirdi. (Taberi, Tarih, 2506) Hz. Ömer daha sonra onu Basra Valisi olarak atadı. Hz. Ömer (ra) Basra’ya vali olarak gönderince Basra’da halkı toplayarak şöyle bir konuşma yaptı: “Ey Basralılar! Emire’l-Mü’minîn Ömer b. Hattab (ra) beni sizlere Rabbimizin kitabını, peygamberimizin (sav) sünnetini öğretmek ve yollarınızı temizlemek, sizi dosdoğru yolda yürütmek üzere gönderdi” dedi. Gerçekten de Kur’an ve Sünneti halka öğretmek hususunda çok gayret gösterdi ve pek çok hafız ve fakih yetiştirdi. Basra onunla bir “İlim ve Fıkıh Okulu” haline geldi. Hasen-i Basri (ra) onun için “Basra halkı için ondan daha hayırlı bir yolcu gelmedi” diyecekti. Valiliğin ilk yıllarında Menâzır ve Susi illerini fethetti. Hürmüz’ün askerlerini yendi ve Suster’de karşılaştı. Muharebeyi Müslümanlar kazandı. Hürmüzanı esir aldı ve Hz. Ömer’e gönderdi. Süster’den sonra Cundi Sabur ve Huzistanı ele geçirdi. Bu beldeleri emin birer belde haline getirdi. Hz. Ömer (ra) Ebu Musa’yı (ra) Kûfe valisi atadı. Daha sonra Basra valiliğine döndü. Isfahan’ın fethine yardımcı oldu. Basra’nın su problemini halletmek için “Ebu Musa Kanalı” adı verilen su kanalını inşa ettirdi. Hz. Ömer’in şehit edilmesinden sonra bir müddet daha Basra valiliği yaptı. Hz. Osman (ra) onu tekrar Kûfe’ye vali olarak atadı. Kûfe çok karışık, fitne ve fesat şehri idi. Hz. Osman’ın şehadetinden sonra Hz. Ali (ra) Kûfe’de bulunan Ebu Musa’dan (ra) yardım istedi. Bunun için oğlu Hasan’ı (ra) gönderdi. Ebu Musa (ra) Hz. Hasan’a nasihat etti ve “peygamberimiz (sav) ‘Bir zaman gelecek fitne kopacak, fitne zamanında oturan ayakta durandan, ayakta duran yürüyenden daha hayırlıdır’ buyurdular” diye yardım etmedi. Ammar b. Yasir (ra) onu yardıma gidince aynı şeyi ona da söyledi. Bunun üzerine Ammar (ra) “Bu hadisi yalnız Ebu Musa biliyor” diyince “Fitne çok fena bir şeydir. Fitne karnı aç, haris ve obur bir canavardır. Ben size diyorum ki kılıçlarınızı kınınıza sokunuz. Evlerinize çekiliniz. Biliniz ki, ben sizin iyiliğiniz için konuşuyorum. Bana uyarsanız hem dininizi hem dünyanızı kurtarırsınız” dedi ve Hz. Ali’ye (ra) yardım etmeyeceğini söyledi. Bu nedenle Hz. Ali (ra) onu görevinden aldı. Kâfirlere karşı ne kadar şiddetli ise Müslümanlara karşı son derece merhametliydi. Bu nedenle Hz. Ali (ra) ile Hz. Muaviye (ra) arasındaki savaşta tarafsız kalmış ikisine de karışmamıştı. Barışı çok arzu ettiği için ne pahasına olursa olsun barışı düşündüğü için hak ve haksızlığı, hile ve tuzağı göremedi ve kurnazlar onun bu halinden istifade ederken haklılar onun saflığından büyük zarar gördüler ve bu Müslümanlığa çok pahalıya patladı. Ebu Musa (ra) Hz. Ali (ra) ordusundaki talebeleri ve taraftarları sayesinde Hz. Ali’yi (ra) temsilen hakem seçilmişti; ama o sanki “tarafsızlık” adına üçüncü tarafı temsil ettiği hissini verdiği için Hz. Muaviye (ra) onu aldatarak tuzağa düşürmüştür. Aldatıldığını anlayan Hz. Ebu Musa (ra) mahcubiyetinden Mekke’ye gitti ve vefatına kadar Kâbe’nin yanından ayrılmadı ve topluma karışmadı. (İbnü’l-Esir, Üsdü’l-Gabe, 2:30, 235, 245) Ebu Musa (ra) peygamberimizin (sav) kendisine güvendiği seçkin bir sahabeydi. Peygamberimiz (sav) onu Muaz b. Cebel (ra) ile Yemen’e gönderdi. Hz. Ömer (ra) onu Basra valisi yaptı ve Hz. Osman (ra) Kûfe valisi yapmıştı. Sıcak günlerde oruç tutmayı severdi ve “Umulur ki kıyamette kana kana içilen bir pınar olur” diyordu. Hastalığında feryat eden hanımını peygamberimizin (sav) sesli ağlamayı yasakladığını ifade ederek susturur (Müslim, 1:18-19) “Cenazemi süratle kabre götürün, peşimden de kimse gelmesin, mezarıma vücudumla toprak arasına bir şey koymayın, kabrimin üzerini de açık bırakın, türbe yapmayın, kadınlardan sesli ağlayanları uzaklaştırın” dedi. (Müsned-i Ahmed, 4:397) H. 44 sensinde Mekke’de vefat etti. Vefat ederken “Allahümme ente’s-Selam ve minke’s-Selam” diyerek ruhunu teslim etti. (Zehebi, Tezkiretü’l-Huffaz, 1:21) Ebu Musa (ra) valilik yaptığı halde fakirlik içinde yaşamıştır. (İbnü’l-Esir, Kamil, 3: 143) Kur’an ilminin yaygınlaşmasında ve ilme teşvik konusunda büyük hizmetleri olmuştur. Bizzat peygamberimiz (sav) fetva verme konusunda kendisine yetki, yani icazet verdiği mervidir. (Tezkiretü’l-Huffaz, 1:21) Sesi çok güzeldi ve Kur’an okuduğu zaman herkes büyülenmiş gibi onu dinlerdi. Bizzat peygamberimiz (sav) ondan Kur’an dinlemiştir. (İbn-i Saad, Tabakat, 4:1, 80) Ayrıca peygamberimizden (sav) 360 hadis rivayet etmiştir, Buhari ve Müslim ittifakla kendisinden 50 hadis kitaplarına almışlardır. Hayatında züht ve takvayı esas almış ve peygamberimizin (sav) bu yönünü kendisine örnek almıştır. Hiçbir zaman mala ve mülke değer vermemiştir. En çok hayâ ve temizliğe önem vermiştir. “Hayâ imandandır” hadisinin ravisi odur. (Müsned-i Ahmedi 4:415) Ebu Musa el-Eş’ari (ra) dahili ihtilaflara ve mücadelelere karışmamıştır. Bu nedenle gerek Cemel, gerek Sıffın’de tarafsız davranmış bu nedenle kendisine sevenleri ve talebeleri tarafından ısrarla “Hakem” rolü verilmiş, ancak “hak karşısında bi-taraf olan bî-tafaf olur ve şıkk-ı muhalifi iltizam etmiş olur” kuralı gereği yanılmış ve siyasi meselelerden bî-haber olduğu için tuzağa düşmüş ve aldatılmıştır. Bu mahcubiyetini de ömür boyu inzivaya çekilerek gidermeye çalışmış ve topluma çıkmamıştır. Etiketler: Ebu Musa el-Eşari Mekke Medine Basra Yemen Muaz b. Cebel Hz. Ömer Hz. Ali |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|