Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Din arrow Kabir Suali ve Azabı
Advertisement
Kabir Suali ve Azabı PDF Yazdır E-posta
Cuma, 31 Aralık 2010
M. Ali KAYA
Cenaze kabre konulana kadar, ruh meleklerin ellerinde cenaze evinden kabre kadar takip ettirilir. Böylece ölen kimse ölümün mahiyetini, geride kalanların durumunu ve cenazesine gelenleri görmüş ve orada cereyan eden olayları izlemiş olur. Böylece ona dünya hayatının mahiyeti ve gerçek yüzü gösterilir. Kabirde insanın dünyada öğrenmesi gerektiği şeylere dair sorular sorarlar. İnsanın yaratılış amacı yaratanını tanımak ve onun rızası istikametinde yaşamak olduğu için melekler de buna dair sorular sorarlar. “Rabbin kimdir?” “Peygamberin kimdir?” “Dinin nedir?” gibi sorular ile o insanı hesaba çekerler.

Kabir ruhani bir hayat olduğu için hiç kimse kendisini bu sualden kurtaramaz. Çünkü ölüm ruhun bedenden ayrılmasıdır. Ölen cesettir ve ruh bakidir. Ceset yansa ve vahşi hayvanlar tarafından parçalansa da ruha bu sualler sorulacaktır. İslam bilginleri kabir hayatının ruhani bir hayat olduğunu ifade ederler. Nasıl ki iki insan aynı mekânda uyurlar. Biri güzel rüya görür; cennet gibi bir yerde dostları ile ziyafet sofrasındadır. Diğeri zindanda azap ve işkence çekmektedir. Aynı odada uyudukları halde birbirlerinden etkilenmez ve birbirlerinden haberleri olmaz. İşte kabir de insan ruhu bunun gibi mükâfat ve ceza görecektir. Kıyametten sonraki diriliş olan haşir ise bedenin tekrar diriltilmesi ve ruhun ona yeniden verilmesi hadisesidir. Bundan dolayı inkâr edenler kabul etmemekte ve Kur’an-ı Kerim de cesedin diriltileceğini ifade ve iddia etmektedir. Cennet ve Cehennem hayatının ruh beden ikilisi ile olacağını, yani cismani olduğunu ifade etmektedir. Bundan dolayı bu dirilişe “Haşr-i Cismânî” denmektedir.
 
Cesedi kabre konunca ruh da cesetle beraber kabrine girer. Oradaki yalnızlık kendisine tattırılır. Sonra “Münker-Nekir” melekleri ölünün ameline göre kendisine görünürler. Şayet dünyadaki ameli iyi ise sevimli iki arkadaş ve dost gibi gelerek kendisine gelmiş olduğu yeni dünyaya, ahiret âlemine “Hoş Geldin” derler. Dünyada yaptıklarını ve kabir için, ahiret için neler hazırladıklarını sorarlar. Sonra dünya hayatının amacı olan, yaratılış gayesi olan hususlarda onları imtihan ederler. “Rabbin kimdir?” “Dinin nedir?” “Peygamberin kimdir?” gibi hayatının gayesi olan soruları sorarlar.

Ölen kişinin ruhu bu sorulara cevap vermekte sıkıntıya düşer, heyecan ve şaşkınlıktan cevap veremez ise dünyada yaptıkları hayırlı işleri ve ibadetleri ona güzel arkadaşlar ve iyi ameller olarak görünür. Okuduğu Kur’ân-ı Kerim, kıldığı namazları, tuttuğu oruçları ve verdiği zekâtları gelerek Münker-Nekir meleklerine cevap verirler. O insan da dünyada yaptığı ibadetlerinin kendisine kabirde ne kadar fayda verdiğini görerek Allah’a şükreder. Bunun üzerine kalbi ve kabri genişlenir. Ruhu “Âlay-ı İlliyyine” çıkarılır ve Cennetten pencereler açılarak Cennetteki makamları kendisine gösterilir. O da sevinç ve sürurla bunları seyre başlar. Böylece milyonlar sene bir saat ve bir gün gibi geçer. Haşrin sabahında meleklerin kendisini bedenine tekrar iade etmesine kadar böyle geçer.

