Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Din arrow Kabir Azabının Sebepleri
Advertisement
Kabir Azabının Sebepleri PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 24 Aralık 2011

M. Ali KAYA
1. Kabre Girenin Göreceği Şeyler:
Ölü kabre götürülürken ruhu cesedinin takip eder. Kendisini kabre götürenleri, dua edenleri, üzerine toprak atanları görür. Geri dönüp gittikleri zaman onların ayak seslerini işitir. Yalnız kalınca “Münker ve Nekir” adında iki melek gelir, iki mübarek arkadaş gibi ölünün cesedinin yanında ruhuna görünürler. (Münziri, Tergib ve Terhib, 4:372) Bu iki melek ölen kişinin ruhuna kabri içinde “Rabbin kimdir?” “Dinin nedir?” “Peygamberin kimdir?” diye sorarlar. Meleklerin dehşetinden ve kabrin darlığından o kişi bu suallere cevap vermekte zorlanır, dili tutulur ve sıkıntısından ne yapacağını bilemez. Birden onun amelleri güzel suretlerde onun yanına gelirler ve meleklere “Biz onun amelleriyiz. Ona sorduğunuz sorulara biz cevap vereceğiz” derler.

Namaz kişinin ayakucunda durur. Oruç baş tarafına geçer, yerini alır. Zekât ve sadakaları önüne geçer. Haccı ve Allah için yaptığı cihadı arkasında yerlerini alırlar. Kur’an-ı Kerim sağında, ilmi solunda durur. Ölen kimse amellerinin bu şekilde en güzel suretlerde temessül ederek yardımına geldiğini görünce çok sevinir, ferahlanır ve endişesi gider. Dili çözülür ve “Rabbim Allah, dinim İslam ve peygamberim rehberim ve şefim Hz Muhammed Mustafa’dır (sav)” diye cevap verir. İki melek bu durumu görünce çok sevinirler. “Sen dünyada iken de böyle idin, artık rahat ol!” derler. Kendisine cennetteki makamı gösterilir, cennetten pencereler açarlar ve kabrini genişletip nurlandırırlar. O da televizyonda güzel manzaralar seyrettiği gibi kabrinde cenneti ve güzelliklerini temaşa etmeye başlar.

Nitekim yüce Allah Kur’ân-ı kerimde şöyle ferman etmiştir. “Ölen kişi mukarrebînden, Allah’a yakın olanlardan ise ona rahatlık, Naîm Cenneti ve güzel rızıklar vardır.” (Vakıa, 56:88-89) Peygamberimiz (sav) bu ve benzeri ayetlerin açıklamasını ve ifade ettiği manaları şöyle izah etmiştir. “Herhangi biriniz ölünce, eğer kendisi cennetlik olanlardan ise, sabah ve akşam cennetteki yeri kendisine gösterilir. Eğer cehennem ehlinden ise kendisine sabah ve akşam cehennemdeki yeri gösterilir, kendisine işte burası senin yerindir, bu durum ta ki kıyamet gününde Allah seni yeniden dirilteceği güne dek böyle sürüp gide¬cektir.” (Müslim, Cennet, H. No:2866) Peygamberimiz (sav) “Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur” (Tirmizi, Kıyamet, 26) buyurur.

Münafıklar ve kafirler ise meleklerin dehşetini gördükleri zaman cevap vermek şöyle dursun dehçetiden ödleri kopar. İmanları olmadığı ve makbul amelleri de bulunmadığı için saçma sapan cevaplar vermek isterler ama bunu da melekler kabule etmezler. Bunun üzerine melekler onları demir sopalarla döverler, kabirlerini daraltır ve cehennemden pencereler açarlar. “İşte sizin ahiretteki yeriniz ve azabınız budur” derler. Bu durum onlara o kadar dehşetli gelir ki, daha cehenneme gitmeden cehennem azabını bedenen hissetmedikleri halde ruhen ve vicdanen daha büyük acı ve ıstırap duyarlar. Pişmanlıkları ve kendilerini kınamaları kendilerine cehennem azabından daha dehşetli gelir. Onlar yüce Allah’ın buyurduğu gibi “Sabah akşam ateşe arz olunurlar.” (Mü’min, 40:46)

2. Kabri Nurlandıran Ameller:
Peygamberimiz (sav) kabir hayatında insanın rahat etmesi için neleri yapması gerektiğini de sahabelerine ve dolayısıyla inananlara anlatmıştır. Nitekim bir hadislerinde “Kim Allah’ın mescitlerini aydınlatırsa Allah da onun kabrini aydınlatır” (Buhari, Salat, 22; Müslim, Salat, 272; Heysemi, Zevâid, 2:15) buyurmuşlardır.

