Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Hadis Dersleri arrow Kaderle Alakalı Hadisler-15
Advertisement
Kaderle Alakalı Hadisler-15 PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 02 Ocak 2012

M. Ali KAYA
Peygamberimiz (sav) yaratılışı anlattı. “Bidayette Allah vardı, O’ndan önce bir başka şey yoktu. O’nun Arşı su üstünde bulunuyordu. Sonra gökleri ve yeri yarattı. Sonra kader defterinde ebede kadar cereyan edecek her şeyi yazdı.” (Buhari, Megâzi, 64, 70; Tevhid, 22; Tirmizi, Menâkıb, 74) “İnsan kendisi hakkında yazılana çalışır. Her amel edene de ameli kolaylaştırılır.” (Müslim, Kader, 8)

Hadisin Açıklaması:
Yaratılış ve tarihin kökenine gitmek insanın merak duygularının başında gelmektedir. Bu nedenle peygamberimize de bu husus sorulmuştur. Peygamberimiz (sav) de “Bidayette Allah vardı, O’ndan önce bir başka şey yoktu. O’nun Arşı su üstünde bulunuyordu. Sonra gökleri ve yeri yarattı. Sonra kader defterinde ebede kadar cereyan edecek her şeyi yazdı” şeklinde cevap vermiştir.

Dünya ve içindekilerin yaratılması konusunda da peygamberimiz (sav) “Dağlar, toprak, ağaçlar, hayvanlar, mekruhlar ve Nur yaratıldı. En son olarak Hz. Adem’in (as) yatıldığı” (Müslim, Sıfatu’l-Kıyame, 27) hususunu da haber vermiştir. İslam bilginler burada mekruhlardan kast edilenin şerler, nurdan kast edilenin de hayır ve faydalar olduğunu belirtmişlerdir. İnsan kâinat ağacının en son meyvesi olduğu için yaratılışı da bütün varlıklardan sonradır. Çünkü meyve ağacın tekamülünden sonra en son olarak yaratılan özdür. Ağaç meyvesi için dikilir ve meyve ağacın çekirdeğini kalbinde taşır ve devamını sağlar.

Dünyaya gelince insanın yaşaması için yaratıldığından Bediüzzaman’ın ifadeleri ile  “Arzın evvel-i hilkatine bakıyoruz ki, mâyi haline gelen bir madde-i seyyâleden taş, ve taştan toprak halk edilmiş. Mâyi kalsaydı, kabil-i süknâ olmazdı. O mâyi taş olduktan sonra demir gibi sert olsaydı, kabil-i istifade olmazdı. Elbette buna bu vaziyeti veren, yerin sekenelerinin hâcetlerini gören bir Sâni-i Hakîmin hikmetidir. Sonra, tabaka-i türâbiye, dağlar direği üzerine atılmış, tâ içindeki dahilî inkılâplardan gelen zelzeleler, dağlarla teneffüs edip, zemini hareketinden ve vazifesinden şaşırtmasın. Hem denizin istilâsından toprağı kurtarsın. Hem zîhayatların levâzımât-ı hayatiyesine birer hazine olsun. Hem havayı tarasın, gazât-ı muzırradan tasfiye etsin, tâ teneffüse kabil olsun. Hem suları biriktirip iddihar etsin. Hem zîhayata lâzım olan sair madenlere menşe ve medar olsun.” (Sözler, 2004, s. 22 pencere)

Yüce Allah “Arzı size beşik yaptık” (Taha, 20:53) buyurur. Zira beşik bebeğin büyümesi ve gelişmesi içindir. Burada çok güzel bir teşbih yapılmıştır. Yeryüzü insan için yaratılmış, insan ise yaratılanlara bakarak yaratanı bilmek ve ona iman edip ibadet emek için yaratılmıştır. Şayet insan kendisinden daha aşağı mertebede olan ve kendisine hizmet için yaratılan varlıklara hizmet etmek için yaratılmış olsaydı bu hem insana büyük bir gadir ve zulüm olur, hem hizmetçisine hizmet etmek insanın şerefine yakışmazdı. Bu yaratılış da abes olurdu.

Bu ve buna benzer hikmet ve maslahata binaen yüce Allah insanı yaratmayı murat edince önce insan-ı kamil olan ve kemal sıfatlara tam bir ayine olup yaratılış amacını gerçekleştiren Hz. Muhammed’in (as) nurunu ve kemaldeki ruhunu yarattı. Onu kâinata bir misal-i musağğar kıldı. Sonra onun amacını gerçekleştirmek için kainatı ve son olarak insanı yarattı. İnsanlardan insan-ı kâmil olan Hz. Muhammed’e (sav) benzeyenleri nurundan faydalandırarak cennete layık ve ehil olarak seçti.

Allah her şeyi sudan yarattı gibi, (Enbiya, 21:30; Nur, 24:45) kâinatı da sudan yarattı. “Allah’ın arşı su üstünde idi” (Hud, 11:7) ayetine göre Allah’ın arşı su hükmünde olan esir maddesi üzerinde imiş. Esir maddesi yaratıldıktan sonra Sâniin ilk icadlarının tecellisine merkez olmuştur. Yani Allah esîri halk ettikten sonra cevâhir-i ferde, yani atomlara ınkılab ettirmiştir. (İşâratu’l-İ’câz, 391) Yüce Allah önce esiri yaratmıştır ve onları tekâsüf ettirerek onlardan atomları yaratmış ve atomlardan da kâinatı var etmiştir. Elbette atomların içinde bulunan esire ve atomlara hükmeden her şeye hükmeder.

Peygamberimiz (sav) Kur’ân-ı Kerimde geçtiği gibi “Allah’ın arşının su üstünde olduğunu” ve ilk olarak esire hükmettiğini ifade ettikten sonra “sonra gökleri ve yeri yarattı” buyurmuş. Ondan sonra da “kalemi yarattığını ve onula her şeyin kaderini yazdığını, bundan sonra hiçbir şeyin değişmeyeceğini” haber vermiştir. Yani Allah dilemedikçe, Allah’tan başka hiçbir güç kaderi değiştiremez. Ancak Allah dilerse dilediği gibi kaderi değiştirir. Zira kanunu yapan değiştirme yetkisine de sahiptir, kanuna uymak durumunda olanlar onu asla değiştiremezler.

Bu nedenle peygamberimiz (sav) insanın kaderi değiştiremeyeceğini “İnsan kendisi hakkında yazılana çalışır. Her amel edene de ameli kolaylaştırılır” (Müslim, Kader, 8) buyurmuşlardır.
 


Etiketler:  Kader Arş Dünya İnsan Allah her şeyi sudan yarattı Arş su üstindeydi
 
< Önceki   Sonraki >
DüNYA
İNSAN
KADER
ARş