| İNSANLAR VE İNANÇLAR |
|
|
|
| Pazartesi, 04 Şubat 2008 | |
|
M. Ali KAYA
Yüce Allah insanları dört sınıfa ayırmıştır. Bunlar inananlar, inanmayanlar, yarı inananlar ve inanmış gibi gözükenlerdir. İnananlar mü’minlerdir. Bunlar Allah’tan gelen ve peygamberin Allah katından getirdiği her şeyin hak ve hakikat olduğuna tereddütsüz inanmışlar ve inançlarının gereği olarak da Allah korkusunu kalplerine yerleştirmişlerdir. Bunun için de farzları yapar, haramlardan kaçar, peygamberin (sav) sünnetine de ellerinden geldikleri kadar uymaya çalışarak hayatlarını devam ettirirler.İnanmayanlar ise kâfirlerdir. Bunlar ne peygambere ve ne de peygamberin Allah katından getirdiklerine inanmazlar. Bunun için peygamberi ve davasına inananları yok etmek için ellerinden geleni yaparlar. Bununla beraber peygamberin getirdiği hayat prensiplerine de akıllarına uyduğu, kendilerine fayda verdiği ve güzel olduğu için uymakta ve uygulamakta beis ve kötülük görmezler. Peygamberin ilmini alırlar; ancak bunun Allah katından geldiğini kabul etmezler. Peygamberi de ahlaklı, faziletli ve akıllı biri olarak kabul ederler. Yarı inananlar ise “Ehl-i Kitap”tır. Bunlar son peygambere ve kitabına inanmazlar ancak kendilerinin tabi olduğu peygamberi, kitabı ve ondan öncekileri kabul ederler. Ancak onlar hak ve hakikati anlamayan, iman ve tevhit davasını bilmeyen, akıllarına göre de kendi ellerinde bulunan kitabı yorumlayarak ve değiştirerek bir gelenek oluşturmuşlardır. Bu geleneği bozan her şeye karşı çıkmışlardır. Kendi beklentilerine uygun olmadığı için kendilerinden sonra gelen peygamberi ve kitabı kabul etmezler. Bunun için onların imanı yarımdır.
İnanmış gibi görünenler ise münafıklardır. Bunlar dünya menfaatini birinci plana aldıkları için her şeyi menfaatin aracı olarak görürler. Dini de araç olarak görür ve inananların yanına geldikleri zamana inanmış gibi görünürler. Hatta daha da ileri giderek dini ve imanı kimseye bırakmaz ve gerçekten kalplerinde imanı olanları itham ederler. İnananların kusurlarını ortaya çıkararak kendilerinin daha iyi inanmış olduklarını ispata kalkışırlar. İnanmayanların yanına gittikleri zaman da inanmadıklarını söylerler ve “biz inananlarla alay ediyoruz” derler. Orada da menfaatlerini takip ederler. Allah’ın kitabından ve peygamberin sünnetinden işlerine gelenleri alır, işlerine gelmeyenleri de gizlerler ve istedikleri gibi yorumlayarak istedikleri şekle sokmaya çalışırlar. Yeryüzünde fitne ve fesat çıkarırlar ve “Neden böyle yapıyorsunuz” diyenlere de “Biz ıslah etmek için bunu yapıyoruz” derler. En tehlikeli sınıf bunlardır. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde insanları bu dört sınıfa ayırarak onların vasıflarını biz inananlara haber vermiştir. Bu sınıf içinde en tehlikelisi de inanmadıkları halde inanmış gibi görünen münafıklardır. Kur’ân-ı Kerim münafıklardan çok bahsederek şerlerinden inananları sakındırmaktadır. Bunun birkaç sebebi vardır: Bediüzzaman İşaratü’l-İ’câz isimli eserinde bunları şöyle izah eder. Birincisi: Düşmanın meçhul olursa daha zararlı olur. Aldatıcı olursa daha fesadı daha şedit olur. Dâhilî olursa zararı daha büyük olur. Dâhilî düşman kuvveti dağıtır, cesareti azaltır. Hâricî düşman ise bilakis birliği ve beraberliği güçlendirir, insanların birbirine bağlılığını güçlendirir. Bunun için nifakın cinayeti İslam için çok büyüktür. İkincisi: Münafık, mü’minlerin içinde devamlı bulundukları için yavaş, yavaş ünsiyet kesbeder, iman ile ülfet peyda eder. İmanın hakikatini anlamadıkları için imanı dünya menfaatinin aracı zannederler. Bunun için imanı ve dini değerleri dünya menfaatinin aracı olarak görürler. Münafıklar genellikle ehl-i kitaptan oldukları için bilgileri ve şeytânî zekaları vardır. Bundan dolayı daha hilekâr ve daha desisecidirler. Üçüncüsü: Alay, hile, ikiyi yüzlülük, yalan, riya gibi kötü huylar münafıklarda bulunur ama o derece bu kötü huylar kâfirlerde bulunmaz. Bütün bu sebeplerden dolayı yüce Allah Kur’an-ı Kerimde münafıklar hakkındaki ayetlerini çoğaltmıştır. Etiketler: İnsanlar ve İnançlar İnançlar İman Ehl-i Kİtap İnançsızlar Münafıklar İnsanlar |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|