|
Çarşamba, 01 Şubat 2012 |
M. Ali KAYA
Kalb Allah’ın parmakları arasındadır ve devamlı olarak değişir. Bu değişim kişinin iradesi ve isteği doğrultusunda olur. Burada da insanın özgür iradesi söz konusudur. Kalbde şeytani ve melekî hasletlerin galib olması ve şeytanın ve meleğin sesine kulak vermesi insanın iradesinin eseridir. Yüce Allah “ Biz ona takvayı da fücuru da ilham ettik” (Şems, 91:8) ayetine göre kalbi bir üfleme merkezi yaparak insanı imtihana tabi tutmasını, şeytanı ve meleği kalp telefonuna hayrı ve şerri üfleyen birer vasıta yapması hep imtihanın gereğidir. Yüce Allah bununla “İyiye yönelerek hayrı yapanı tezkiye ederek temizleyip kurtarırken, kötüye meyleden ve bunu işleyeni de hasarete düşürerek pişman etmektedir.” (Şems, 91:9–10)
Allah’ın parmakları demek Allah’ın hayır ve şer iradesi demektir. Allah’ın bu iradesi şeytan ve melek şeklinde tecelli eder. Kişinin taat ve masiyeti kalb hazinesinden gaybdan şuhuda çıkar ve insan hayır ve şerre meylederek sağdan sola, soldan sağa döner durur. Burada insanın karşısına aklı, bilgisi ve iradesi çıkar. İmanı kuvvetli ve bilgisi sağlam ise onu şerden ve şeytandan korur. Yoksa şeytana aldanır. Nefis zaten bedenî zevklere meyyaldir ve daima bunu ister. Nefsi bu bedenî zevklerden koruyan imanı, haram ve helal bilgisi, Allah korkusudur. Kalp bütün bu mücadelelerin yapıldığı bir muharebe meydanıdır. Burada melekî hasletler şeytanî duygulara galip gelirse kişiyi hayra yönlendirir, aksi olursa şerre yönlendirir. Etiketler: Kalb Hayır Şer İrade Takva Fücur Ezel Ebed Kader Zaman İlham |
|
Devamını oku...
|
|
|
Çarşamba, 25 Ocak 2012 |
|
M. Ali KAYA
Hz. Abbas (ra) Haşimiler’le beraber cenazeyi duyup gelenleri ağırlamak ve taziyelerini kabul etmekle meşguldü. Hz. Ali (ra) ise Fadl b. Abbas (ra) ile beraber peygamberimizin (sav) yıkanması ve kefenlenmesi ile meşgul oluyorlardı. Sahabelerin ileri gelenleri ise Beni Sa’dın avlusunda toplanmışlar durum müzakeresinde bulunuyorlardı.
Hazrecli’lerin reisi Sa’d b. Ubade (ra) konuşmaya başladı: “Ey Ensar! Sizin faziletiniz kimsede yoktur. Allah’ın peygamberi Hz. Muhammed’i (sav) kendi kavmi ve kabilesi kabul etmedi. Onların pek azı imanı kabul ettiler. Allah sizi İslam ile şereflendirdi. Muhacirleri korumak, dini yüceltmek için cihat etmek sizlere müyesser oldu. Bu din sizinle yayıldı. Araplar sizin kılıçlarınıza boyun eğdi. Resul-i Ekrem (sav) sizden razı olduğu halde vefat etti. Bu nedenle şimdi emirlik sizin hakkınızdır” dedi. Bunun üzerine Ensar’dan bazıları “Allah sizi muvaffak etsin, peygamberden sonra seni seçer, sana uyarız” dediler.
Evsliler aralarında “Hazrecliler reis olurlarsa bize söz hakkı vermezler ve tahakküm ederler” diye konuşmaya başladılar. Çünkü aralarında eskiden beri gelen bir rekabet vardı. Ancak peygamberimizin (sav) Medine’ye gelmesi ve İslam ile şereflenmelerinden sonra kardeş olmuşlardı. Etiketler: Hz. Ebubekir Hz. Ömer Hz. Ali Hz. Ebu Ubeyde Haşimiler Hilafet Hazrec Evs Ebu Süfyan |
|
Devamını oku...
|
|
|
Çarşamba, 25 Ocak 2012 |
|
M. Ali KAYA
Hz. Ebubekir (ra) hemen icraata başladı. İlk olarak Üsame ordusunun Suriye’ye gönderilmesi meselesi vardı. Peygamberimiz (sav) Hz. Üsame’yi ordu komutanı tayin etmişti. Peygamberimiz (sav) vefat edince ordu bir günlük mesafede konaklayarak peygamberimizin (sav) namazını kıldılar.
