Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Din arrow KADER VE KAZA KONUSUNDA BİR ÇALIŞMA
Advertisement
KADER VE KAZA KONUSUNDA BİR ÇALIŞMA PDF Yazdır E-posta
Salı, 13 Mayıs 2008
Yazı Index
KADER VE KAZA KONUSUNDA BİR ÇALIŞMA
Sayfa 2
Sayfa 3

M. Ali KAYA

İslam bilginleri dinin iki temel kaynağı olan Kur’ân-ı Kerimden ve peygamberimizin (asv) hadislerinden yola çıkarak kitaplarında kadere imanı “Kadere yani hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine inanmak” ifadeleri ile ele alıp incelemişlerdir. Bunun anlamı her şeyi Allah-u teâlanın ezelde takdir ederek bu takdire göre yaratmasıdır. Buna inanmak imanın esaslarındandır. Nitekim peygamberimiz (asv) “İman, Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere, yani hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine inanmandır” (Müslim, İman 1; Nesâî, İman 6; Ebu Davud, Sünnet 17; Tirmizî, İman 4) buyurmuşlardır. Bu imanın altı esası birbirini ispat eder ve biri birisiz olmaz. Bunun için imanın bir rüknünü inkâr eden diğerlerine inanmış olsa da küfre girer. İmanı makbul olmaz.


Kur’ân-ı Kerime göre her şey “Takdir-i ilâhîdir” ve “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır.” (Kamer, 54:49; Furkan, 25:2) Ancak kader’in ne olduğu ve mahiyeti bilinmezse herkes kaderi kendi aklına göre anlamaya çalışır. Bu da zihinlerde kargaşa meydana getirir. Bir takım yanlış yorumlar buradan çıkmaktadır. Her şeyden önce kaderin anlamı ve mahiyeti bilmek gerekmektedir. İmam-ı Azam “Allah her şeyi vasıf olarak yazmıştır” der. Yani Allah küfrü ve imanı vasıf olarak yaratmıştır. İmanın mahiyetinde cennet ve küfrün mahiyetinde cehennem vardır. Ragıb El- Isfahanî ise “Müfredat” isimli eserinde “Kader, her şeyin sayısını, miktarını ve ölçüsünü bilmek” şeklinde tarif eder. (El- Müfredât, 403) İlâhî ve ölçü ve kanunların tümü kaderdir. Kader bir başka açıdan kanun demektir. Her şeyin kanununu bilen ve koyan Allah’tır ve her şey kanuna, yani kadere tabidir. Nitekim yüce Allah “Biz her şeyi belli bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer, 54:49; Furkan, 25:2) Bu ayetlerden de anladığımız şudur ki, Allah her şeyin bütün özelliklerini, yerini, zamanını, hayra ve şerre kabiliyetli olarak yaratmıştır.

Her şey insan iradesi ve niyetine göre hayır ve şer olarak sonuçlanacak bir mahiyette Allah tarafından ezelde takdir edilmiştir. Hiçbir şey mutlak hayır ve mutlak şer değildir. Ancak duruma, konuma, şekle, niyete ve amele göre değişmektedir. Bunun için her şey ölçülü ve dengeli olduğu zaman hayır, ifrat ve tefrite düşüldüğü ve ölçü kaçırıldığı zaman şerre sebep olmaktadır. Bunun için bize göre şer olan şeyin yaratılması şer değildir, onu kendi irademizle hakkımızda şerri netice verecek hale getirmek şerdir. Bediüzzaman bunu “Şerri yaratmak şer değil, şerri kesbetmek şerdir” kuralı ile ifade etmiştir.


Kaderin hükmünü icra etmesine, yani yeri ve zamanı gelince vücut âleminde görünmesine ise “Kaza” denilmektedir. Takdir edilen bir şey vücuda gelmeden önce önlemi alındığı zaman kaza olmaktan çıkar. Bu durumda kader de değişmiş olur. Bu Allah’ın ve insanın “İrade”sini hür bir şekilde kullanmasından dolayıdır. Şayet kaderi değiştirmek mümkün olmasaydı o zaman “İrade”nin ve iradeyi kullanmak demek olan “Hürriyet”in hiçbir değeri olmaz ve irade ve hürriyetten bahsedilemezdi.


Allah’ın irade sıfatı vardır ve buna iman etmek farzdır. Allah’ın Sübûtî sıfatları kader üzerinde değişiklik yapmayı gerekli kılar. Allah’ın Sübûtî sıfatları “ Vücut sıfatına bağlı olan İlim, İrade ve Kudret, Semi, Basar, Kelam’dır.” Allah’ın bu sıfatları kâinatın her şeyini kuşatmıştır. Kâinatın ve atomların içini, dışını, altını ve üstünü ışığın her yeri kuşattığı gibi kuşatmıştır. Bunun için Allah her şeyi bilir, her şeyi görür, her şeyi iradesi ile diler ve kudreti ile yaratır. Kur’ân-ı Kerim bunu “Allah arşa istiva etmiştir” şeklinde ifade etmektedir. Arş ve Kürsi Allah’ın her yerde hazır ve nâzır olmasının adıdır.


Her şeyden önce Yüce Allah’ı Zâtî ve Subûtî Sıfatları ile tanımayan birine kaderden bahsetmek yanlıştır, o kişinin de kaderi anlaması imkânsızdır. Çünkü kader Allah’ın ilmi ve iradesi, kazanın da Allah’ın iradesi ve kudreti ile ilgisi vardır. Allah ilmi ile bilir, iradesi ile diler ve kudreti ile yaratır. İlmini, iradesini ve kudretini bilmeyen elbette kaderi anlayamaz. Kaza ve kader de Allah’ın “İlim, irade ve kudret” sıfatlarından bağımsız değildir.


Yüce Allah’ın yaratması ve kaderde hükmederek kaza etmesi “Hikmet”ine ve maslahata tabidir. Allah’ın her işinde binlerce hikmet ve maslahat gizlidir. Yani yüce Allah hikmeti gereği yarattığı şeylerde binlerce faydalar ve gerek ferdî ve gerekse nev-i beşer ve tüm kâinata bakan nice nice faydaları vardır. Biz bunların bir kısmını biliriz, çoğunu da bilemeyiz. Bizim bilmememiz ve bize bakan yönü ile değerlendirip bu halimize göre hüküm vermemiz ve hakkında “kötü ve şerdir” dememiz yanlıştır. “Nice hayır bildiğimiz şeyde şer vardır ve nice şer bildiğimiz şeyde hayırlar gizlidir. Biz bilemeyiz Allah bilir.” (Bakara, 2:216) Bu bakımdan Allah’ın yarattığı her şeyde hayır ve hüsün vardır. Bundan dolayı kaderin her şeyi güzeldir.


 
< Önceki   Sonraki >
İMAN
KADER
KAZA
HAYıR VE ŞER