Şayet ölen inkârcı ve günahkâr ise kendisine Münker-Nekir Melekleri ameline göre çirkin görünür. Onların dehşetinden dili tutulur, şaşkınlığı ve korkusu artar. Dünyada Rabbini imanla tanımadığı için “Rabbin kimdir?” sorusuna cevap veremez. Dinin emirlerine uymadığı, farzları yapıp haramlardan kaçmadığı için “Dinin nedir?” sualine cevap veremez. “Peygamberin sünnetine uymadığı ve yolundan gitmediği için de “Peygamberin kimdir?” sorusu cevapsız kalır. Azap melekleri de kabrini daraltırlar, kalbini sıkarlar ve ruhunu “Esfel-i Safiline” götürerek Cehennemden pencereler açarlar ve kendisine Cehennemdeki dehşetli halleri seyrettirirler. Oraya gitme korkusu ve azabın dehşeti kendisine kabir azabı olarak görünür. Ruhu azap içinde kalır. Bu durum da haşir sabahına kadar devam eder. 

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Cehennemi göreceksiniz. Sonra ayne’l-yakîn yine göreceksiniz”  buyurmaktadır. İslam bilginleri bu iki ayetten birincisini kabirde, âlem-i berzahta ruh gözü ile göreceksiniz. İkinci ayetin de haşir sabahından sonra beden gözü ile görüleceğinin ifade edildiğini belirterek kabir azabına delil olarak göstermişlerdir.
 
Yine yüce Allah Kur’an-ı Kerimde inkârcıların “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün ve iki defa dirilttin. Günahlarımızı kabulleniyoruz. Bize bu ateşten bir çıkış yolu yok mu?”  şeklinde serzenişte bulunduklarını ifade eder. Müfessirler bu ayette ifade edilen birinci dirilişin kabirde, ikincisinin de haşirde olduğunu izah etmişlerdir.

Kur’an-ı Kerim kabir azabı ile ilgili olarak Firavun’un ve yandaşlarının “Sabah-akşam ateşe arz olunduklarını, sonra kıyametin kopacağını ve ahirette de şiddetli azaba uğrayacaklarını”  haber vermektedir. Bu ayeti açıklayan müfessirler sabah-akşam kabirde ateşe arz olunduklarını, kıyametten sonra da Cehenneme bedenleri ile gireceklerini ifade ettiğini açıklamışlardır.

Bu ayetler kabir hayatını ve azabını haber vermektedir. Peygamberimiz (sav) daha açık bir şekilde kabir sualinden ve azabından bahsetmiştir. Bu hadislerden birisi şudur: Peygamberimiz (sav) bir gün kabristandan geçerken iki mezardaki ölünün azap çektiklerini gördü. Bunların azap görmelerinin sebebini şöyle açıkladı. Bunlardan birisi koğuculuk yaparak laf taşıdığından, diğeri ise idrar sıçrantısından kaçınmadığı ve temizliğe tam dikkat etmediği için azap görmektedirler” buyurdu. Sonra yaş bir hurma dalını alarak ikiye ayırdı ve mezarların üzerine dikti ve “Bu iki dal kuruyana kadar o ikisinin çektiği azaplarını hafifletmelerini umarım” buyurdular.  İslam bilginleri bu hadisten gıybet ve koğuculuğun günahının büyüklüğünü, temizliğin önemli olduğunu ve mezarlıkların ağaçlandırılmasının gerektiği sonucunu çıkarmışlardır.

Peygamberimiz (sav) buyurdular: “Kul kabre konulup yakınları oradan ayrılırken onların ayak seslerini işitir. Sonra kendisine iki melek gelir. “Muhammed (sav) hakkında ne diyorsun?” diye sorar. Şayet o kul mü’min ise “Ben şahadet ederim ki o Allahın kulu ve elçisidir” diye cevap verir. Melekler ona “Cehennemdeki yerine bak. Allah orayı senin için Cennet bahçelerine değiştirdi” derler. Sonra kabri genişlendirilir ve kabrinden cennet bahçelerine bir pencere açılır.”

Şayet kul münafık ve kâfirlerden ise “Muhammed hakkında ne diyorsun?” denilince “Onun kim olduğunu bilmiyordum; ama herkesin söylediğini söylüyordum” diye cevap verir. Kendisine “Sen onu anlamadın ve ona uymadın” denilir. Sonra kulaklarının arasına demir sopa ile vurulur. O öyle bir çığlık atar ki, onu insanlar ve cinler dışında bütün mahlûkat işitir.”  Daha sonra “Münker ve Nekir” isimli o iki melek kabrini sıkıştırırla ve mahşere kadar o kimseye azap etmeye devam ederler. 
 
Kabir Azabı:
Peygamberimiz (sav) “Kabir, ahret menzillerinden birinci menzildir. Kişi ondan kurtulabilirse, ondan sonrakiler daha kolaydır. Ondan kurtulamazsa ondan sonrakiler bundan daha zor ve daha şedittir”  buyurmuşlardır. Kabirde rahat eden ondan sonra daha rahat eder.