1.8.1 Üsame Ordusunun Suriye’ye Gönderilmesi:
Cenazenin defin işlemi tamamlandıktan sonra Ensar’ın ileri gelenleri Hz. Ebubekir’in (ra) yanına geldiler. “Üsame genç ve tecrübesizdir; onun yerine kıdemli ve harb sanatında tecrübeli bir sahabeyi görevlendirelim” dediler. Hz. Ebubekir (ra) buna şiddetle karşı çıktı. “Resulullah’ın görevlendirdiği birisini ben nasıl azlederim?” dedi. Sancağı Beride’ye verdi, ordunun önüne koydu, Hz. Üsame’yi ata bindirdi ve kendisi arkasından yaya yürüdü. Hz. Üsame (ra) “Yâ siz de binin, ya da ben de ineyim” dedi. Hz. Ebubekir (ra) “Ne sen in, ne de ben bineyim. Allah yolunda benim de ayaklarım tozlansa ne olur?” dedi. Bir müddet ordu ile yürüdü. Sonra Üsameye şöyle dedi:
“Allah selâmet versin. Git ve Resulullah (sav) size ne emretmiş ise onu yap ve ona göre hareket et!” dedi. Peygamberimiz (sav) Hz. Ömer’i (ra) Üsamenin emrine vermişti. Hz. Ebubekir (ra) Üsame’ye “Şayet uygun görürsen Ömer’i bana yardım etmek üzere benim yanımda bırak” dedi. Üsame razı oldu ve Hz. Ömer (ra) Ebubekir’in yanında bıraktı. Hz. Ebubekir (ra) Ömer (ra) ile Medine’ye döndü. Etiketler: Hz. Ebubekir Hz. Ömer Hz. Ali Kuranın Toplanması Yemame Savaşı Usamenin Ordusu İrtidat olayları |
|
Devamını oku...
|
|
|
Salı, 17 Ocak 2012 |
|
M. Ali KAYA
Yemen eşrafından olan Ebu Musa el-Eş’âri (ra) Mekke’de tevhidi ders veren ve Allah’ın kitabına insanları davet eden ve güzel ahlakı emreden bir peygamber çıktığını duyar duymaz hemen Mekke’ye gelerek peygamberimizin (sav) önünde diz çöktü. Ondan iman ve hidayet dersi aldı ve memleketine döndü. Hayber’in fethinden sonra Medine’ye gelerek peygamberimizin (sav) yanında yer aldı. Ebu Musa (ra) Yemenden tek başına dönmemiş, yanında elli kişi daha getirmişti. Peygamberimiz (sav) bu heyete “Eş’arîler” adını verdi. Onlar yufka yürekli ve barışçı insanlardı. Savaş zamanında cesur birer asker ve komutan, barış zamanında ise son derece barışmaya yatkın ve sakin idiler.
Kur’an ve Sünnetteki maharetinden ve fıkha olan düşkünlüğünden dolayı peygamberimiz (sav) onu kadılarla beraber zikretmiş ve “Bu ümmetin kadıları dörttür. Ömer, Ali, Ebu Musa ve Zeyd b. Sabit” buyurmuşlardır. Bununla beraber temiz kalpli ve saftı, temiz bir fıtrata sahipti. Allah için kendisini aldatana aldanırdı. İnsanlara güveni çoktu. Bunu ihlas ve samimiyetinden alıyordu. Onun bütün sözleri “İhlas” ile tamamlanıyordu. Bununla beraber atılgandı ve yiğitti. Savaştan kaçınmazdı. Peygamberimiz (sav) onun için “Yiğitlerin efendisi Ebu Musa’dır” buyurmuşlardı. Etiketler: Ebu Musa el-Eşari Mekke Medine Basra Yemen Muaz b. Cebel Hz. Ömer Hz. Ali |
|
Devamını oku...
|
|
|
Salı, 17 Ocak 2012 |
|
M. Ali KAYA
Mısır Fatihi Amr b. Âs (ra) Mekke eşrafının ileri gelenlerindendir. Kureş kabilesinin Sehm koluna mensuptu. Müslüman olmadan önce Mekke’nin ticari ve siyasi hayatında önemli bir mevkiye sahipti. Habeş hükümdarı Necaşi onun samimi bir dostuydu. Aynı şekilde Yemen, Bizans ve İran’da yüksek mevkilerde ve tüccarlardan samimi dostları vardı. Mekke müşrikleri Habeş’e hicret eden Müslümanları geri istemek için onu görevlendirmiş ve elçi olarak Necaşi’ye göndermişlerdi.
Cahiliye döneminde peygamberimize (sav) karşı Halid b. Velid (ra) ile mücadele edenlerin içinde yerlerini almışlardı. Öyle ki peygamberimiz (sav) onlara beddua edeceği zaman yüce Allah peygamberimizi (sav) ikaz etti ve “ Ey Habibim, senin elinde bir şey yoktur. Onlar her ne kadar zalim olup sana zulüm de etseler sabretmeli ve dayanmalısın. Ya onlar tövbe ederler Allah da onların tövbesini kabul eder, dilerse de onlara azap eder. Yerde ve göklerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Allah rahimdir, gafurdur dilediğine azap eder, dilediğini de mağfiret eder” (Âl-i İmran, 3128-129) buyurdu. Peygamberimiz (sav) de onlara beddua etmekten vazgeçti ve onların durumlarını Allah’a havale etti. Etiketler: Mısır Fatihi Amr b. As Hz. Ömer Mekke Halid b. Velid Habeşistan Medine Kudüs |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 215 |