Bir başka hadisinde “Yüce Allah Musa’ya (as) şöyle vahyetti: Hayrı ve iyiliği öğren ve bunları insanlara da öğret. Çünkü ben ilim öğrenen ve öğretenlerin kabirlerini aydınlatacağım ki, orada onlar korkuya kapılmasınlar” buyurmaktadır.

Kişinin işlediği ameller kabrini nurlandıracağı ve ölünün ruhuna gönderilen sevaplar ve okunan Kur’anlar ve duaların da kabrini nurlandıracağı konusunda pek çok rivayet vardır. Nitekim Bediüzzaman Said Nursi hazretleri namazın kabri nurlandıracağını “Gecede teheccüd namazı kılmak kabir gecesinde ve Berzah karanlığında çok lüzumlu bir ışıktır” (Sözler, 42) sözleri ile ifade etmektedir. Yine Bediüzzaman namazın “kabirde gıda ve ziya, mahşerde senet ve berat, sıratta nur ve burak” (Sözler, 271) olacağını da ifade etmektedir.

Bütün bunlar mü’minler için birer öğüttür. Yüce Allah peygamberimize (sav) “Sen öğüt ver. Çünkü öğüt mü’minlere fayda verir” (Zariyat, 51:55) buyurur. İnanmayanlar için öğüdün hiçbir faydası yoktur. Bir başka ayette de yüce Allah “Allah’tan korkan öğütten faydalanacak, inanmayan, azaba girecek olan kötü kimseler ise öğütten kaçacaklardır” (A’la, 87:10-12) buyurur. Bu nedenle ateşe girecek ve kabir azabına duçar olacak olanlar elbette kabir azabını ve sorgu suali inkâr edeceklerdir. Kabir azabından Allah’a sığınarak küçük günahlardan kaçmayacaklardır.

Peygamberimiz (sav) “Kişi ölünce amel defteri kapanır; ancak üç kişinin amel defteri kapanmaz. Bunlar sadaka-i cariye, kendisinden istifade edilen ilim ve Salih evladın yaptığı ameller ve dulardır” (Müslim, Vasiyet, H. No:1631; Zühd, H. No: 2960) buyurarak buna işaret etmiştir. Bu gibi ameller o mü’minin amel defterine sevap göndermeye devam eder. Kişi günah cihetinden ölmüştür; ancak sevap cihetinde yaşamaya devam etmektedir. Sonuçta kıyamet kopmadan ve mahşere çıkmadan sevapları günahlarına galip gelir, o kişi de kabir azabından kurtulmuş olur.

Kabirde kula en çok fayda veren şey dünyada açtığı güzel çığırdır. Peygamberimiz (sav) “Kim islamda iyi bir çığır açarsa açtığı çığrın ecri ve kendisinden sonra, onunla amel edenlerin ecirleri, sevaplarından hiçbir şey eksilmeden ona aittir. Kim de islamda kötü bir çığır açarsa, açtığı çığrın günahı ve kendisinden sonra onunla amel edenlerin günahları, günahlarından birşey eksilmeden ona aittir.” (Riyâzu’s-Salihîn, H. No:172 s.158; Neseî, Sünen, 5: 99; Tâc, 1: 74) Zira yine peygamberimiz (sav) “Hayra delil olan yapan gibidir (Sunenu İbni- Mâce, H. No: 203, 206, 207) buyurmuşlardır. Mü’minin güzel bir hayır kapısı açması ve bir hizmet çığırı açması ondan faydalananların amellerinin sevabının bir mislini de ölmüş olsa dahi insanlar istifade ettikçe amel defterine geçer, kabrini nurlandırır ve genişlendirir. Şer kapılarını açana da günahı ve azabı aynen artarak devam etemesine sebeptir. Zira “Sebebp olan yapan gibidir” kuralı bunu gerektirmektedir.

