| İmanın Amele Yansıması |
|
|
|
| Cumartesi, 09 Nisan 2011 | |
|
İyi ve hayırlı amelin, işin ve eylemin ölçüsü Allah’ın emrine, peygamberin sünnetine ve akla uygun olması, toplum tarafından da iyi olarak görülüp benimsenmesidir. Kötü ve şerli fiiller de bunun zıddı olandır. Her şeyi yaratan Allah’tır; ancak Allah’ın kulun hür iradesi ile işlediği amellerinde hayra rızası vardır, ama şerre rızası yoktur. Yüce Allah “Hanginiz daha güzel amel işleyeceksiniz diye denemek için hayatı ve ölümü yaratmıştır.” “Her canlı ölümü tadacaktır. Biz insanları hayır ve şerle deneriz, sonuçta bizim huzurumuza gelirsiniz ve biz de sizin hesabınızı görürüz” buyurmaktadır. Bu ayetler bize dünyanın bir sınama, sınav ve imtihan yeri olduğunu ve insanın ameline göre sınanıp ceza ve mükâfatı hak edeceğini beyan etmektedir. Allah insandan imandan sonra amel istemektedir. “İman edenler ve salih amel işleyenler” buyurarak salih amelin ancak imanla insana fayda vereceğini açıkça ifade eder. İmanlı bir insanın dünyada yaptığı amellerine göre de ahirette mükâfat ve ceza verecektir. Ameller imana ve niyete göre değer kazanır. Niyet Allah rızası olmalıdır. Bu da ancak imanla beraber olur ve imanın kuvvetine göre niyet de amel de ihlâslı yapılır. İhlâs ise bir işin ve ibadetin ancak emredildiği için yapılması ve başka bir beklenti içinde olunmamasıdır. Peygamberimiz (sav) “Biriniz güzel bir amel işlediği zaman Allah ona on katından yedi yüz misline kadar sevap verir. İşlediği kötülükler ise misli ile yazılır” buyurmuşlardır. Bu da yine imana, yani inanmaya bağlıdır. Kişi Allah’ın yaptığı hayırlı ameline yedi yüze kadar sevap vereceğine inanmasa bu durumda mükâfatı da hak etmez. Peygamberimiz (sav) Allah’ın sevgisini ve rızasını kişiye kazandıracak olan hayırlı iş ve amellerin sadece emredilen ve yasaklanan şeylerden ibaret olmadığını, kişinin gerek kendisine gerekse topluma ve insanlığa hayırlı olan her nevi eylemi kapsadığını şu hadisi ile anlatmıştır. “İyilik güzel ahlaktır. Kötülük ise kalbini ve vicdanını rahatsız eden ve insanların görmesinden sıkıldığın ve bilmelerini istemediğin işlerindir.” Böylece insanın bütün eylemleri imanla ve iyi niyetle ibadet olmakta ve kişiye insanların sevgisi yanında Allah’ın rızasını da kazandırmaktadır. Peygamberimiz (sav) “Nerede olursan ol Allah’tan kork. Yaptığın bir kötülükten sonra hemen bir iyilik yap ki o kötülüğü silsin. İnsanlara güzel davranın ki Allah’ın rızasını kazanasınız” buyurmuşlardır. Bu hadislerden anlıyoruz ki iman insanı amele yönlendirir. Amelin Allah katında değer kazanması ise imana bağlıdır. Bu nedenle önce iman bilgisi sonra amel bilgisi verilmelidir. Ta ki eylemlerimizin tamamı Allah’ın razı olacağı şekilde öğrenci üzerinde etkili olabilsin. Talebe sadece öğretmeninden geçer not alabilmek için çalışması ile çalışmasının sadece notla değerlendirilen bir eylem olmadığı, kendisine Allah’ın rızasını ve ahiret hayatında mükâfatı da kazandıran bir eylem ve fiil olduğu şuurunda çalışırsa elbette daha verimli çalışacaktır. Bu durumda hem okulunu, hem de dersini daha çok sevecektir. Yüce Allah insanlığa peygamberleri ve kitapları aracılığı ile “İman Dersi” verdi. İnsanları iman ile yükümlü tuttu. İnsanlar inandıkları gibi düşünürler, düşündükleri gibi davranırlar. İman düşünceyi, düşünce de fiili ve ameli etkiler. Böylece iman hayata yansır. Bu nedenle insanların inançlarını düzeltmekle işe başlamak gerekir. Öğrencilere de “din kültürü” ve “din eğitimi” verilecekse öncelikli olarak “iman bilgisi” ve “iman eğitimi” vermek gerekir. Etiketler: Amel İbadet İmanın Amele Yansıması Niyet Hayır Şer İman Dersi İyilik |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|