Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Din arrow İmanda Terakki ve Tekamül
Advertisement
İmanda Terakki ve Tekamül PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 14 Mayıs 2012
M. Ali KAYA
İman insanın yaratılış amacı ve ibadetin kapısıdır. İman olmazsa Allah bilinmez, Allah bilinmeyince Allah’a itaat ve ibadet olmaz. Bediüzzaman “Kâinatta en yüksek hakikat imandır; imandan sonra namazdır” (Tarihçe-i Hayat, 2006, s.226) buyurur.  Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Ey iman edenler! Allah’a ve Resulüne iman ediniz…” (Nisa, 4:136) ferman eder. Yüce Allah’ın iman edenlere “İman edin” ferman etmesi, imanın bir defa “İnandım” demekle tamam olan bir ibadet olmadığını, devamlı olarak imanı yenileme ve imanı takviye etme ve imanı artırma gereğine işarettir.

“Ben cinleri ve insanları beni tanısınlar, bana iman ve ibadet etsinler diye yarattım” (Zariyat, 51:56) buyuran yüce Allah ibadetin öncelikli olarak imanla başlayacağını ifade etmiştir. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Ayetü’l-Kübra” isimli risalenin başında bu ayeti izah ederken “İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi kâinatın yaratıcısını tanımak ve ona iman edip ibadet etmektir. Ve o insanın vazife-i fıtratı ve fariza-i zimmeti, marifetullah ve iman-ı billahtır. Ve iz’an ve yakîn ile vücudunu ve vahdetini tasdik etmektir” (Şualar, 2005, s.166) demektedir.

Bir başka ayette yüce Allah tüm insanlığa hitap ederek “Ey insanlar! Sizi yaratan Rabbinize ibadet edin!” (Bakara, 2:21) Bu ayette insanların tümüne ibadet emredilmesinin anlamı kafire, münafığa ve mü’mine göre değişmektedir. Bu ayetteki “İbadet ediniz” emri, kafire “İman etmeye” münafığa ihlasla ibadet etmeye, mü’mine ise ibadete devam ve sebat etmeye emirdir. Mü’mine nazaran ibadetin arttırılmasına, kâfire göre ibadetin şartı olan iman ve tevhidle iman etmeye, münafıklara göre ihlasa emirdir. (İşatatü’l-İ’câz,2006, s.244)

 “İman bir defa yapılan bir ibadet değil midir?” şeklinde bir suale islam bilginleri “İman ediniz” emrinin özünde “inancın korunması, devamlılığı, takviyesi ve inkişafı gibi manaları muhtevidir. Bunun için peygamberimiz (sav) “Lâ ilâhe illallah diyerek yenileyiniz” (Müsned-i Ahmed, 2:359) buyurarak imanın devamlı geliştirilmesi gereken bir ibadet olduğunu ifade etmiştir.

İmanın inkişafı Allah’ın ayetlerinin okunması nispetindedir. Kişi Allah’ın ayetlerini gerek kelamından gerekse kudret kelimeleri olan kâinat kitabından okudukça ve tefekkür ettikçe imanı inkişaf eder. Nitekim “Mü’minler o kimselerdir ki Allah’ı zikrettikleri zaman kalpleri korku ve haşyetle titrer. Allah’ın ayetleri okundukça imanları artar” (Enfal, 8:2) buyurur.

İmanın birinci alameti imanın dil ile ikrar edilerek kelime-i şahadetin açıkça söylenmesidir. Bu nedenle “İslamın şartlarından birincisidir.” İkinci alameti ise hakkı ve imanı müdafaa etmektir. Üçüncü alameti küfre ve kâfire düşmanlık etmektir. İman eden birinin en büyük düşmanı “Şeytan ve Nefis”tir. Sonra Allah’ın düşmanlarıdır. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Kim tağutu ret ve inkar edip Allah’a iman ederse sağlam kopmaz bir ipe yapışmıştır” (Bakara, 2:256) buyurarak imanın ancak şeytana ve Allah’ın düşmanlarına düşman olmakla sahih olacağını belirtir. Bu nedenle imanın alametlerinden birisi de küfre, kâfire ve şeytana düşman olmaktır.