3. Kabir Azabına Sebep Olan Ameller:
Kabir azabı iki çeşittir. Birincisi kâfir ve münafıkların azabıdır ki, bu azap süreklidir. İkincisi mü’minlerin tövbe etmeden işledikleri küçük günahlardan kaynaklanan azaptır ki bu azap mü’minlerin ve yakınlarının kendisine hediye ettiği sevaplar ve dualar, okunan Kur’ânlar ve yapılan hayırlarla ortadan kalkar. Bir kısmının cezasını azapla çekmiş olur, diğer kısmı ise affa mazhar olur. Böylece kişi kabir azabından kurtulur. Kabir azabından kurtulan kişi de mahşerin dehşetli hallerinden ve cehenneme girmekten de kurtulur.

Küfür ve inkâr her şeyden önce kabir azabının birinci sebebidir. Allah inkâr eden müşrikleri ve kâfirlerin azabını daha ölüm anından itibaren başlatır. Daha canı çıkmadan cehennemdeki yerini ve Azrail’in (as) dehşetini ona gösterir. Daha sonra kabir azabı başlar. Nitekim peygamberimiz (sav) “Kâfir olan kişiye kabrinde 99 ejderha musallat kılı¬nır. Bu yılan ve ejderhalar ta kıyamet kopana dek, kabirdeki kâfir ve münafıklara böylece sokmak suretiyle azap ederler. Eğer bu ejderhalardan sadece bir tanesi yeryü¬züne bir üflese, onun zehrinden yeryüzünde yeşillikten eser kalmaz, hiçbir bitki yeşermezdi.” (Münziri, Teğib ve Terhib, 4:362)

Tövbe edilerek vazgeçilmeyen küçük günahlar kabir azabına sebeptir. Bunların başında temizliğe dikkat etmemek, tuvalette sıçrantılardan kaçınmamak ve insanların arasını açmak için söz taşımak ve dedikodu yapmak gelmektedir. Nitekim peygamberimiz (sav) bir kabrin yanından geçerken “Bu ikisi kabirlerinde azap görmekteler. Sebebi de büyük günah değil, biri söz götürüp getirirdi, diğeri de tuvalette küçük abdestini yaparken sıçrantılardan sakınmazdı” buyurdular. (Buhari, Cenâiz, 124)

4. Kabirden Sonra Bedenen Dirilmesi:
Kabirde bedenler çürür. Bir kısım bedenler kabre girmeden, yanarak veya canavarlar tarafından parçalanarak yenmiş olabilir. Ancak kabir hayatı ve azabı ruhani olduğu için hepsi “Alem-i Berzahta” sorgu ve suale, azaba ve mükafata mazhar olurlar. Kıyametten sonra ise bedenler yeniden diriltilir. Dirilme keyfiyeti ise peygamberimizin (sav) şu hadisi ile ifade edilmiştir. “Bütün bedenler, etleri ve kemikleri çürür ve toprağa karışır, ancak her insanın kuyruk sokumunda bulunan ve ‘acbü’z-zeneb’ adı verilen gözle görülmeyen bir kemik Allah’ın izni ile yok olmaz ve toprağa karışmaz. Yüce Allah her insanı bu kemik üzerinde yeniden ihya eder. Ona ruh verir ve haşir meydanında bütün insanları toplar.” (Müslim, Fiten, H. No: 2955)

Yüce Allah her bahar bitkileri çekirdeklerinden yeniden dirilttiği gibi insanları da “eczay-ı esasiye ve asliye” olan bir cüz’ünden yeniden diriltecektir. Nitekim yüce Allah “Biz sizi topraktan yarattık, yine ona döndüreceğiz ve bir kez daha sizi o topraktan çıkaracağız” (Taha, 20:55) ferman eder.


Etiketler:  Kabir Azabının Sebepleri Kabir Azabı Münker Nekir Kabri Nurlandıran Ameller
 
< Önceki   Sonraki >