“Kabir azabının hak olduğunu ve vaki olacağını” haber veren peygamberimiz (sav) kabir azabının dehşetini insanların işitmeyeceğini, ancak hayvanların işiteceğini belirtmiştir. Bizzat kendisi her namazda kabir azabından Allah’a sığınmış ve ‘Allahümme ecirnâ mine’n-nâr!’ duasını namazın teşehhüdünde okumamızı istemiştir.

Bir gün peygamberimiz (sav) kabristandan geçerken iki kabri gösterdi ve “Burada yatanlar azap çekiyorlar. Azapları da büyük günahtan dolayı değil, biri gıybet edip laf taşıdığı için, diğeri de idrar sıçrantısından kaçınmadığı ve temizliği dikkat etmediği içindir” buyurdular. Sonra yaş bir hurma dalını ikiye böldüler ve bir parçasını kabrin birine, diğer parçasını diğerinin üzerinde koydular ve “Bu dallar kuruyana kadar azapları hafifler” buyurdular.  Bu hadisten İslam bilginleri kabirde azap çekileceği, kabir üzerinde Allah’ı zikreden ve tesbih eden canlıların ve bitkilerin kabirdekinin azabının hafiflemesine vesile olacağı ve ölülere dirilerin dua ve hayırlarının fayda vereceği hükümlerini çıkarmışlardır.

Kabir azabı cismani bir azap değildir. Yani insan bedenine azap edilecek değildir. Çünkü ceset yanmış ve toprakta eriyip yok olmuş olabilir. Kabir azabı ruhânî bir azaptır. Ruh ölmediği için azabı ruh çekecektir. Nasıl ki, iki insan bir mekânda uyudukları halde rüyalarında biri azap görür, diğeri ziyafette kendisini görür, birbirinden haberi olmaz ve birbirine zarar vermez. Peygamberimiz (sav) “Sizden birisi ölünce kendisine akşam-sabah cennet ve cehennemdeki yeri arz edilir. Kendisine ‘senin kıyamette dirildikten sonra gideceğin yerin burasıdır’ denilir”  buyurarak bu hususu açıklamıştır.

Peygamberimiz bir gün sahabeleri ile beraber bir kabristandan geçiyorlardı. Üzerine binmiş olduğu katır aniden ürktü nerede ise peygamberimizi üzerinden düşürecekti. Peygamberimiz (sav) yanındakilere “Bu kabirdekileri biliyor musunuz, ne zaman öldüler?” diye sordu. Oradakiler “Biliyoruz. Bunlar şirk devrinde ölmüşlerdi” diye cevap verdiler. Peygamberimiz (sav) “Bu ümmet kabirde fitneye maruz kalacaktır. Birbirinizi defnetmemenizden korkmasaydım benim işittiğim kabir azabını sizin de işitmeniz için Allah’a dua ederdim. Kabir azabından Allah’a sığının. Cehennem azabından Allah’a sığının. Fitnelerin açık ve kapalı olan kapılarından Allah’a sığının. Deccalın fitnesinden Allah’a sığının! Deccalın fitnesinden Allah’a sığının!” buyurdular. 

Bu nedenle sabah ve akşam namazlarından sonra ellerinin tersini çevirerek “Allahümme ecirnâ mine’n-nâr!” diye yedi defa cehennem azabından Allah’a sığınmak ve sonra “Allahümme ecirnâ min fitneti’l-mahyâ ve’l-memât! Allahümme ecirnâ min azabi’l-kabri. Allahümme ecirnâ min fitneti’l-mesîhi’d-Deccal!” diye fitnelerden, kabir azabından ve deccalın şerrinden Allah’a sığınmak kuvvetli sünnetlerdendir. Çünkü yukarıdaki hadis-i şerifte görüldüğü gibi peygamberimiz bunu emretmişlerdir.

Peygamberimiz (sav) ayrıca ölünün arkasından bağırarak, ağıt yakarak, saçı-başı yolarak ve yaka yırtarak ağlamanın ölüye azap vereceğini ve kabirde bu nedenle azap göreceğini de belirtmiştir.  Zira bu durumda ölen kimse yakınlarının Allah’a isyan etmesine sebep olmuş olmaktadır.

Etiketler:  Kabir Kabir Suali Kabir Azabı Münker Nekir Münker Nekir Melekleri Kabir Hayatı Ruh Kabir Fitnesi Fitne
 
< Önceki   Sonraki >
FITNE
KABIR
KABIR HAYATı
RUH
MüNKER NEKIR
KABIR AZABı
KABIR SUALI

Asırların Rehberleri: Mücedditler

Hz. İsa ve Günümüz İsevileri

CİHAD

Din, Akıl ve İslam

CUMHURİYETİN MANEVİ TEMELLERİ