| İNSAN FITRATEN DİNDARDIR |
|
|
|
| Çarşamba, 02 Nisan 2008 | |
|
M. Ali KAYA Yaratıcı kâinatı varlığına ve birliğine delil olsun için kainatı yaratmıştır. İnsanı da bunu aklı ile idrak ederek im
an etsin diye yaratmıştır. İnsan fıtratına da hakkı arama ve gerçeği bulma duygusunu yerleştirmiştir ki buna dindarlık denilmektedir. İnsan aklı ve kalbi ile hakkı ve gerçeği arar, bulduğu zaman da onu hem sever, hem de aklen ve ruhen huzura erer. Bunun için insan fıtraten dindardır. Din, ise kutsal ve üstün bir varlığa inanmak demektir. Her insan kendisinden üstün olana hayranlık duyar. Bu hayranlık bazen sevgiye ve aşka dönüşebilir. Bundan dolayı bazı günlere de kutsiyet verir. “Sevgililer Günü” der o günü kutlamaya çalışır. Çeşitli mekanlara kutsiyet verir. Liderin kabri der, mekanı der o mekanları kutsar. Böylece kula kul olur. Dine afyon diyen Karl Mark’sın kabrine kutsiyet izafe edilerek doğumu ve ölümü kutlanmıyor mu? Kitabına kutsal bir kitap gibi sahip çıkılmıyor mu? Peygamberimiz (sav) “Bir zaman gelecek insanlar dinlerini para, kıblelerini kadın yapacaklar” buyurmuşlardır. Yani kişi dinini bırakır bunlar için çalışır. İnsan fıtraten yaratıcısı olan Allah’ı ve dinini sevmesi gerekirken yanlış olarak bu sevgisini kadına ve paraya çevirerek bunlarla mutlu olmaya çalışır demektir. Allah’ın ve dinin yerine ikame edilen her şey şirktir. Komünist ülkeler kendi inançları olan komünizmi çok iyi öğretmeye çalışıyorlar. İdeolojik devletler de kendi ideolojilerini eğitim kurumları sayesinde çok iyi öğretmeye çalıştığı görülmektedir. Bunu eğitimlerinin hedefi haline getirmişlerdir. Türkiye’de Atatürkçülüğü öğretmeye alıştıkları gibi.. Din fıtratın gereği olduğu için, dini reddeden rejimler din yerine kendi ideolojilerini din gibi kutsayarak öğretmeyi amaç edinmişlerdir ki rejimlerini devam ettirsinler. Bunun için din yerine rejimlerini ikame etmişlerdir. Eğitim, bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla ve amaçlı olarak istenen değişiklikleri meydana getirme sürecidir. Öğretim, bireye bilgi yükleme olayıdır. Eğitim, bu bilgiye göre davranış değişimi yapmaktır. Din, 20. asrın sonunda yükselen bir değerdir. Çünkü inançsız ilim de, medeniyette insana huzur ve saadet getirmemiştir. Problemleri çözmek bir tarafa, çoğaltmıştır. Din ise, insanlığın manevi cephesini tamamen aydınlattığı için ona huzur vermektedir. Onun için bugün de din ön plana çıkmıştır. Bilgi çağında gerçek ruhi ve metafizik bilgileri içeren, insanın ruhunu, geçmişini ve geleceğini aydınlatan dinin önemi daha da ön plana çıkmıştır. Bugün ülkemizde “laik - antilaik” gerilimi, “rejime yönelik irtica tehlikesi” “demokrasi kültürünün üretilmemiş olması”, hep din alanındaki ciddi boşluktan kaynaklanmaktadır. Çünkü Türkiye maalesef “dindar aydını” yetiştirememiştir. Dindar insanları da, potansiyel mürteci, rejime karşı düşman olarak görmüştür. Eğitimin evrensel/beynelmilel prensiplerini ve amaçlarını gerçekleştirmesi doğru bir din anlayışına bağlıdır. Çünkü, insanın kendini tanıması ve anlaması, doğru düşünmesi, bilinçli davranış geliştirmesi, yeteneklerini en iyi şekilde geliştirmesi, üretkenliğin artırılması, insanın sosyalleşmesi, geçmişin bilgi ve kültürünü ileriye aktarması gibi, eğitimin hedefi ve amacı olan kavramlar hep din ve din eğitimi sayesinde olabilir. İnsan daima kendisini yenileme ve inşa etme, dolayısıyla terakki etme durumunda olan bir varlıktır. Bu ise, hür irade ve aklı gerektirir. Kendi varlığının farkında olmayan, hür iradesini kullanamayan ve hayatın anlamını bilmeyen, dolayısıyla doğru düşünemeyen insanların, kendilerini yetiştirip geliştirmesi mümkün değildir. İnsan, toplumsal bir varlık olduğuna göre, toplumu görmezlikten gelerek terakki edemez. İnsanın kendisi yaratıcı olmadığına göre, bir yaratıcıya inanmadan da terakkiyi ve tekamülünü sağlayamaz. Din, insanın doğru düşünmesine, kendi varlığının şuurunda olmasına ve hayatın gayesini öğrenmesine, maddi, manevi terakki etmesine, ciddi olarak katkısı olan bir ilahi kaynaktır. Eğitim, hayatın anlam ve amacını anlamaya, yaşamaya, hayatı için en doğru yolu bulmaya yönelik bir faaliyet olmalıdır. Din de, eğitim de insanın kendisini anlamasına yardımcı olur. Din, temel hak ve hürriyetlerin de farkında olmasını temin eden temel haktır. Bunun için tarih boyunca diktatörler dini istedikleri gibi yönlendirmeyi amaçlamışlar, bunu temin edemeyince de dine düşman olmuş, dindarları ezmişlerdir. Din tarih bilincinin oluşmasını ve gelişmesini de temin eder. Dinin temelinde “insan sevgisi” vardır. Bundan dolayı Rahman ve Rahim olan Allah tarafından “Alemlere rahmet olarak” gönderilmiştir. Bunun için nefsi gemlemeyi, şeytanla mücadeleyi emretmiş, insanı cehennemin dehşetli azabından korumayı amaçlamıştır. Bütün bunlardan dolayı, devletimiz dine önem vermelidir. İlköğretim okullarının birinci sınıfından itibaren haftada en az üç saat “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” dersi okutulmalıdır. 6.-7.-8. sınıflarda ise seçmeli “Kur’an-ı Kerim” dersi konulmalı ve meali ile birlikte okutulmalıdır. Bu durumda, herkes dini bilgiye sahip olur ve din istismarı önlenir, devlet -millet kaynaşması olur, eğitim, amacına uygun hale gelir. Çünkü eğitimin temel üç amacı vardır: Bilgilendirmek, eğitmek, meslek ve sanat eğitimi vermek, ahlak ve karakter eğitimi vermek. Özetleyecek olursak, sağlıklı ve mutlu insan, kendisiyle, dini ile ve toplumu ile barışık insandır. Bu, iyi bir eğitimle olur. İyi eğitim ise, dinin eğitim içinde bulunduğu eğitimdir. Etiketler: İnsan Dindar Eğitim Din Lâik Antilâik |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|