İbadet, ahlak, muamelat ve hukukun temel kaynağı imandır. İmansız ibadet ve itaatin hiçbir değeri yoktur. İbadet iman şartına bağlıdır. Mükellef üzerine ilk vacip olan şey imandır. Bu nedenle iman en büyük ibadettir. Her ibadetin kaynağı ve her kemâlin dayanağı imandır. (Umdetu’l-Kâri, 1:119; Mehmet Sofuoğlu, Buhari Tercümesi, 1:160)

İman delillerle ve imana bağlı olan amellerle güçlenir ve kuvvetlenir. Kalb ile tasdik imanın en alt mertebesidir. Kalb ile tasdik eden mü’mindir. Kalb ile tasdik edip diliyle ikrar eden kimse de hem kalben hem de zahiren mü’mindir ve göyle bir kimseye mü’min muamelesi yapılır. İmanla beraber amel edenler ise kâmil bir imana sahip sayılırlar. Bu nedenle kâmil bir iman “kalb ile tasdik, dil ile ikrar ve erkânı ile amel etmektir” denilmiştir.

İmanın kemali şöyle anlaşılır ki: Bir müftüye de âlim denir, bir müçtehide de, ama aralarında büyük farklar vardır. Yine bir ere de asker denir bir mareşale de ama aralarında büyük mertebe farkı vardır. Yine bir çocuğa da erkek denir, elli yaşındaki bir olgun insana da; ama aralarında büyük bir yaş farkı vardır. Bunun gibi kalben inanan birine de mü’min denir bir müçtehit âlime de ama aralarında çok geniş ve büyük bir mesafe vardır. İmanda da böyle mertebeler vardır. Buradaki fark yakîn mertebelerinden kaynaklanmaktadır.

Kalbin tatmini ve aklın iknası imansızlıktan değil, imanın kemalindendir. Nitekim İbrahim (as) Yüce Allah’a “Ölüleri nasıl diriltirsin?” diye sorar. Yüce Allah “İnanmıyor musun?” buyurur. İbrahim (as) “Kalbimin tatmin olması için” (Bakara, 2:260) der. Evet, “haber almak görmek gibi değildir.” Musa’ya (as) Yüce Allah Tur dağında ümmetinin puta tapmaya başladığını haber verdi. Musa (as) buna inandı, ama gelip kavminin puta taptığını görünce elindeki Tevrat levhalarını hemen bıraktı ve kavmine koştu ve onları azarladı. Bu nedenle gayb, duygu, bedahet, Şuhut ve istidlal arasında büyük farklar vardır.

İmanın artması demek yakîn bakımından zayıflaması ve kuvvetlenmesi anlamına gelmektedir. Zira imanın ilme’l-yakîn, ayne’l-yakîn ve hakka’l-yakîn gibi mertebeleri vardır. İlme’l-yakîn mertebesi ilim arttıkça artar. Ayne’l-yakîn ise “müşâhede” makamıdır. Bunun da binler mertebesi vardır. Müşahede arttıkça imanın bu mertebesinde terakki ve tekâmül de artmaya devam eder. Hakka’l-yakîn mertebesi ise peygamberimizin (sav) miraçta elde ettiği mertebedir. Mü’minler bu mertbede terakki ve tekâmüle ahirtte ve cennette devam edeceklerdir.

Etiketler:  İmanın Artması İman Etmek İmanda Terakki ve Tekamül Yakîn İlmel Yakin Aynel Yakin Hakkal Yakin
 
< Önceki   Sonraki >

Asırların Rehberleri: Mücedditler

Hz. İsa ve Günümüz İsevileri

CİHAD

Din, Akıl ve İslam

CUMHURİYETİN MANEVİ TEMELLERİ